Site icon Finans ve Bankacılık

KÜRESEL ÇİP SAVAŞI: ABD-ÇİN REKABETİNDE JAPONYA’NIN STRATEJİK ROLÜ

küresel çip pazarı

Giriş

Günümüzde uluslararası ilişkilerin en dikkat çekici dinamiklerinden biri, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin Halk Cumhuriyeti (Çin) arasındaki giderek yoğunlaşan teknoloji rekabetidir. Bu rekabetin en kritik cephelerinden birini ise, modern teknolojinin temelini oluşturan yarı iletkenler (çipler) sektörü teşkil etmektedir. Bir yandan ABD’nin küresel teknolojik liderliğini sürdürme ve Çin’in bu alandaki yükselişini engelleme çabaları, diğer yandan Çin’in teknolojik bağımsızlığını kazanma ve küresel değer zincirinde daha üst sıralara tırmanma arzusu, bu sektörde amansız bir mücadeleye yol açmaktadır. Bu blog yazısında, ABD ve Çin arasındaki teknoloji savaşının hegemonya arayışının bir parçası olarak nasıl şekillendiği, ABD’nin Çin’in teknolojik ilerlemesini kısıtlama yönündeki stratejileri ve bu kısıtlamaların küresel piyasalara olan etkileri akademik bir bakış açısıyla incelenecektir.

Hegemonya Mücadelesinin Merkezi: Yarı İletkenler Sektörü

Uluslararası ilişkiler teorisinde hegemonya, bir devletin uluslararası sistemde askeri, ekonomik ve ideolojik açılardan baskın bir konuma sahip olması anlamına gelmektedir. Teknolojik üstünlük, hegemon devletin bu baskınlığını sürdürmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Tarihsel olarak, ABD, İkinci Dünya Savaşı sonrası ve Soğuk Savaş dönemlerinde teknolojik alandaki yenilikleri sayesinde hegemon konumunu pekiştirmiştir. Özellikle yarı iletken teknolojilerinin geliştirilmesi, ABD’nin 1980’lerde Soğuk Savaş’tan galip ayrılmasında önemli bir etken olmuştur.

Ancak, 2008 Küresel Finansal Krizi ile birlikte ABD’nin ekonomik ve teknolojik alandaki göreli gücünde bir gerileme yaşanırken, Çin’in hızlı yükselişi dikkat çekmiştir. Çin’in 2015’te yarı iletkenler alanında kendine yeterli olma hedefini açıklaması, mevcut uluslararası iş bölümündeki konumunu değiştirme arzusunu ve geleceğin teknolojilerinde söz sahibi olma kararlılığını açıkça ortaya koymuştur. Bu durum karşısında ABD, Çin’in teknolojik atılımını engellemek, Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojilerine hâkim olmak ve hegemonik konumunu yeniden tesis etmek mücadelesine girişmiştir.

Yarı iletkenler sektörü, bu hegemonya mücadelesinde kilit bir öneme sahiptir. Çünkü yapay zeka, kuantum bilgisayarlar, nesnelerin interneti gibi geleceğin teknolojileri için hayati bir girdi konumundadır. Dolayısıyla, bu alandaki hakimiyet, 21. yüzyılda küresel liderliği belirleyecek temel faktörlerden biri olarak görülmektedir.

ABD’nin Çin’in Teknolojik Yükselişini Engelleme Çabaları

ABD yönetimi, Çin’in yarı iletken sektöründeki hızlı ilerleyişini ve potansiyel askeri uygulamalarını ulusal güvenlik tehdidi olarak algılamaktadır. Bu nedenle, Çin’in bu alandaki teknolojik kabiliyetini sınırlandırmak amacıyla bir dizi kısıtlayıcı önlem hayata geçirmiştir:

Çin’in Tepkisi ve Kendine Yeterlilik Çabaları

Çin, ABD’nin bu kısıtlamalarını “ihracat kontrollerini istismar ederek Çin’i engellemeye ve bastırmaya çalışmak” olarak nitelendirmekte ve ABD’nin ulusal güvenlik kavramının sınırlarını aşırı esnetmesine karşı olduğunu vurgulamaktadır. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Cien, bu davranışın piyasa ekonomisinin kurallarını ve adil rekabet ilkesini ihlal ettiğini, uluslararası ekonomik ve ticari düzene zarar verdiğini ve küresel sanayi ve tedarik zincirlerinin istikrarını bozduğunu belirtmiştir. Ayrıca, bu kısıtlamaların tüm ülkelerin çıkarlarına zarar vereceği kaydedilerek, Çin’in kendi şirketlerinin meşru ve yasal haklarını ve çıkarlarını korumak için kararlı tedbirler alacağı mesajı verilmiştir.

ABD’nin baskılarına karşı Çin, yarı iletken sektöründe kendine yeterliliği sağlama yönünde önemli adımlar atmaktadır. Bu çabalar şu şekilde özetlenebilir:

Japonya’nın Mevcut Konumu ve Hedefleri

Japonya küresel yarı iletken pazarında önemli bir oyuncudur. 2022 yılı itibarıyla küresel pazar payı yaklaşık %9 civarındadır. Japon hükümeti, ülkeyi yeniden önemli bir küresel çip tedarikçisi yapma hedefi doğrultusunda adımlar atmaktadır. Bu kapsamda, yerli çip yatırımları için 6.8 milyar dolar gibi kayda değer bir fon ayırmıştır.

Japonya’nın çip endüstrisindeki temel güçlü yönlerinden biri, Hollanda ile birlikte, yarı iletken üretimi için gereken son derece gelişmiş ekipmanların tedarikini kontrol etmesidir (“işleme” sektörü). Bu, küresel çip üretim zincirinde kritik bir kaldıraç noktası sağlamaktadır. Ülke aynı zamanda yüksek teknolojili üretimde de lider ülkeler arasındadır, ancak yüksek teknoloji ürünlerinin toplam imalat ihracatı içindeki payı 2022’de %9 civarında olup Çin, ABD ve Almanya gibi ülkelere kıyasla daha düşüktür.

Tedarik Zinciri Zorlukları ve Jeopolitik Konumlanma

Japonya da, küresel çip tedarik zincirinin karmaşık ağlarına ve karşılıklı bağımlılıklara dahildir. Tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar, örneğin Ekim 2020’deki Asahi Kasei yarı iletken fabrikası yangını ve Mart 2021’deki Renesas fabrikası yangını gibi olaylar, küresel çip krizine katkıda bulunmuştur.

Jeopolitik alanda Japonya, ABD ile yakın bir ittifak içerisindedir. ABD, çip sektöründe kendi tedarik zincirini güçlendirmek ve Çin’in ilerlemesini sınırlamak amacıyla Japonya, Tayvan ve Güney Kore gibi kilit ülkelerle ittifaklar kurmaya çalışmaktadır. ABD, Japonya’yı kendi politikalara uyum sağlaması beklenen ve en az kısıtlamaya tabi olan “Tier 1” ülkeleri arasında sınıflandırmıştır.

Bu ittifakın somut bir sonucu olarak, Japonya ve ABD, Çin’e yönelik çip teknolojisi ihracatını kısıtlamaya yönelik önemli bir anlaşmada son aşamaya gelmişlerdir. Hollanda ile birlikte tasarlanan ve ABD kriterlerini temel alan bir yasa, Temmuz 2023’te yürürlüğe girerek 23 çeşit yarı iletkenin Çin’e ihracatına sınırlamalar getirmiştir. ABD, müttefiklerinden, Japonya dahil, yüksek teknoloji yarı iletken ihracatını kısıtlamasını istemekte ve bunun karşılığında finansal ve Ar-Ge desteği sunmaktadır. Ancak, bu ihracat kısıtlamalarının Japon şirketleri üzerinde Çin’den gelebilecek olası misilleme tehditleri konusunda endişe yarattığı belirtilmektedir. Çin, bu duruma tepki olarak, yarı iletken üretiminde kritik olan galyum ve germanyum gibi nadir toprak elementlerinin ihracatını azaltacağını bildirmiştir.

Gelecekteki Potansiyel Rolü

Gelecekte yarı iletken sektöründe odak noktasının sadece üretim hacminden ziyade, yeni çip tasarımları, mimarileri ve paketleme teknolojilerindeki inovasyona kayması beklenmektedir. Japonya, gelişmiş ekipman tedarikindeki kontrolü, güçlü Ar-Ge altyapısı ve yüksek teknolojili üretim tecrübesiyle bu alanlarda önemli bir rol oynama potansiyeline sahiptir. Çin, her ne kadar gelişmiş takım tezgahları ve elektronik tedarik zinciri hakimiyeti alanında Japonya ve diğer Asyalı rakiplerine karşı zemin kazanmaya çalışsa da, Japonya’nın teknik bilgi birikimi ve ekipman kontrolü önemli avantajlar sunmaktadır.

İhracat Kısıtlamalarının Küresel Piyasalara Etkileri

ABD ve Japonya’nın Çin’e yönelik çip ihracat kısıtlamaları, küresel yarı iletken piyasalarında ve genel olarak finans piyasalarında önemli sarsıntılara yol açmıştır. Bu kısıtlamaların bazı temel etkileri şunlardır:

Sonuç

ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabeti, özellikle yarı iletkenler sektöründe yoğunlaşarak, küresel ekonomik ve siyasi dengeleri derinden etkilemektedir. ABD’nin Çin’in teknolojik yükselişini engelleme çabaları, kısa vadede bazı Çinli firmaların büyümesini yavaşlatabilirken, uzun vadede Çin’in teknolojik bağımsızlık hedefine daha da odaklanmasına ve bu alanda daha kararlı adımlar atmasına yol açabilir.

ABD ve müttefiklerinin uyguladığı ihracat kısıtlamalarının küresel piyasalarda yarattığı belirsizlik ve endişe, uluslararası ticaretin geleceği ve küresel tedarik zincirlerinin dayanıklılığı konularında önemli soruları gündeme getirmektedir. Bu rekabetin nasıl şekilleneceği ve hangi ülkenin yarı iletken teknolojilerinde üstünlük sağlayacağı, önümüzdeki dönemde küresel hegemonya mücadelesinin en önemli belirleyicilerinden biri olmaya devam edecektir.

Bu bağlamda, ülkelerin stratejik denge politikaları izlemesi, yerli teknoloji üretimini artırması ve nitelikli insan kaynağına yatırım yapması, bu rekabet ortamında başarılı olabilmeleri için kritik öneme sahiptir. Aksi takdirde, küresel teknoloji yarışında geri kalma ve güvenlik açıklarıyla karşı karşıya kalma riski bulunmaktadır.

Exit mobile version