İslami Aktif Finansmanı Yöntemleri

İSLAMİ FİNANSTA AKTİFLERİN FİNANSMANI

Son elli yıldır İslam Ekonomisi ve İslami Finans, en çok işlenen konulardan biri olmuştur. Bu ilgi, artan bir şekilde faizsiz finansal ürünlere olan talebin bir göstergesidir. İslam finansmanı, geleneksel finansal sistemlerden farklı olarak, faiz ve belirsizlik gibi unsurları dışarıda bırakarak etik ve adil bir finansal sistem sunmayı amaçlamaktadır.

Bu yazımızda İslami finansmanda işletmelerin aktiflerinin finansmanı için kullanılan yöntemleri kısaca aktarmaya çalışacağız. 

1.Murâbaha

İslami finansta faizsiz şekilde alım-satım gerçekleştirmenin bir yöntemi olarak kullandırılan Murâbaha, Arapçadaki “Ribh” kelime kökünden türetilerek “Ticarette fayda veya kâr elde etmek, kazanç sağlamak” olarak ifade edilmektedir. Murâbaha, malı satın alan kişinin, üzerine belli bir kâr koyarak satışa sunmasıyla oluşan ticari bir işlemdir (“MURÂBAHA- TDV İslâm Ansiklopedisi”, 2019). Ödemeler genellikle satıştan belli bir süre sonra veya taksitlendirme ile yapılabilir.

Murâbahada söz konusu olan malın maliyeti satıcı tarafından bilinir veya satıcıya bildirilir. Banka ile müşteri, söz konusu malın maliyetini değil, maliyet üzerinden uygulanacak kâr marjını müzakere ederler. Ödenecek miktarın vade tarihi belirsizliğe mahal vermeyecek şekilde sabitlenir (Ersin, 2018).

İslami finansman yöntemleri arasında en sık kullanılanıdır. Murabaha işlemi temel olarak bir maddi duran varlığın müşterisinin bir tedarikçiden gelen talep üzerine İslami bir kurum tarafından satın alındığı, maliyet artı bir kâr finansmanı işlemidir (Zaher ve Kabir Hassan, 2001). İslami finansman yöntemleri arasında uygulamada en yaygın kullanılan usul olan Murâbaha İslâm hukukunda, kısaca fiyatı “maliyet + kâr marjı” formülüyle hesaplayan bir spot satış sözleşmesi olarak da tanımlanabilir.

Murâbaha yönteminde banka, müşterisinin talep ettiği malı satın alıp belirlenen oranlarla vade farkını ekleyerek müşterisine satar. Bu sistemde müşteri malın peşin fiyatı ve bankaya ödeyeceği kâr payı konusunda bilgi sahibidir. Pratik ve getiri oranı yüksek olan bu yöntem Türkiye’de katılım bankalarının da en sık kullandırdığı finansman yöntemidir (ERSİN, 2017). Hâne halklarına ve işletmelere kısa ve orta vadeli ticarî kredi kullanma imkânı sunma konusunda esnek bir mekanizma olan murâbaha, mikro ve küçük ölçekli işletmelerin finansmanında da önemli bir rol oynamaktadır.

Günümüzde değişik ülkelerde faizsiz bankacılık tezine dayalı olarak faaliyet gösteren finans kurumlarının işlem hacmi içinde en büyük paya sahip olan ve alım satımı caiz her türlü mal ihtiyacının finansmanında kullanılan satın alma talimatı üzerine murabaha işleminin (Arapça’da “elmurabaha li’l-amir bi’ş-şira”, Türkiye’deki uygulamada “üretim desteği” ve “bireysel finansman desteği”) gerçekleşme biçimi ana hatlarıyla şöyledir: Fon kullanmak isteyen müşteri malı bulur, satıcı ile görüşür, akdi kesinleştirmemek şartıyla pazarlık da yapabilir, malın niteliklerini ve bedelini belirten bir proforma fatura ile finans kurumuna talebini bildirir.

Kurum tarafından gerekli incelemeler yapıldıktan sonra müşterinin talebi olumlu karşılanırsa istediği mal satıcıdan peşin bedelle sözlü veya yazılı olarak satın alınır ve bedeli doğrudan satıcıya ödenerek kendisinden malın müşterinin belirttiği adrese teslim edilmesi istenir. Satın alma işlemi gerçekleştikten sonra mal müşteriye belirlenen bedel (fatura tutarı + kar) üzerinden takside bağlanarak satılır. Alıcı ödemeleri anlaşmaya varılan ödeme planı uyarınca finans kurumuna yapar.

Murabahanın yararları, sakıncaları ve problemleri 1970’lerden beri birçok ilmi toplantıda ele alınmış, konuyu fıkıh, iktisat, pozitif hukuk ve muhasebe teknikleri açısından inceleyen zengin bir literatür oluşmuştur. Murâbaha işlemi hakkındaki tartışmaların daha çok şu noktalarda yoğunlaştığı görülmektedir:

  • Müşterinin finans kurumunun mülkiyetinde olmayan bir malı satın alma, kurumun da bunu satma vaadini veya bunlardan birini bağlayıcı saymanın fıkıh kurallarına uygun olup olmadığı,
  • Bu işlemin faiz almaya yönelik hile niteliği taşıyıp taşımadığı
  • Bir satışta iki satış ve kişinin sahibi olmadığı malı satması gibi şer’an yasaklanmış muameleler kapsamına girip girmediği,
  • Malın kurum tarafından kabzı ve hasar sorumluluğu problemi, özellikle finans kurumunun malla hiçbir ilişkisinin kalmaması sonucunu doğuran faturanın doğrudan müşteriye kesilmesi uygulaması,
  • Finans kurumunun maliyet fiyatına hangi masrafları yükleyebileceği, bazı durumlarda müşteriyle kurum arasında vekalet ilişkisi kurulması, müşterinin satıcıya ön ödeme yapması, finans kurumuna yapılacak erken ödeme için indirim ve geç ödeme için mahrum kalınan kar adıyla ceza hükmünün konması,
  • Bazı finans kurumlarının şer’i kurallara uymada hassasiyet göstermemesi sebebiyle teoride kabul edilen esasların uygulamaya doğru yansıtılmaması (“MURÂBAHA- TDV İslâm Ansiklopedisi”, 2019)

Bu arada bazı yazarlar, bir kısım sorunların yasal düzenlemelerden ve teknik zorunluluklardan kaynaklandığını ve murabaha uygulamalarının kurumdan kuruma farklılıklar taşıdığını belirtirler. 1970’lerden bu yana bazı değişiklikler geçiren murabaha günümüzde Batı’daki bankalarda da kullanım alanı bulan bir finansman yöntemidir.

2.Selem

Selem, bir malın veya hizmetin bedelinin tamamının ya da bir kısmının önceden ödenip, malın veya hizmetin sonradan teslim alınması işlemidir. Bu sistemde ödeme nakit bir şekilde kısmen veya tam olarak yapılır. Selem sistemi de İslami finansta bir sözleşme biçimidir. Yapılan sözleşmede mal veya hizmet ileriki bir tarihte teslim edileceğinden dolayı sözleşmede mal ve hizmetle ilgili tüm ayrıntılar yer almalıdır. Bu yöntem kullanılarak malı ileride teslim edecek olan kişi bulunduğu zamandaki fon ihtiyacını faize bulaşmadan karşılamış olacaktır (Akbulak & Özgüç,2004:70-74). İslam hukukuna göre para, altın, gümüş ve para benzeri varlıkların bu yöntemle satışı, elde edilen gelir faiz olarak değerlendirildiği için kesinlikle yasaktır.

Selem, vadeli alışverişin tersi olarak tarif edilir. Vadeli alışverişte para, selemde ise mal veresiyedir. Prensiplere uygun olarak yapılan bir selem sözleşmesi ile ileri bir tarihte üretilecek mallar şimdiden satılmış ve karşılığı nakit olarak alınmış olur (Bayındır, 2007: 145).

Necmettin Erbakan’a göre Selem, faize karşı önemli bir alternatif araçtır. Faiz ile pahalılık söz konusu olurken, selem ile ürünler önceden fonlandığı için faiz maliyeti olmadan daha ucuza satılabilecektir (Erbakan,2010:70). Özetle selem, önce paranın verilip sonra malın teslim alınması ile oluşan bir sistemdir. Seleme konu olan mallar piyasada benzerdir. Eğer üretici siparişleri zamanında yerine getiremezse, başka bir yerden satın alıp, sözleşme yaptığı kişilere teslim etmesi gerekir. Yani selem sözleşmelerinde bağlayıcılık söz konusudur (Ayub, 2017:275-280).

Finansör kuruluşlar genellikle risklerini dağıtmak için selem sözleşmesi ile birlikte bir de paralel selem sözleşmesine girmektedirler. Paralel selemde, finansör bir sözleşmede satıcı konumundayken aynı mallar için alıcı olduğu bir sözleşme daha yapmakta ve böylelikle ikili bir rol oynayarak ters pozisyon almaktadır.

3.İstisna

İstisna sistemi, seleme benzemek ile birlikte ufak farklılıklar oluşturmaktadır. Selem sisteminde piyasada benzer mallar satan ürünler finanse edilirken, İstisna ’da piyasada aynı özelliğe sahip bulunmayan ürünler finanse edilir. Ayrıca İstisna sözleşmesi selemden farklı olarak; ücretin hemen verilmesinin şart olmaması, siparişi verilen şeyin yapılması ve teslimi için bir sürenin belirlenmemesi, ısmarlanan şeyin çarşıda pazarda bulunan ürünlerden olmaması gibi belli özelliklere sahiptir (Çalışkan, 1990:353).

İstisna bir malın üretimine fon sağlamak için sipariş alınması sonrasında ödemenin finans kurumu tarafından peşin veya taksitle yapılmasını, teslimatın ise üretimin yapılmasından sonra gerçekleşmesini içeren sözleşmelerdir. Üretim kontratı olarak Türkçeleştirilen bu yöntem genellikle standart olmayan mallarda kullanılmaktadır. İstisna sözleşmelerinde ürünün fiyatı başlangıçta belirlenmekte, teslimat tarihi ise kontrat süresi boyunca değişebilmektedir.

Bu yöntemde, sözleşmeye konu olan malın mutlak surette üretilebilecek bir mal olması zorunludur. İstisna sözleşmeleri, üretime başlanmadan önce iptal edilebilmektedir. Faizsiz bankacılık sistemindeki istisna uygulamalarında banka öncelikle eş zamanlı iki istisna kontratı yapmaktadır. İlk kontrat banka ile siparişi veren müşteri arasında, ikinci kontrat banka ile üretici arasında imzalanmaktadır. Müşterinin bankaya ve bankanın üreticiye yapacağı ödemeler peşin veya taksitle gerçekleştirilebilmektedir. Üretici ürünü doğrudan müşteriye teslim edebilmektedir (BDDK, 2014: 41). 

Bu sistem genellikle tarım ve inşaat projelerinde uygulanmaktadır. Müşteri belirli bir peşinat ödedikten sonra kalan tutarı taksitler halinde bankaya geri öder. Özellikle Körfez ülkelerinde büyük ölçekli inşaat projelerinin finansmanında başarılı bir şekilde kullanılmıştır.

4.İcâra

Bir malın mülkiyetine sahip olmak için yeterli finansman olmadığında faizli krediye alternatif faizsiz bir model olan İcâre, ekonomik hayatta sıkça başvurulan bir faizsiz finansman modelidir. İcarenin uygulayıcısı olan İslami banka, kiraya veren rolü üstlenir ve sahip olduğu belli bir varlığı müşterinin kullanmasına müsaade eder. Müşteri ise varlığa ihtiyaç duyan ve ona sahip olmak isteyen kişidir.

Müşteri önceden belirlenmiş kirayı ödemek suretiyle varlıktan yararlanma hakkını elde eder. İcâre sisteminin uygulanması için süreç şu şekilde işler: Katılım bankası anlaşmaya konu olan veya müşterisi tarafından gösterilen malı satın alarak kullanması için yapılan sözleşme gereğince o mala ihtiyaç duyan işletmeye kiraya verir. Sözleşme süresi bittikten sonra söz konusu malı kendi bünyesine alarak tekrar kiraya verir ya da satar (Akten Çürük, 2013:60). İcare işleminde ilk olarak İslami banka ve müşteri arasında yazılı bir sözleşme imzalanmaktadır. Bu sözleşmede aşağıdaki detayların yer alması gerekmektedir (Yüksel, 2016:181).

• Kiralamaya konu olan malın türü

• Kiralama süresi

• Kira bedeli

• Sözleşme süresi sonunda malın mülkiyetinin hangi tarafta olacağı.

Klasik leasing işlemine benzeyen İcâra, kiralama süresinin bitiminde mülkiyetin kiralayana devredildiği bir sözleşmedir. Bu yöntemde diğer yöntemlerden farklı olarak finansör kuruluş açısından önceden belirlenmiş sabit bir tutarda getiri söz konusu olmaktadır. Bu yöntemde finansör kuruluş müşterisinin istediği özelliklerdeki malı satın alarak ve üzerine belirli bir kâr payı ekleyerek malı müşteriye kiralar. İcara sözleşmesinde kiranın bedeli ve süresi açıkça belirlenir. Kira süresince mülkiyet finansör kuruluşta kalmaktadır. Sözleşmeler, kiralanan malın kullanılabilirliğine göre değişmekle birlikte genellikle 5-15 yıl için yapılır. Daha çok orta ve uzun vadeli bir finansman metodudur (Türker, 2010: 8).

Murâbahadan sonra icâra katılım bankalarının ikinci önemli finansman sağlama yöntemidir. Bu sistem konvansiyonel bankalarla benzer şekilde çalışmaktadır. Katılım bankaları icâra yöntemiyle gayrimenkul, makine gibi reel varlıkların finansmanı için kaynak sağlamaktadır. Yaygın olarak kullanılan türü mülkiyetin devri ile sona eren kira sözleşmesidir.

KAYNAKÇA

Mehmet Salih KUMAŞ. 2006. “Bir Finansman Yöntemi Olarak İş Ortaklığı Uygulaması “Mudârabe-Commenda Karşılaştırması””, 369–383. Tarihinde adresinden erişildi http://isamveri.org/pdfdrg/D00193/2006_15_1/2006_15_1_KUMASMS.pdf

ÇÜRÜK, S. A. 2013. “İSLAMİ FİNANSIN TÜRKİYE’DEKİ GELİŞİMİ, MEVCUT SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ”.

Aktepe, E. 2013. “FAİZSİZ BANKACILIK İLKELERİ ve KATILIM BANKACILIĞI”.

ERSİN, İ. 2017. “Faizsiz Finans Döngüsünü Oluşturma Açısından Adil Ekonomik Düzen Söyleminin Kred”. Journal of Turkish Studies, 12(Volume 12 Issue 8), 109–132.

FAİZSİZ FİNANS SÖZLÜĞÜ. y.y. Tarihinde adresinden erişildi http://www.tkbb.org.tr/Documents/Yonetmelikler/Faizsiz-Finans-Sozlugu-revised.pdf

ER, B., ŞAHİN, Y. E., Mutlu, M. y.y. “Girişimciler İçin Alternatif Finansman Kaynakları: Mevcut Durum ve Öneriler Bünyamin”, 77–119.

Çizakça, M. 1999. “İslam Dünyasında ve Batıda İş Ortaklıkları Tarihi”. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

Yıldırım, D. Ç., Yıldırım, S. 2018. “İSLAMİ BANKACILIK SİSTEMİNE GENEL BİR BAKIŞ”.

Ersin, İ. 2018. “İslami Finans”, 559–592.

İslami Finansta Para ve Sermaye Piyasası İşlemleri. y.y. Tarihinde 26 Temmuz 2019, adresinden erişildi https://docplayer.biz.tr/3138552-Islami-finansta-para-ve-sermaye-piyasasi-islemleri.html

Can ARSLAN, E. 2017. “KATILIM BANKACILIĞI ve TÜRKİYE EKONOMİSİNE KATKILARI”. Tarihinde adresinden erişildi 

https://ticaret.edu.tr/uploads/dosyalar/921/62 Katılım Bankacılığı Ve Türkiye Ekonomisine Katkıları.pdf

Bulut, H. İ., Er, B. 2009. “Katılım Bankacılığında İki Yeni Finansal Teknik Önerisi : Mudaraba-Risk Sermayesi Yatırım Ortaklıkları ve Mudaraba-Risk Sermayesi Yatırım Fonları”, 11–76.

Doğan, S. 2008. “Katılım Bankaları Ve Ekonomiye Etkileri: Türkiye Örneği”, 96.

Dİnç, Y. 2017. “Katılım Bankalarında Muşaraka Finansmanının İşleyişi ve Muhasebesi ; Sorunlar ve Öneriler”.

MUDÂREBE – TDV İslâm Ansiklopedisi. y.y. Tarihinde 30 Mayıs 2019, adresinden erişildi https://islamansiklopedisi.org.tr/mudarebe

MURÂBAHA – TDV İslâm Ansiklopedisi. y.y. Tarihinde 23 Temmuz 2019, adresinden erişildi https://islamansiklopedisi.org.tr/murabaha

SERPAM. 2013. “İslami Finans: İslami Finans Kavramı, Ürünler, Dünyada ve Türkiye’de Gelişimi ve Geleceği”. Çalışma Raporu.

CELEBCİOĞLU, A. 2017. “TÜRKİYE’DE İSLAMİ FİNANSIN TARİHİ VE KULLANILAN FİNANSMAN YÖNTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ”.

VÜCÛH – TDV İslâm Ansiklopedisi. y.y. Tarihinde 30 Mayıs 2019, adresinden erişildi https://islamansiklopedisi.org.tr/vucuh

Zaher, T. S., Kabir Hassan, M. 2001. “A Comparative Literature Survey of Islamic Finance and Banking”. Financial Markets, Institutions and Instruments, 10(4), 155–199.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir