DOLAR HEGEMENYONYASININ TARİHİ VE AVANTAJLARI -1-

İSLAMİ FİNANS ENDÜSTRİSİNDE KURUMSAL VE YASAL ALTYAPI

Özet

İslami finans endüstrisi son elli yılın en hızlı büyüyen ve üzerinde en fazla araştırma yapılan konularından biridir. Bu zaman zarfında söz konusu gelişimde elbette kurumsallaşmanın rolü büyüktür. Özellikle 1970’li yıllarda Dünya’da başlayan kurumsal yapının oluşturulması, Türkiye’de 1980’li yıllarda faizsiz finans konusunun gündeme alınmasına vesile olmuştur. 24 Ocak Kararları ile açık bir ekonomiye göz kırpan Türkiye, yakın coğrafyasında yükselen petrol fiyatları nedeniyle hızla biriken döviz rezervlerinden pay almak istemiştir. Çalışmada o tarihten bu yana faizsiz finans endüstrisinin yasal gelişimi ortaya konmuştur. İlaveten günümüzde hem yasal zeminin güçlendirilmesi bunun yanında denetim hususunda işlev gören kurumlar aktarılmıştır. Dünya’da ise İslami finansın gelişiminde, İslam İş birliği Teşkilatı (İİT) ve İslam Kalkınma Bankası (İKB) gibi uluslararası kuruluşların önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Bu kurumlara ilaveten denetleme, düzenleme, finansman, eğitim gibi konularda İslami finans endüstrisinin gelişmesine zemin hazırlayan uluslararası kurumlar bulunmaktadır. Bütün bu ulusal ve uluslararası yapı bütüncül olarak ortaya konarak literatüre katkı yapmak amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: İslami finans, yasal düzenleme, denetim, kurumsal yapı, İslam Kalkınma Bankası

GİRİŞ

Modern İslami finans ekosisteminin tohumları özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasında atılmaya başlanmıştır. Bağımsızlıklarını kazanan birçok İslam ülkesinde ilim adamları İslami finansın düşünsel altyapısını kurgulamışlardır. 1960’lardan sonra büyüme süreci başlamış ve birçok büyük İslami finans kurumunun kurulması 1970’lerdeki petrol krizinin neticesinde petrol fiyatlarının yükseldiği dönemde gerçekleşmiştir. Ortadoğu’da ve diğer petrol zengini Müslüman ülkelerde hızla artan döviz rezervleri finans endüstrisinin büyümesini sağlamıştır. Bu dönemde birçok ulusal veya uluslararası İslami finans kurum ve kuruluşları hayata geçirilmeye başlanmıştır. Mısır’da 1972 yılında kurulan “Nasıl Sosyal Bankası” İslami sosyal bankacılık faaliyetlerini amaçlamış bir ulusal finans kurumudur. Ardından 1973 Aralık ayında Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde o zamanki adıyla İslam Konferansı Örgütü’nün himayesinde gerçekleştirilen bir toplantıda “İslam Kalkınma Bankası” nın kurulması kararlaştırılmıştır. Müslüman ülkelerde iktisadi ve sosyal kalkınmanın sağlanması, yoksulluk ve işsizlikle mücadele, zekât kurumunun oluşturulması, toplanan zekatların dağıtılması ile Müslümanların hac görevlerinin finansmanı gibi konularda hem işlevsel hem de kurumsal çalışmalar yapılmıştır.

Aralık 1973’te kurulması kararlaştırılan “İslam Kalkınma Bankası’nın açılışı ve yönetim kurulunun oluşturulması Temmuz 1975’te yapılmış ve banka, Ekim 1975’te resmen açılmıştır. Banka’nın üyesi olsun veya olmasın Müslüman toplulukların ekonomik ve sosyal kalkınmalarının sağlanması ve sürdürülebilir kılınması esas amaç olarak belirlenmiştir. Aynı yıl, tüm uygulamalarını İslami ilkelere göre şekillendiren Birleşik Arap Emirlikleri’nde “Dubai İslam Bankası” kurulmuştur.

1980 yılından 2000 yılına kadar, İslami finans ekosistemi kurumsal, hacimsel ve ürün çeşitliliği itibariyle sürekli olarak büyümüştür. İslami finans mühendislerinin bu dönemdeki çalışmaları daha çok konvansiyonel sistemden uyarlama üzerine olmuş, finansal yenilikleri kullanarak İslami ürün yelpazesini genişletmeye çalışmışlardır. Bu hızlanma, esas olarak petrol gelirleriyle beslenen ve şer’i uyumluluğa vurgu yapan fakat paranın zaman değerini önceleyen İslami finansörlerin operasyonel sorunlarına ve finansal kurumlarının çalışma tarzlarına şer’i kurulları ile somut çözümler bulma üzerine olmuştur (Ouendi, 2015).

İslami finans ekosisteminin gelişimi 2000’li yıllardan sonra özellikle İslami sermaye piyasalarının gelişimiyle büyümesini sürdürmüştür. Son elli yılda yaşadığı büyüme ve gelişim literatüre de yansımış, çok sayıda araştırma ve incelemenin konusu olmuştur. 2008 yılında ABD’nde ve bütün Dünya’da etkisini gösteren finansal krizde konvansiyonel sisteme göre daha az kırılgan yapısıyla küresel cazibe haline gelmiş Müslüman yatırımcıların yanında Müslüman olmayan yatırımcılarından da ilgi odağı olmuştur.

Türkiye’de İslami finansın veya ülkemizde daha çok kullanılan adıyla faizsiz finansın gelişimi modern İslami finansın gelişmeye başladığı 1980’li yıllara tekâbül eder. O yıllarda açık ekonomiye geçiş yapan Türkiye’de de petrol sermayesinden pay almak hedeflenmiş, aynı zamanda yurtiçi tasarruf sorununa çözüm bulmak istenmiştir.

  1. TÜRKİYE’DE FAİZSİZ FİNANSIN YASAL ALTYAPISI VE TARİHÇESİ

Türkiye’de faizsiz finans faaliyetleri ilk faizsiz finans kurumlarının “Özel Finans Kurumu” adıyla 1985 yılında kurulmasıyla başlamıştır. Bu kurumların yasal dayanağını 1983 yılında yayınlanan “Özel Finans Kurumlarının Kurulması (ÖFK) Hakkında 83/7506 Sayılı Kararname Eki Karara İlişkin Tebliğ” ile oluşturulmuştur. Resmî Gazete’nin 19 Aralık 1983 tarih ve 18256 sayılı mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 15 Aralık 1983 tarih ve 83/7506 sayılı kararname, Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 1567 sayılı Kanun’a dayanılarak faizsiz finans faaliyetlerinin önünü açmıştır. Bankalar hakkında 70 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 90. maddesi, bankalar dışındaki mali kuruluşların, kuruluş ve faaliyetlerinin söz konusu KHK’ye tabi olmayacağını ve uyulacak esasların Bakanlar Kurulu’nca tespit edileceğini hükme bağlamıştır.

O dönemdeki adıyla Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ve T.C. Merkez Bankası ÖFK’larını denetleme ve düzenlemeye yetkili kılınmıştır.

ÖFK’larının kurulmasında iki önemli faktör rol oynamıştır. 1974 yılından itibaren petrol fiyatlarında devamlı ve hızlı artışlar petrol üreticisi Müslüman ülkelerin döviz rezervlerini önemli ölçüde artırmıştır. Bu sermaye birikimi söz konusu ülkeleri yoğun kalkınma programları uygulamalarına zemin hazırlamıştır. Bu sermaye akışından pay almak isteği birinci nedendir. İkincisi yurtiçinde faize duyarlı bir kesimin tasarruflarını yastık altı olarak tabir edilen kayıt dışı şekilde tutulan fonların üretim sürecine sokulmak istenmesidir. Bu yasal düzenleme tasarruf açığı olan Türkiye’de önemli bir adım teşkil etmiştir.

Yasal altyapının oluşturulmasının akabinde 1985 yılında Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş. ile Faisal Finans Kurumu A.Ş. ilk kurulan ÖFK’ları olmuştur. 1989 yılında ise Kuveyt Türk Evkaf Finans Kurumu A.Ş. kurulmuştur. 1991 yılından itibaren ise yerli sermayeli Anadolu Finans Kurumu A.Ş., İhlas Finans Kurumu A.Ş. ve Asya Finans Kurumu A.Ş. sisteme girmiştir.

1999 yılında Türk Bankacılık Sektöründe önemli bir hamle daha yapılmış ve üst bir denetim ve düzenleme kurumu olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kurulmuştur. Bu kurum, 18.06.1999 tarihinde 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile oluşturulmuştur. 17.12.1999 tarihinde 4491 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle bankacılık mevzuatı güncellenmiştir. Bu Kanun değişikliği ile Avrupa Birliği normlarına büyük ölçüde uyum sağlanmış, Basel düzenlemelerine tabi olarak sermaye yeterlilik kriterleri benimsenmiş ve uluslararası standartlarda bir yapıya kavuşturulmuştur.

ÖFK’ların 2000’li yıllara değin bankacılık sektöründen aldıkları pay oldukça cılız seviyelerdedir. Bu kurumların faaliyetleri siyasi erkin gözetim ve denetiminde olması gelişimlerinin önünden engel ve belirsizlik yaratmıştır. Bir banka statüsü taşımayan ÖFK’larının uzun süre dahil olması geren yasal çerçeve tartışılmıştır. Bu tartışmalarda genel olarak üç farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bunlar;

  • Yalnız ÖFK’larını düzenleyen ayrı bir kanunun çıkarılması,
  • ÖFK’larının mevcut konumlarını koruyacak şekilde Bankalar Kanunu kapsamı içerisine alınması,
  • ÖFK’ların Bankalar Kanunu kapsamına alınması ancak diğer bankaların da bir pencere açarak ÖFK faaliyetlerini yapar hale gelmelerinin sağlanması şeklindedir.

Yapılan hukuki çalışmalar neticesinde ikinci seçenek uygun görülerek ÖFK’larının hukuki altyapılarını güçlendirmek esas amacıyla 4389 sayılı Bankalar Kanunu kapsamına 17.12.1999 tarih ve 4491 sayılı Bankalar Kanunu’nun 20. Maddesine ilave edilen 6 no’lu fıkra ile alınmışlardır. Bu kanun, 19.12.1999 tarihinde 23911 sayılı Resmî Gazete ‘de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu değişiklikle 83/7506 sayılı kararname ve bu kararnameye istinaden çıkarılmış olan bütün mevzuat yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan yeni düzenleme yapılıncaya kadar yürüklükten kaldırılan mevzuatın Bankalar Kanunu’na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlanmıştır. İlaveten iki yıllık bir geçiş süreci öngörülmüş, bu süre sonunda durumlarını Bankalar Kanunu’na uyarlayamayan tasfiyeye tabi tutulacağı karara bağlanmıştır (Yahşi, 2001).

ÖFK’lar Tasarruf Sigorta Mevduat Fonu (TMSF) ile Türkiye Bankalar Birliği’ne (TBB) ilişkin hükümlere bağlı tutulmamışlardır. 1999 yılında ÖFK’ların Bankalar Kanunu Kapsamına alınması gelişim ve büyümeleri için önemli bir dönüm noktası olmuştur.

ÖFK’larının tasfiye süreci Özel Finans Kurumları Birliğince yürütülmekteydi. Bu birlik tarafından tayin edilen beş kişilik tasfiye kurulu bu süreci yürütmekteydi. 12.5.2001 tarihli Bankalar Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 4672 sayılı Kanun ile kurulan Güvence Fonu tasfiye edilerek bu fonun varlıkları TMSF’na aktarılmıştır.

2005 yılına gelindiğinde ÖFK ile ilgili çok önemli bir düzenleme hayata geçmiştir. 19.10.2005 tarihinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hayata geçirilmiştir. ÖFK’ları bu kanun ile Katılım Bankasına dönüştürülmüştür. Bu önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönüşümle birlikte katılım bankaları asli işlevlerine biraz daha yakınlaşarak kurumsal dönüşüm ve büyüme sürecine girmişlerdir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile katılım bankalarının tasfiye sürecinin takibi TMSF’ye devredilmiştir. Tasfiye süreci artık TMSF Tasfiye Kurulunca takip edilmeye başlanmıştır. Katılım Bankaları da diğer bankalar gibi faaliyet izni kaldırılmadan önce, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilebilecektir. İlaveten ÖFK’larının isimlerinin Katılım Bankası olarak değiştirilirken “Özel Finans Kurumları Birliği” de “Türkiye Katılım Bankaları Birliği” olarak değiştirilmiştir.

Katılım Bankası niteliğini haiz olan bu kurumlar 2000’li yıllarda özellikle sermaye piyasalarında büyümelerini sürdürmüşlerdir. Halka açılmaların yaşandığı bu yıllarından ardından 2010’ndan sonra katılım endeksleri, katılım portföyleri ve katılım emeklilik kurumlarının oluşturulduğu, devlet tarafından kurulan yeni katılım bankalarının sisteme girdiği görülmektedir. Halihazırda üçü özel sermayeli, üçü de devlet sermayeli olmak üzere altı adet katılım bankası faaliyet göstermektedir.

Türkiye’de 1985 yılında faaliyet göstermeye başlayan faizsiz finans kuruluşlarının sektör payı 2000’li yıllara kadar çok düşük düzeylerde seyretmiştir. 2005 yılından sonra ise hızlı bir büyüme sürecine girmişlerdir. Öte yandan 2022’de yüzde 7,5 civarında olan sektör payları halen istenilen seviyelerde değildir. 2022 yılında yayınlanan faizsiz finans strateji belgesinde, katılım bankalarının ayrı bir faizsiz finans kanunu altına alınması hedefi gerçekleştiğinde sektör için yine önemli bir dönüm noktası olacaktır. Aşağıdaki tabloda faizsiz finans sürecinin kronolojik gelişimi yer almaktadır.

Tablo 1. Türkiye’de Faizsiz Finans Sisteminin Gelişim Süreci

Kaynak: TKBB, 2023 ve CFO Mevzuat ve Standartlar, 2023

 

  1. İSLAMİ FİNANSIN TÜRKİYE’DE İŞLEVSEL VE YASAL ALTYAPISI
    1. FAİZSİZ FİNANS KOORDİNASYON KURULU (FFKK)

2015 yılında Başbakanlık tarafından yayınlanan 15/17 sayılı Genelge ile faizsiz finans sektörü hızla geliştirilmesi ve büyümesi hedeflenmiştir. Ayrıca 10. Kalkınma Planı ve 64’üncü Hükümet Programı’nda faizsiz finansın geliştirilmesi ve koordinasyonunun sağlanması amaçlanmıştır.

FFKK, Hazine Müsteşarlığı ile sekreterya ve kurumlar arasında koordinasyon faaliyetlerini yürütmektedir. Kurul dokuz kişiden oluşmaktadır. Beş kişi ile toplanabilen kurul kararlarını çoğunluk esasına göre almaktadır. Düzenlemede en az 4 kişi şartı bulunmaktadır (Akdemir, 2017). Bu husus eleştirilmekte olup, çoğunluğun değil çoğulculuğun, karar birliğinin olması önerilmektedir. FFKK, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanın liderliğinde toplanmaktadır. Kurul üyeleri arasında Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı, Maliye Bakanlığı Müsteşarı, Hazine Müsteşarı, TCMB Başkanı, BDDK Başkanı, SPK Başkanı, Borsa İstanbul Genel Müdürü, Türkiye Katılım Bankaları Birliği Başkanı, Katılım Sigortacılığı Derneği Başkanı yer alır.

Genelgede FFKK’nun yılda en az üç kez toplanacağı, gerektiğinde Kurul Başkanının talebi üzerine olağanüstü toplanabileceği belirtilmektedir. İlaveten meslek birlikleri, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları (STK) ve özel sektör temsilcileri davet edilebilmekte, alt kurul, komite ve çalışma gruplarında yer alabilmektedir.

Kurul tarafından alınan kararların takibi Hazine Müsteşarlığı tarafından yerine getirilmektedir.

Kurulun amacı faizsiz finans sisteminin daha hızlı ve sağlıklı geliştirilmesidir. İstanbul’un bir finans merkezine dönüştürülmesinde faizsiz finans ekosisteminin önemli katkı sunacağı beklenmektedir.

    1. FAİZSİZ FİNANS KANUN TASLAĞI

BDDK, 2017 yılında faizsiz finans sektörü için önemli bir kanun taslağı hazırlamıştır. 26-27 Eylül 2017 tarihlerinde organize edilen Faizsiz Finans Kanun Taslağı Çalıştayı sektör için önemlidir. Kanun çalışmaları hâlâ devam etmekte olup Eylül 2019 tarihinde 30888 sayılı Resmî Gazete ‘de BDDK tarafından Faizsiz Bankacılık İlke ve Standartlarına Uyuma İlişkin tebliğ yayınlanmıştır.

BDDK, faizsiz finans sektörü için hazırladığı kanun taslağını 10. Kalkınma Planı’na göre hazırlamış ve uluslararası standartlara uygun olmasına özen göstermiştir. Taslak, İslami Finansal Hizmetler Kurulu (IFSB) ve İslami Finans Kuruluşları İçin Muhasebe ve Denetim Organizasyonu (AAOIFI) gibi uluslararası kurumlar tarafından belirlenen standartlar dikkate alınarak hazırlanmıştır.

İlaveten bu taslağın oluşturulmasında faizsiz finans konusunda piyasa derinliği olan Malezya, Bahreyn, Endonezya, BAE, Kuveyt gibi ülkelerin yasal düzenlemelerini, Lübnan, Pakistan ve İran gibi ülkelerin uygulamalarının incelendiği belirtilmiştir.

Son olarak faizsiz finans üzerine yapılmış literatür taranarak akademik çalışmalardan faydalanıldığı ifade edilmiştir (Akdemir, 2017).

    1. MERKEZİ DANIŞMA KURULU

Türkiye Katılım Bankaları Birliği, 22.02.2018 tarihinde BDDK kararı ile Merkezi Danışma Kurulunu oluşturmuştur. Bu kurul, katılım bankalarının şer’i danışma kurullarından seçilen temsilcilerden oluşmaktadır (BDDK, 2018).

Türkiye’de ise Danışma Kurulu olarak adlandırılan bu mekanizma Dünya’da Sharia Board olarak bilinen organizasyonel yapıdır. Bu yapı, katılım bankalarının faaliyetlerinin meşruluğuna yönelik fetva sürecini işletir (Dinç, 2016). Danışma kurulunun oluşumu, görev, çalışma usul ve esasları hakkında tebliğe göre katılım bankacılığı konusunda uluslararası kuruluşlarının yayınladığı standartlara uygun ilkeler koymak ve düzenlemeler yapmak, gerekli durumlarda uygulamadaki farklılıkları gidermek, değerlendirmeler yapmak, faizsiz finans hakkında görüş bildirmek, eğitimi amaçlı programlar düzenlemek, yayınlar yapmayı amaçlamaktadır.

Üye sayısı kırk yedi olan Danışma Kurulu’nun aldığı kararların bağlayıcı olması öngörülmüştür. Katılım Bankalarının ve diğer faizsiz finans kurumlarının İslâmi ilke ve esaslara uygun olarak faaliyet göstermelerini sağlamak amacıyla görev ve yetkileri net bir şekilde belirlenmiştir. Ayrıca kurulun bağımsızlığı önemsenmiş ve gerekli tedbirler alınmıştır.

    1. FAİZSİZ FİNANS MUHASEBE STANDARTLARI

2005 yılında yayınlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ÖFK’lar katılım bankası statüsüne kavuşmuştur. Bu dönüşüm bu kurumların Türk Muhasebe Standartlarına uyum gereksinimini doğurmuştur. Türkiye’de konvansiyonel bankalar ile katılım bankaları yürürlükteki Bankacılık Kanunu ve mevzuatına tabi olarak faaliyet göstermektedir. Özü itibariyle faizsiz çalışma sistemini haiz katılım bankalarının aynı muhasebe standartlarına tabi olarak faaliyet göstermesi sıkıntılara yol açmaktadır.

2013 yılından itibaren, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereği Türkiye’deki bankaların finansal tabloları standart hale getirilmiş ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ve Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) uyumlu Tekdüzen Hesap Planı (THP) kullanmaları zorunluluğu getirilmiştir. Bu nedenle, Katılım Bankaları da konvansiyonel bankalar gibi benzer bir hesap planı kullanarak işlemlerini muhasebeleştirmek ve raporlamak zorundadır.

KGK, 21 Mayıs 2019’da faizsiz finans kurumları için 8 standarttan oluşan ilk “Faizsiz Finans Muhasebe Standartları’nı yayınlamıştır. Bu, faizsiz finans kurumlarının faaliyetlerini daha kolay ve uygun bir şekilde raporlamalarına imkân vermiştir. KGK, AAOIFI tarafından yayımlanan standartları inceler, Türkçe ‘ye çevirir, sorumlu kurul tarafından düzenlenir ve denetlenir. Sonrasında kurumun web sitesinde değerlendirmelere sunulur (Çemberlitaş, 2019) .

Düzenleme faizsiz finans kuruluşlarının zekât ve sadaka fonları ile karz fonlarının kaynaklarını ve kullanımlarını raporlamalarını zorunlu kılmıştır. Bu düzenlemenin etkileri KGK, BDDK ve TKBB tarafından takip edilmektedir. Türk bankacılık sektörü ve Türk katılım bankacılığı üzerindeki etkisi incelenmektedir (Kartal & Ay, 2019).

Tablo 2. KGK Tarafından Yayınlanan Faizsiz Finans Muhasebe Standartları

FFMS 1FİNANSAL TABLOLARDA GENEL SUNUM VE AÇIKLAMA
FFMS 3MUDÂREBE FİNANSMANI
FFMS 4MÜŞÂREKE FİNANSMANI
FFMS 7SELEM VE ALT SELEM
FFMS 8İCÂRE VE İCÂRE MÜNTEHİYE BİTTEMLÎK
FFMS 9ZEKÂT
FFMS 10İSTİSNÂ VE ALT İSTİSNÂ
FFMS 14YATIRIM FONLARI
FFMS 16YABANCI PARA İŞLEMLERİ VE YURTDIŞINDAKİ İŞLETMELER
FFMS 18GELENEKSEL FİNANS KURULUŞLARI TARAFINDAN SUNULAN FAİZSİZ FİNANS HİZMETLERİ
FFMS 21VARLIKLARIN TRANSFERİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
FFMS 22BÖLÜMLERE GÖRE RAPORLAMA
FFMS 23KONSOLİDASYON
FFMS 24İŞTİRAKLERDEKİ YATIRIMLAR
FFMS 26GAYRİMENKUL YATIRIMLARI
FFMS 27YATIRIM HESAPLARI
FFMS 28MURÂBAHA VE DİĞER VADELİ SATIŞLAR
FFMS 30DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ, KREDİ ZARARLARI VE EKONOMİK AÇIDAN DEZAVANTAJLI TAAHHÜTLER
FFMS 31YATIRIM VEKÂLETİ (EI-VEKÂLE Bİ’L İSTİTHMAR)
FFMS 32İCÂRE
FFMS 33SUKUK, PAY VE BENZERİ ARAÇLARA YAPILAN YATIRIMLAR
FFMS 34SUKUK SAHİPLERİ İÇİN FİNANSAL RAPORLAMA
FFMS 35RİSK YEDEKLERİ
FFMS 36FAİZSİZ FİNANS MUHASEBE STANDARTLARININ İLK KEZ UYGULANMASI
FFMS 38VAAT, OPSİYON VE KORUNMA
FFMS T1KATILIM ESASLI FAALİYET GÖSTEREN SİGORTA VE BİREYSEL EMEKLİLİK ŞİRKETLERİNİN FİNANSAL TABLOLARINDA GENEL SUNUM VE AÇIKLAMA

Kaynak: KGK (Faizsiz Finans Standartları, 2023).

 

  1. ŞER’İ KURULLAR

İslami finans kurumlarınca yapılan iş ve eylemler, İslami finans prensipleri, İslam hukukunun ve İslami ahlâkı ilkelerinin çizdiği çerçeve içinde yapılması gereklidir. Bu nedenle “şer’i yönetim” olarak bilinen ve İslami finansa özgü yönetim unsurlarının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Şer’i yönetim sistemi, özel ve özgün bir yapı olarak şer’i kurul, iç ve dış şer’i denetim birimleri ve iç şer’i uyum birimi gibi ek birimlerden oluşmaktadır (Güney, 2015).

Şer’i uyumluluk süreçlerinin temel amacı, İslami finans kurumlarının ürün, hizmet ve uygulamalarının İslami ilke ve kurallara uygunluğunu sağlamaktır. Burada şer’i uyumsuzluk riski”ni (shariah non-compliance risk veya kısaca shariah risk) başka bir ifade ile operasyonel riski ortadan kaldırmak hedeflenir. İslami finansta İslami meşruluk (Shariah-compliance risk) riskini yönetmek ve etkili bir Şeriat yönetişim sisteminin kurulması hayati öneme sahiptir (Bhatti, 2019). Henüz dünyada meşruluk riskini ölçecek yöntem geliştirilmemiştir (Dinç, 2016). Operasyonel riskler nicelisel olarak tahminlemeye tabi tutulabilirken şer’i uyumsuzluk riskini hesaplamak üzere geliştirilmiş bir model bulunmamaktadır.

İç denetim faaliyetlerinin yasal bir zemine kavuşturulmasının ilk örneği Malezya’da 1983 yılında çıkarılan İslami Bankacılık Kanunu’nda görülmektedir. Malezya Merkez Bankası bağımsız bir mekanizma geliştirebilmek amacıyla Şeriat Yönetişim Çerçevesi oluşturmuş ve 2011 yılı itibariyle yürürlüğe almıştır. Çerçeveye göre denetimin amacı İslami finans kurumlarının uyum derecesini artırmak, bağımsız bir denetim, etkili bir iç kontrol sistemi ve objektif bir güvence sistemi kurmaktır (Ertugay vd., 2019).

Şeriata uyumsuzluk riski, operasyonel değerlendirmeler kapsamına girer ve “operasyonların, İslami Finansal Hizmetler Kurulu’nun (IIFS) Şeriat Kurulu tarafından onaylanan fetva, politikalar ve prosedürler uyarınca geçerli Şeriat kurallarına ve ilkelerine bağlı olarak yürütülmesini” sağlamakla ilgilidir. Balz, Şeriata uyumsuzluk riskini “İslami bir finansman işlemine, İslam hukukuna uymadığı gerekçesiyle itiraz edilmesi ihtimali” olarak tanımlar (Bälz, 2008). Akademisyenler Ginena ve Ahmed, Şeriat Riskini “Şeriat denetleme kurulu veya ilgili yargı alanındaki ilgili makam tarafından tespit edildiği şekliyle, İslami bir finans kuruluşunun Şeriat kurallarına uymama faaliyetleri sonucunda yaşayabileceği mali kayıp riski” olarak tanımlamaktadır (Ginena & Hamid, 2015). Şer’i uyumsuzluk riski, sözleşmeden doğan yükümlülüklere uyulmaması anlamına gelen ‘yasal risk’ ve yasa ve yönetmeliklere uyulmaması riski olan ‘uyma riski’ ile de sonuçlanabilir (Bhatti, 2019).

Şer’i risk, Islamic Financial Services Board (IFSB) tarafından bir operasyonel risk olarak tanımlanmış ve etkili bir şer’i yönetim sistemiyle kontrol altında tutulabilecek bir risk olarak kabul edilmiştir (Bhatti, 2019). Bu risk, farklı fetva kararları, İslami finansal ürünlerin standartların dışındaki uygulamaları ve İslam hukukuna aykırı işlemler gibi nedenlerden kaynaklanır ve ciddi mali kayıplara ve kurumların itibarını zedeleyebilecek niteliktedir.

Şer’i danışma kurulları ayrıca, İslami finans kuruluşlarının faaliyetlerinin Şeriat kurallarına uygunluğunu teyit etmekte, faizsiz finans ürün ve hizmetlerinin Şeriat kurallarına uygunluğunun garanti altına alınmasını sağlamaktadır. Ayrıca, kuruluşların yapacakları İslami finans işlemlerinin Şeriat hukukuna uygunluğunun değerlendirilmesi de Şer’i danışma kurulları tarafından gerçekleştirilmektedir (Türker, 2010).

Şer’i kurulları üçe ayırmak mümkündür:

a. Uluslararası Düzeydeki Şer’i Kurullar: Bu kurullar genellikle AAOIFI ve İslam Kalkınma Bankası (IDB) gibi uluslararası kuruluşların bünyelerinde yer alan bağımsız şer’i kurullarını ifade eder.

b. Ulusal Düzeydeki (Merkezi) Şer’i Kurullar: Bir ülkenin en üst yetkili şer’i kurullarıdır. Malezya, Endonezya, Brunei, Pakistan, Sudan ve İran, merkez bankasında veya ulusal denetim ve düzenleme otoritesi düzeyinde şer’i kurulu bulunan ülkelerdir. İran dışındaki bu ülkelerde, ayrıca bütün İslami finans kurumlarının kendi şer’i kurulunun bulunması da zorunludur. Ulusal düzeydeki şer’i kurullar, iş ve işlemlere verilen fetvaların bağlayıcı olması ve standartlaşması konusunda önemli role sahiptirler.

c. İslami Finans Kurumları Düzeyinde Şer’i Kurullar: Kuruluşlar tarafından oluşturulan şer’i kurullar, kurumların İslam hukukuna uygun olarak faaliyet görmelerini sağlamak için belirlenmiştir. Kuruluş sözleşmelerinde belirlenen şekilde oluşturulması gereken şer’i kurullar, ürün geliştirme, şer’i meselelerin denetimi, uygunluk raporu hazırlama, hisse, senet, sukuk gibi araçların İslam hukukuna uygun olmasını denetleme, zekât hesaplama gibi birçok sorumluluk üstlenmektedir (Güney, 2015).

4. DÜNYA’DA İSLAMİ FİNANS ALTYAPISINDA YER ALAN KURUMLAR

4.1. İSLAM KALKINMA BANKASI (IDB)

İslâm Kalkınma Bankası (Islamic Development Bank [IDB]) çokuluslu bir finansal kalkınma kurumudur. İslâm Konferansı Teşkilatının amacı, Müslüman halkların ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmelerini İslâm hukukuna uygun bir şekilde desteklemektir. Türkiye, 8.8.1974 tarihinde ve 74/8821 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile İslâm Konferansı Teşkilatı’na katılma kararı almıştır (Güçlü & Kılıç, 2020).

20 Ekim 1975’te resmi olarak faaliyetlerine başlayan kurumun tohumları 1973 yılında Cidde’de üye ülkeler Maliye Bakanları Konferansı’nda atılmıştır (İslam Kalkınma Bankası, 2022).

IDB, üye ülkeler ticaretin gelişmesine finansman desteği vermektedir. Ekonomik ve sosyal alt yapı projeleri finanse edilmekte, üretim kapasitelerini arttırmak için teknik danışmanlık vermekte, özel fonlar kurup işletmekte, bilimsel araştırmalar yapmakta, eğitim programları düzenlemektedir. İslâmî kurallara uygun finans modelleriyle yeni malî kaynaklar geliştirmektedir (İslam Kalkınma Bankası, 2022).

IDB, İslam İş birliği Teşkilatı üyesi ülkelerin ortak bir finans kurumu olarak kullanabileceği bir kurumdur. 2022 yılı itibariyle, IDB’ye üye olan ülke sayısı 57’dir. Ülkelerin IDB’ye üye olabilmeleri için öncelikle İslam İş birliği Teşkilatı’na üye olmaları ve İKB Yönetim Kurulu tarafından belirlenen sermaye katkısını yapmaları ve koşulları kabul etmeleri gerekir.

IDB Grubu’nun bünyesinde aşağıdaki dört kurum yer almaktadır.

      1. İslami Araştırmalar ve Eğitim Enstitüsü (IRTI)

İslami Araştırma ve Eğitim Enstitüsü (IRTI) 1981 yılında kurulmuştur.

IRTI, İslami finans sektörünün gelişimini desteklemek ve beşerî sermayeyi geliştirmek amacıyla araştırmalar yapar. Üye ülkelere kapasite geliştirme ve öğrenme konularında öncülük etmekte ve inovasyon temelli çözümler sunmaktadır. Zengin bir bilimsel kaynak merkezi olarak gelişen İDB, İslami finans endüstrisinin büyümesinde önemli bir görev üstlenir (Iqbal & Mirakhor, 2011).

IRTI, İslami Finansal Ürün Geliştirme Merkezi, Araştırma ve Geliştirme Hizmetleri ve İslami Finans Kapasite Geliştirme departmanlarından oluşan üç farklı bölümden meydana gelmektedir. (Güçlü & Kılıç, 2020).

      1. Yatırım ve İhracat Kredileri Sigortası Merkezi (ICIEC)

1994 yılında İKB grubu bünyesinde uluslararası bir kurum olarak kurulmuştur.

İslam İş Birliği Teşkilatı tarafından desteklenen İslami Ticaret ve Yatırım Sigorta Merkezi (ICIEC), Müslüman ülkeler arasındaki ticaret ve yatırımların güvenliğini ve desteklenmesini amaçlar. ICIEC, Yatırım Teşvik ve Yardım Garantisi Anlaşmasına taraf olan ülkeler için yatırım ve ihracat kredilerinin sigortalanmasını sağlar ve İslam İş Birliği Teşkilatı tarafından verilen yetkiye dayanarak kurulmuştur.

ICIEC, iki farklı faaliyet alanında hizmet sunar. Bunlar ihracat kredisi sigortası ve yatırım sigortasıdır. İhracat kredisi sigortası, ticari veya ticari olmayan nedenlerden kaynaklanan ihracat alacaklarının tahsil edilememe riskini kapsarken, yatırım sigortası ülke riskine karşı sigorta sunar. Bu riskler, kamulaştırma, kâr ve para transferi kısıtlamaları, savaş veya iç karışıklıklar gibi nedenlerdir (Güçlü & Kılıç, 2020).

      1. Özel Sektör Kalkınması İçin İslami İş birliği Kurumu (ICD)

1999 yılının Kasım ayında Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde IDB himayesinde yapılan yıllık toplantısında bu kurumun kurulması kararlaştırılmıştır. Resmi olarak faaliyete geçme tarihi ise 8 Temmuz 2000’dir. Kurum, IDB’na üye ülkelerdeki özel sektör yatırımlarının desteklenmesi amacıyla kurulmuştur. Bu destek finansal olabileceği gibi teknik anlamda da destek verilebilmektedir. Bu desteklere ilaveten kamu ve özel sektör şirketlerine danışmanlık hizmeti vermek, girişimciliği destekleyerek rekabet ortamının gelişimine katkıda bulunmak ve üye ülkelerin ülkeleri dışındaki yatırımlarına mali ve teknik yönden desteklemek Kurum’un belli başlı görevleri arasındadır. Son olarak üye ülkelerde İslami finans ekosistemlerinin gelişiminin desteklenmesi sağlanmaktadır (Iqbal & Mirakhor, 2011). ICD, finansman desteğinde bulunacağı projelerin istihdam yaratma kabiliyetlerine, İslami finans piyasalarının gelişimine katkıda bulunup bulunmadığına, dış ticarete fayda sağlayıp sağlamadığını özellikle incelemektedir (Güçlü & Kılıç, 2020).

      1. Uluslararası İslami Ticaret Finansmanı Şirketi (ITFC)

ITFC, IDB bünyesinde 2007 yılında kulmuştur. ITFC’nin amacı, Müslüman ülkelerin iktisadi durumlarının iyileştirilmesi için özellikle Müslüman ülkeler arasında yapılan alışverişin geliştirilmesidir. Aynı zamanda, Kurum, üye ülkelerdeki işletmelerin uluslararası ticarette rekabet güçlerini arttırmasına yardımcı olmak ve onlara uluslararası pazarlardaki konumlarını güçlendirme imkânı sunmak amacıyla faaliyet göstermektedir. Müslüman ülkelerdeki işletmelerin global ölçekte rekabet avantajını elde etmeleri ve ihtiyaç duyan işletmelere hızlı ve etkin olarak finansman sağlama hedeflenmektedir. Kurum, İslami ilkelere göre yapılan alışverişin finansmanında önemli bir konuma sahiptir (Güçlü & Kılıç, 2020).

    1. İSLAM İŞ BİRLİĞİ TEŞKİLATI (OIC)

1969 yılında Fas’ın başkenti Rabat’ta kurulmuştur. O dönemlerdeki ismi İslam Konferansı Örgütü olan kurum, 2011 yılından itibaren İslam İş birliği Teşkilatı olarak anılmaya başlanmıştır.

OIC’nin 57 üye ülkesi bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler ’in ardından dünyadaki ikinci büyük uluslararası kuruluştur. Üye ülkelerin devlet başkanları ve hükümet yetkilileri tarafından düzenli olarak yapılan İslam Zirvelerinde alınan kararlar, her yıl dışişleri bakanları tarafından incelenir. Kurumun başlıca görevi, Müslümanların menfaatlerini korumak ve güvenliğini sağlamak için uluslararası barışı desteklemektir.

OIC altında ekonomik ve ticari iş birliği, bilimsel ve teknolojik iş birliği, bilgi ve kültürel işler gibi konulara odaklanan sürekli komiteler bulunmaktadır.

4.2.1. Uluslararası İslami Fıkıh Akademisi

OIC’nin bünyesinde bulunan bir alt kurumdur. Suudi Arabistan’ın Cidde kenti merkezli İslami eğitim akademisidir. Üçüncü İslam Zirvesi Konferansı tarafından kabul edilen 8/3-C sayılı Karar ile Haziran 1983’te kurulmuştur

Temel amacı, insanlık ile ilgili konuları İslam hukuku ve ahlâkına uygun olarak ele almak, araştırmak, etkinlikler ve toplantıları düzenlemek şeklindedir. OIC İslam Hukuku Akademisi, İslam hukukunun uygulanması ve yaygınlaştırılması konularında çalışmalar yapmakta ve İslami finans endüstrisi için önemli yol gösterici kararlar almaktadır (Güçlü & Kılıç, 2020).

      1. İslami Bankalar ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI)

2001 yılında IDB tarafından kurulmuş, merkezi Bahreyn Krallığı’nda bulunan OIC’na bağlı, kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluştur. Kurum, İslami finansal hizmetler sektörünün büyümesini destekleme göreviyle İslami Finans ilkelerinin uygulanmasına yönelik politikalar ve düzenlemeler yapmayı, sürdürülebilirlik ve innovasyon bütünleşmesini sağlamayı, sektör araştırması ve analizi ile mesleki gelişimi desteklemeyi hedeflemektedir.

      1. İslam Ülkeleri İstatistiksel Ekonomik Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC)

SESRIC, 1 Haziran 1978 tarihinde Ankara’da faaliyete başlamış OIC’nin bir alt kuruluşudur. SESRIC, Ekonomik ve Sosyal Araştırma, Eğitim ve Teknik İş birliği, İstatistik ve Enformasyon, Yayın ve Bilgi İşlem ve İdari ve Mali İşler olmak üzere beş birimden oluşur. SESRIC, OIC’nin 8. Dışişleri Bakanları Toplantısı kapsamında 1977 yılında Trablus’ta kurulmuştur.

SESRIC’in görev alanını üye ülkelerle ilgili sosyo-ekonomik istatistiklerin bu ülkelerin kullanımına sunmak için toplanması, düzenlenmesi ve yayınlanması, üye ülkeler arasındaki iş birliği için iktisadi ve toplumsal araştırmalar yapmak ve değerlendirmek ve eğitim programları düzenlemek oluşturmaktadır. Bunlara ilaveten OIC ve BM arasında teknik koordinasyon sağlamaktadır.

    1. ULUSLARARASI İSLAMİ DERECELENDİRME KURUMU (IIRA)

Merkezi Bahreyn Krallığı’ndadır. 2005 yılında faaliyete geçmiştir. Farklı ülkelerden birçok uluslararası finans kurumu, banka ve derecelendirme kuruluşları ile iş birliği halindedir. Temel amaç, İslami finans sektöründe faaliyet gösteren kurumların ve finansal araçların risk profilini değerlendirmek ve risk derecelendirmesi yapmaktır. Bu amaçla, kuruluş IDB, AAOIFI ve IFSB gibi diğer kuruluşlarla yakın iş birliği yapmaktadır. Kuruluşun organizasyon yapısı yönetim kurulu, bağımsız derecelendirme komitesi ve Şer’i danışma kurulu gibi fonksiyonları içermektedir (Iqbal & Mirakhor, 2011).

Uluslararası İslami Derecelendirme Ajansı’nın temel faaliyetlerine aşağıda yer verilmiştir (Kettell, 2011).

  • Finansal araçları ve bu araçları ihraç eden kurumları derecelendirilebilmek için yöntemler geliştirmek,
  • Piyasalardan sermaye araçları ile borçlanan muhtelif kurumların borçlanma ve geri ödeme kabiliyetleri üzerine bağımsız değerlendirme ve derecelendirme yapmak,
  • İslami finans ilkelerinin finansal kurumlar ve araçlar üzerinden uygunluğu hakkında bağımsız görüş belirtmek,
  • İslami finans endüstrisi ile ilgili araştırma ve analiz yapmaktır.
    1. ULUSLARARASI İSLAMİ LİKİDİTE YÖNETİM ŞİRKETİ (IILM)

IILM, 2011 yılında kurulan bir uluslararası kuruluştur ve amacı faizsiz finans ilkelerine göre faaliyet gösteren bankaların likit varlık ihtiyacını karşılamak için İslami finansal hizmetler sunmaktır. Kuruluş, TCMB, Malezya, Endonezya, Lüksemburg, Nijerya, BAE, Kuveyt, Katar, Mauritus Merkez Bankaları ve İslam Kalkınma Bankası gibi hissedarlar tarafından desteklenmektedir. IILM’nin işlevleri arasında İslami finansal kuruluşların likidite yönetimini kolaylaştırmak, İslami bankalar arası piyasaların entegrasyonunu sağlamak, İslami finans kurumlarının rekabet güçlerini dengelemek ve yerel İslami bankalar arası piyasaların gelişmesine yardım etmek bulunmaktadır. (Dede, 2017).

    1. İSLAMİ FİNANSAL HİZMETLER KURULU (IFSB)

IFSB (Islamic Financial Services Board), 2002 yılında Malezya’da kurulmuş bir uluslararası kuruluştur. İslami finans ekosisteminde düzenleme ve denetim görevleri bulunan kuruluşların üyeliğine açıktır. Nisan 2017 tarihine göre, IFSB 183 üyesi bulunmaktadır ve bunlar 70 düzenleyici ve denetleyici kurum, 7 uluslararası sivil toplum kuruluşu ve 106 finansal kurum, şirket, dernek ve borsadır. IFSB’nin görevi, İslami finansal hizmetler endüstrisi için uluslararası ilke ve standartlar belirlemektir (Güçlü ve Kılıç, 2020).

IFSB’nin kurumsal yönetim ilkeleri adalet (fairness), iç tutarlılık (integrity) ve hesap verebilirliktir (accountability) (Güney, 2015). Kurul, İslami bankacılık ve finans sektörü için standartlar sağlamaktadır (Bhatti, 2019).

İslami bankacılık ve finans sektöründe, IFSB tarafından yayınlanan ve “İslami Finansal Hizmetler Sunan Kurumlar (sigorta kurumları dışındaki) için Risk Yönetiminin Yol Gösterici İlkeleri” başlıklı bir raporda altı risk ana hatlarıyla belirtilmiştir. Bu risk kategorileri şunları içerir: kredi riski, sermaye yatırım riski, piyasa riski, likidite riski, getiri oranı riski ve operasyonel risk. Bu maddenin amacı için ilgili kategori, operasyonel risk kapsamına giren Şer’i uyumsuzluk riskidir. IFSB yönergelerinin 7.1. İlkesi, İslami finans kurumlarının şeriat kuralları ve ilkelerine uyumu sağlamak için bir Şer’i Danışma kurulu dahil olmak üzere yeterli sistem ve kontrollere sahip olması gerektiğini belirtmektedir.

    1. İSLAMİ FİNANSAL KURULUŞLAR MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI ORGANİZASYONU (AAOIFI)

26 Şubat 1990 yılında Cezayir’de kurulan ve 27 Mart 1991 yılında Bahreyn’de tescillenen kuruluş, İslami finans ekosistemine yönelik Şer’i standartların yanı sıra muhasebe, denetim, kurumsal yönetim ve etik konularında uluslararası düzeyde standartlar belirler ve geliştirir. Kuruluş, bağımsız ve kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluştur ve ismi ilk olarak İslâmî Bankalar ve Finans Kuruluşları İçin Finansal Muhasebe Kuruluşu olarak bilinirken daha sonra İslami Finansal Kuruluşlar Muhasebe ve Denetim Standartları Organizasyonu olarak değiştirilmiştir. Günümüzde birçok ülkede gönüllü olarak uygulanmakta iken Umman’da yasal zorunlulukla uygulanır (Ersoy vd., 2018). Kuruluşun temel işlevleri arasında İslami finans ekosistemine yönelik muhasebe, denetim ve yönetim uygulamalarının standartlarını geliştirmek, yayınlamak ve güncellemek, geliştirdiği uygulamaları İslami finans kurumlarına eğitimler, seminerler, süreli yayınlar ve araştırma faaliyetleri aracılığıyla iletmek bulunmaktadır.

AAOIFI bugüne kadar 100 standart yayınlamış ve bu standartlar dünya çapında İslami finans kuruluşları tarafından takip edilmekte ve uluslararası İslami finans uygulamalarının uyumlaştırılmasında önemli bir rol üstlenmektedir (Güçlü & Kılıç, 2020).

AAOIFI, İslami finansal ürünlerin hızla gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan İslami muhasebe ve denetim standartları ihtiyacını karşılamayı amaçlamış bir kurumdur. Özellikle İslami finans kurumlarının finansal tablolarının hazırlanmasında ve İslami finansal ürünlerin muhasebeleştirilmesinde sorunları çözmektedir. AAOIFI, yayınladığı standartları Şer’i danışma kurulunun onayından geçirmektedir. Şer’i danışma kurulu, AAOIFI üyesi kurumların Şer’i danışma kurullarından seçilen üyelerden oluşur.

    1. ULUSLARARASI İSLAMİ FİNANS PİYASASI KURUMU (IIFM)

2002 yılında Bahreyn, Brunei, Endonezya, Malezya ve Sudan merkez bankalarının ve IDB’nin ortak çabasıyla bir uluslararası kuruluş olarak kurulmuştur.

İslami sermaye piyasaları ve para piyasalarının kurumsallaşması ve gelişimi için kurulmuştur.

Kurum, İslami finans ürünlerinin yapılarının, sözleşmelerinin, ürün geliştirme ve altyapı süreçlerinin standardizasyonunu ve gelişimini sağlamayı amaçlamaktadır.

İslami para ve sermaye piyasalarının gelişimi için yol gösterici tavsiyelerde bulunmaktadır (Kettell, 2011). İlaveten, İslami bankaları düzenleyen otoriteler arasında iş birliğinin kurulmasını, likidite probleminin çözülmesini, ülkelerin varlığa dayalı menkul kıymet çıkarma olanaklarının genişletilmesini hedeflemektedir (Güçlü & Kılıç, 2020).

SONUÇ

İslami finans ekosistemi 1940’larda bir düşünce iken 1960’larda vücut bulmaya başlamış 1970’lerde ise önemli kurumsallaşma hamleleri yaşamıştır. Devlet yardımıyla kurulan ilk faizsiz banka, 1971 yılında Mısır’da kurulan Nasir Sosyal Bankasıdır. İslami bankacılık tarihindeki en önemli adım 1975 yılında atılmış, İslam ülkelerinde ekonomik kalkınmayı ve sosyal kalkınmayı desteklemek amacıyla İslami esaslara uygun olarak İslam Kalkınma Bankası kurulmuştur.

İslami finans kurumları, Şeriat’a uygun olarak faaliyet gösteren tüm finans kurumları için genel bir terimdir. Genel olarak, bir İslami finans kurumu olarak kabul edilebilmek için, bir finansal ürünün Şeriat’a uygunluğu hakkında fetva verme yetkisine sahip birden fazla alimden oluşan bir Şeriat kurulu bulunmalıdır.

1970’li yıllarda başlayan kurumsallaşma, Türkiye’de de faizsiz finans kurumlarının ‘özel finans kurumları’ adı altında 1985’li yıllarda Türk finans sistemine girme sürecini başlatmıştır. Uzun bir süre banka statüsü taşımayan bu kurumlar ancak 2005 yılında ‘Katılım Bankası’ na dönüştürülmüş ve banka statüsü kazanmıştır. Bu tarihe kadar gerek politik gerekse hukuki/yasal sebeplerden ötürü çok cılız bir büyüme sergilemişlerdir. 2005’ten sonra hızlı bir büyüme sürecine giren sektörde halen gelişim sürse de istenilen büyüme yakalanamamıştır. Buna rağmen kurumsal ve yasal altyapının gelişiminde önemli bir ivme yakalandığını söylemek doğru olacaktır. Bunlara ilaveten uluslararası düzeyde İslami finans endüstrisinde yasal, teknik ve denetim altyapısını yönlendiren kurumlar sisteme katkıda bulunmaktadır. Finansal olarak bu katkının arzu edilen seviyelerde olduğu, Tevhidi anlayışa uygun bütüncül bir yapının sergilendiğini söylemek zor olsa da çoğu akademisyen ve araştırmacı bir geçiş sürecinin yaşandığını belirtmektedir.

KAYNAKÇA

Akdemir, S. (2017). Faizsiz Fi̇nans Kanun Taslağına Yöneli̇k Eleşti̇ri̇ Ve Öneri̇ler: İslam İkti̇sadı İlkeleri̇ne Göre Bi̇r Değerlendirme. JIEF Journal of Islamic Economics and Finance, 3(2), 161–186.

Bälz, K. (2008). Sharia Risk? http://www.law.harvard.edu/programs/ilsp

BDDK. (2018). TKBB Danışma Kurulu Kararı. BDDK. https://tkbbdanismakurulu.org.tr/uploads/belgeler/BDDK-Kurul-Karari.pdf

Bhatti, M. (2019). Managing Shariah Non-Compliance Risk via Islamic Dispute Resolution. Journal of Risk and Financial Management, 13(1), 2. https://doi.org/10.3390/jrfm13010002

Çemberlitaş, İ. (2019). AAOIFI ve UFRS’ye Göre Teverruk Uygulaması Muhasebeleştirilmesi ve Raporlanması. Doktora Tezi, İnönü Üniversitesi.

Dede, K. (2017). Katılım Bankalarında Hazine Ürünleri ve Sermaye Piyasası Uygulamaları. Türkiye Katılım Bankaları Birliği. http://www.tkbb.org.tr/Documents/Yonetmelikler/sermayepiyasalariuygulamalari.pdf

Dinç, Y. (2016). Katılım Bankalarının Danışma Kurullarının Kurumsal Yönetim Unsuru Olarak Değerlendirmesi. İslam Ekonomisi ve Finansı Dergisi (İEFD), 2(2), 83–103. http://dergipark.gov.tr/jief/issue/27745/293244

Ersoy, M., Çatıkkaş, Ö., & Yatmaz, A. (2018). İslami Muhasebenin Geleneksel Muhasebe ile Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi. Uluslararası İslam Ekonomisi ve Finansı Araştırmaları Dergisi, 4(1), 96–110. https://doi.org/10.25272/j.2149-8407.2018.4.1.06

Ertugay, E., Gülençer, İ., Karabayır, M. E., & Doğan, M. (2019). Faizsiz Fi̇nansal Kuruluşların Denetimi. 3. Sektör Sosyal Ekonomi Dergi̇si̇, 54(3), 1442–1457. https://doi.org/10.15659/3.sektor-sosyal-ekonomi.19.09.1199

Faizsiz Finans Standartları. (2023). https://www.kgk.gov.tr/

Ginena, K., & Hamid, A. (2015). Foundations of Sharī‘ah Governance of Islamic Banks. Wiley. https://doi.org/10.1002/9781119053507

Güçlü, F., & Kılıç, M. (2020). İslami Fi̇nansın Dünyadaki Geli̇şi̇mi̇ ve İslami̇ Fi̇nansa Yön Veren Uluslararası Kuruluşlar Üzeri̇ne Bi̇r İnceleme. International Journal of Management Economics and Business, 16(1), 75–91. https://doi.org/10.17130/ijmeb.700891

Güney, N. (2015). İslami Fi̇nansta Şer’i Yöneti̇m Uygulamaları ve Konuyla İlgi̇li̇ Tartışmalara Genel Bi̇r Bakış. Turkish Journal of Islamic Economics, 2(2), 45–45. https://doi.org/10.15238/tujise.2015.2.2.45-69

Iqbal, Z., & Mirakhor, A. (2011). An introduction to Islamic finance: Theory and Practice (J. W. & S. (Asia) (Ed.); 2nd ed.).

İslam Kalkınma Bankası. (2022). İslam Kalkınma Bankası. İslam Kalkınma Bankası. https://www.isdb.org/

Kartal, M. T., & Ay, H. (2019). Türkiye’de Faizsiz Finans Kuruluşları Açısından Bir Dönüm Noktası: Faizsiz Finans Muhasebe Standartları Üzerine Bir İnceleme. Journal of iİnternational Banking Economy and Management Studies, 2(1), 77–102.

Kettell, B. (2011). Introduction to Islamic Banking and Finance. A John Wiley and Sons, Ltd.

Mevzuat ve Standartlar. (2023). Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi. https://www.cbfo.gov.tr/mevzuat-ve-standartlar

Ouendi, L. (2015). La Finance İslamique Face Aux Défis de la Globalisation Financière. Yüksek Lisans Tezi, Université Mouloud Mammeri de Tizi-Ouzou.

TKBB. (2023). Tarihsel Süreç. TKBB. https://tkbb.org.tr/sayfa/detay/hakkimizda/tarihce-856934

Türker, H. (2010). İslami Finans Sisteminde Finansal Aracılık. Içinde Sermaye Piyasası Kurulu Aracılık Faaliyetleri Dairesi. Sermaye Piyasası Kurulu Aracılık Faaliyetleri Dairesi.

Yahşi, F. (2001). Özel Finans Kurumlarının Mevzuat Serüveni. Al Baraka Türk Bereket Dergisi. https://tkbbegitim.org.tr/Documents/KoseYazilari/20130724152628.pdf

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir