Bankacılıkta Aktif Pasif Yönetimi

BANKACILIKTA AKTİF PASİF YÖNETİMİ

Literatürde aktif pasif yönetimi, bir bankanın kârını optimize etmek amacıyla, likidite ve emniyetini de göz önünde bulundurarak, bilançosunun her iki tarafını düzenlemesi ve değiştirmesidir. Bankaların başarılı bir şekilde faaliyet göstermesi için, aktif pasif yönetimi stratejisinin başarılı bir şekilde uygulanması büyük önem taşır. Aktif pasif yönetimi, bir bankanın bilançosunda yer alan finansal varlıkları ve yükümlülükleri yönetmek suretiyle kârlılığını ve riskini optimize etmek için kullanılan bir finansal yönetim stratejisidir. Aktif pasif yönetimi, bankaların piyasa koşullarına uyum sağlamalarını, müşteri ihtiyaçlarını karşılamalarını ve kârlarını artırmalarını sağlamaktadır. Bankacılık sektöründe yaşanan gelişmeler ve değişen piyasa koşulları, aktif pasif yönetimin önemini artırmıştır. Bankalar, aktiflerinin getirilerini ve pasiflerinin maliyetlerini sürekli olarak izleyerek, risklerini yönetmek ve kârlarını artırmak için uygun adımlar atmak durumundadırlar.

Aktif Pasif Yönetimi

Başarılı bir aktif pasif yönetimi uygulaması, bankaların risk yönetimi konusunda daha etkili olmasını sağlar. Ayrıca, bankaların likidite riskini azaltarak, daha az kaynak kullanarak daha fazla kâr elde etmelerine yardımcı olur. Aktif pasif yönetimi stratejisi, bankaların müşteri ihtiyaçlarına göre ürünlerini yönetmelerini ve yüksek karlılığa sahip ürünlerin portföylerini optimize etmelerini sağlar.

1950’li yıllarda bankacılık sektöründe yaşanan gelişmeler uygulanacak başarılı bir aktif pasif yönetimin banka için ne kadar büyük önem taşıdığını ortaya çıkarmıştır. Bankalarda finansal yönetim önceleri aktif yapısı için, 1960’lı yıllarda ise pasif yapısına önceliklendirilerek yapılmıştır. 1970’li yıllarda ise, tek başına aktif ya da pasif yapıya önem verilmesinin sağlıklı bankacılık faaliyetlerini engelleyeceği savunulmuştur. 1980’li yıllardan itibaren bankaların, aktiflerinin getirilerini ve pasiflerinin maliyetlerini sürekli olarak izleyerek, risklerini yönetmek ve kârlarını artırmak için uygun adımlar atmak ve finansal ürün yönetimi yapmak durumunda oldukları öne sürülmüştür.

Burada likidite kavramıyla bankanın muhtemel mevduat çekilmelerini minimum zarar ile ödeyebilmesinin yanında piyasanın kredi ihtiyacını bankayı zarara sokmadan karşılaması kastedilmektedir. Likidite yönetimi, bir bankanın nakit ve nakit benzeri varlıklarının, yükümlülüklerine zamanında ve uygun maliyetle karşılanabilmesi için yönetilmesidir. Bankalar, müşterilerinin nakit ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için sürekli olarak likidite ihtiyaçlarını analiz etmeli ve buna göre tedbirler almak durumundadırlar.

Bankalar, likidite yönetimi için genellikle aşağıdaki yöntemleri kullanırlar:

  • Nakit yönetimi: Bankalar, nakit giriş ve çıkışlarını sürekli olarak takip ederek, nakit ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli nakit tutarlarını ellerinde bulundururlar.
  • Menkul kıymet yönetimi: Bankalar, likiditesini artırmak için, yatırım amaçlı menkul kıymetler gibi yüksek likiditeye sahip varlıkları portföylerinde bulundurabilirler.
  • Kredi yönetimi: Bankalar, kredi portföylerini yöneterek, riskli müşterilerle çalışmamak ve kredilerin geri ödeme kapasitesini analiz etmek suretiyle likidite riskini azaltabilirler.
  • Merkez Bankası kaynakları: Bankalar, likidite ihtiyaçlarını karşılamak için merkez bankalarının sunduğu kaynakları kullanabilirler.
  • Dış kaynaklar: Bankalar, likidite ihtiyaçlarını karşılamak için kısa vadeli borçlanma ya da swap işlemleri gibi dış kaynaklardan yararlanabilirler.

Likidite yönetimi, bankaların finansal piyasalardaki volatilite, makroekonomik koşullar ve müşteri taleplerindeki değişimlere hızlı bir şekilde uyum sağlayabilmelerini sağlamaktadır. Başarılı bir likidite yönetimi, bankaların finansal istikrarını ve güvenilirliğini artırırken, maliyetlerini azaltarak kârlarını artırmasına da yardımcı olur.

Emniyet kavramıyla ise bankanın özsermayesinin yeterli ve kaliteli olması, diğer bir deyişle banka sermayesinin karşılayacağı olası likidite, kredi ve faiz risklerinin doğuracağı zararları karşılama gücü kastedilmektedir. Bankaların finansal istikrarını sağlamak için özsermaye yeterliliği gereklidir. Bankanın özsermayesi, bankanın risklerini karşılamak için gerekli olan sermaye miktarını ifade eder. Bankanın özsermayesi yeterli ve kaliteli olmadığı takdirde, banka riskli durumlarda karşılaşabileceği zararları karşılamakta zorlanabilir ve finansal istikrarı tehlikeye girebilir.

Bankaların finansal istikrarını sağlamak için, uluslararası finansal düzenleyiciler özsermaye yeterlilik oranı gibi kriterleri belirlemişlerdir. Bu kriterler, bankaların belirli bir oranda özsermayeye sahip olmalarını ve belirli bir seviyede riskleri karşılamak için özsermaye ayırmalarını gerektirir.

Özsermaye yeterliliği, bankaların finansal risklerini yönetirken önemli bir faktördür. Yeterli özsermaye, bankaların yüksek riskli müşterilerle çalışma ve büyük ölçekli yatırımlar yapma kabiliyetini artırırken, aynı zamanda bankanın finansal güvenilirliğini ve istikrarını da sağlar. Bu nedenle, bankaların özsermayelerinin yeterli ve kaliteli olması, bankaların emniyetini sağlamak için çok önemlidir.

Aktif Pasif Yönetimin Unsurları

Bankanın sağlıklı bir aktif pasif yönetim gerçekleştirebilmesi için birtakım unsurların bir araya gelmesi gerekmektedir. Bunlar;

  • Bankanın yönetim politikası belirlenmiş olmalı,
  • İyi koordine edilmiş bir aktif pasif yönetim komitesi kurulmalı,
  • Tüm hedef ve amaçlar miktar ve oran olarak belirlenmeli,
  • Kısa ve uzun dönem faiz oranları tahminleri yapılmalı,
  • Kabul edilebilir faiz riski tespit edilmeli,
  • Aktif ve pasif yapılar analiz edilmeli,
  • Ekonominin, bankacılık sektörünün ve iş yapılacak sektörlerin analizleri yapılmalı,
  • Üst yönetimin eğitimine gerekli özen gösterilmeli,
  • Güvenilir bir raporlama sistemi geliştirilmeli,
  • Hedef olarak belirlenen rakamlar ilgili personele duyurulmalı,
  • Sonuçlar devamlı suretle değerlendirilmeli ve gerekli değişiklikler ivedilikle yerine getirilmelidir.

Aktif-Pasif Komitesi

Bankalarda, bilançonun stratejik olarak ele alınması aktif-pasif yönetimi toplantılarında yapılmaktadır. Bankanın mevduat ve kredilerinde görülen trendlerin, bankanın likiditesinin ve döviz pozisyonlarının, faiz oranları ve döviz kurları trendlerinin, denetleyici kanun değişikliklerinin ve makroekonomik durumun ele alındığı aktif-pasif yönetimi toplantısı haftada bir kere yapılmaktadır. Bankanın reklam politikası yine bu toplantılarda belirlenmekte ve sürekli takip edilmektedir. Aktif Pasif Komitesi (APK), bankaların aktif ve pasif yönetim işlemlerini koordine etmek için kurulan bir komitedir. APK, bankanın bilançosunda yer alan aktif ve pasif kalemler arasındaki riskleri yönetir ve bankanın kârlılığını artırmak için uygun faiz oranları, vadeler ve diğer finansal araçlar gibi stratejileri belirler.

APK, bankanın üst yönetimi tarafından atanan bir grup uzman tarafından oluşturulur ve bankanın finansal istikrarını sağlamak için önemli bir rol oynar. APK, banka genel müdürü, kredilerden sorumlu genel müdür yardımcıları, danışmanlar, mali kontrolden sorumlu genel müdür yardımcısı, bireysel hizmetlerden sorumlu genel müdür yardımcısı, fon yönetiminden sorumlu genel müdür yardımcısı ve reklam müdürü olmak üzere en az 4 en fazla 8 kişiden oluşmaktadır.

APK, bankanın risk profilini belirleyerek, karşılaşabileceği riskleri analiz eder ve önlemler alarak riskleri en aza indirir. Komite, aktif ve pasif yönetim arasında denge sağlayarak, bankanın uzun vadeli istikrarını sağlamak için çalışır. Ayrıca, bankanın aktif ve pasiflerinin performansını izler, risk yönetimi politikalarını gözden geçirir ve finansal istikrarı sağlamak için gerekli tedbirleri alır.

APK’nin ana görevleri arasında aşağıdakiler yer almaktadır;

  • Bankanın aktif ve pasif kalemleri arasında risk dengesini sağlamak,
  • Bankanın finansal hedefleri ile uyumlu olarak faiz oranları, vade ve diğer finansal araçları belirlemek,
  • Bankanın risk yönetimi politikalarını gözden geçirmek ve güncellemek,
  • Bankanın aktif ve pasiflerinin performansını izlemek ve analiz etmek,
  • Bankanın likidite risklerini yönetmek ve uygun önlemleri almak,
  • Bankanın yasal ve düzenleyici gerekliliklere uyumunu sağlamak,
  • Net faiz marjının arttırılması ve istikrarın sağlanması,
  • Bilanço dışı işlemler ile -teminat mektubu, akreditif, kabul kredisi, swap, v.s.- faiz dışı gelirlerin arttırılması,
  • Faiz dışı giderlerin kontrol edilmesi,
  • Kredi kalitesinin korunması,
  • Faiz dışı giderlerin kontrol edilmesi,
  • Kredi kalitesinin korunması,
  • Sermaye yeterliliğinin sağlanması,
  • Vergi yükünün azaltılmasından oluşmaktadır.

Komitenin sağlıklı çalışabilmesi için banka ana stratejilerinin, ilkelerinin, risk alma konusundaki yaklaşımlarının, pazar payı, ürün yelpazesi ve bilanço büyüklükleri hedeflerinin belirlenmiş olması gerekmektedir. Bankalar, hedefledikleri kâr miktarına ulaşabilmek için banka yönetimince belirlenmiş olan risk bankanın likiditesini etkilemeyecek şekilde bilanço içi ve bilanço dışı işlemler yapmaktadırlar.

Dünya’da yüksek enflasyonu düşürmek için  sıkı para politikası uygulanmakta ve faiz oranlarındaki artış bankaların aktif ve pasif yönetiminde baskıya neden olmaktadır. Bankaların varlık kalemlerinden biri olan devlet tahvillerinin getirisi düşmekte, bunun yanında topladıkları kaynakların maliyeti yükselmektedir. Halihazırda Türkiye’de ise kısa vadeli kredilerin payı artmaktadır. Bankacılık sektörü ise son bir yılda orta ve uzun vadeli kredilerin toplam krediler içindeki payını azaltırken kısa vadeli kredilerin payını artırmaktadır. Örneğin 2021 yılı sonunda kısa vadeli kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 31,1 ve 1.53 trilyon TL iken bu oran 2023 Ocak ayında yüzde 43,9’a yükselmiştir ve bankaların vade riski azalmıştır. Öte yandan 90 güne kadar olan mevduatın toplam mevduat içindeki payı 2021 yılı sonunda yüzde 91,6 iken bu oran 2023 Ocak ayında yüzde 84,8’e gerilemiştir. Özetle kredilerde vade kısalırken fonlama süreleri artmıştır. Sektörde en önemli riskinin artan mevduat maliyeti olduğunu söyleyebiliriz. Sonuç olarak, bankalarımız, aktif pasif yönetimi yaparak yükümlülüklerini en düşük maliyetle, varlıklarını ise en yüksek getiri ile yönetmeye çalışmaktadırlar.

KAYNAKÇA

İnal, İnci Didem. 2000. “Bankalarda Aktif Pasif Yönetiminin Önemi”. İstanbul Üniversitesi.

One thought on “BANKACILIKTA AKTİF PASİF YÖNETİMİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir