Politik Olayların BİST100 Etkisi

POLİTİK OLAYLARIN BİST 100 ENDEKSİNİN VOLATİLİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ

ÖZET: Hisse senedi getirilerini etkileyen ve sistematik risk (piyasa riski) ve sistematik olmayan risk olarak sınıflandırılan iki temel risk kaynağı bulunmaktadır. Sistematik olmayan risk; faaliyet riski, finansal risk ve yönetim riski gibi çeşitlendirilebilir riskleri içerirken sistematik risk çeşitlendirilemeyen risk olarak nitelendirilir. Sistematik riskin kaynakları ise makroekonomik faktörler ve politik olaylardır. Bu çalışmanın amacı, sistematik risk kaynakları içerisinde önemli yer alan politik risk yaratabilecek olayların hisse senedi piyasası volatilitesi üzerine etkilerini gözlemlemektir. Bunun için 01.01.2012-26.05.2019 dönemini kapsayan haftalık veriler kullanılarak BIST100 endeksinin volatilitesi ARCH modelleri ile modellenmiş, volatilitede belirgin artışın olduğu dönemler tespit edilmiş ve bu dönemlerdeki siyasi olaylar gözden geçirilmiştir. 2013 Gezi Parkı Olayları, 2016’da 15 Temmuz Darbe Kalkışması ve 24 Haziran 2018 seçimleri sonrasında kabine değişikliği dönemleri volatilitenin en çok arttığı dönemlerdir. En büyük volatilite artışı 15 Temmuz Kalkışması sürecinde görülse de etkileri kısa sürmüştür. 2013 Gezi Parkı Olayları ve kabine değişikliği dönemlerinde volatilite nispeten daha düşük olmuştur ancak etkileri daha uzun sürmüştür. Aşırı oynaklığın 2018 yaz döneminde devam etmesinde dolar krizinin etkisi olduğu da söylenebilir. Ayrıca 2015 Bank Asya’nın TSMF’ye devri, Suriye ve Rus uçaklarının düşürülmesi, 2015 17-25 Aralık olayı, 2015 7 Haziran genel seçimlerinde koalisyon hükümeti ihtimali süreçlerinde de volatilitenin önemli düzeyde arttığı gözlenmiştir.

Anahtar kelimeler: Politik Risk, BİST 100, Volatilite, ARCH

1.GİRİŞ

Yatırım kararı alan kişi, belirliliği belirsizlikle değiştirmek durumundadır. Böylece ister istemez riskin etkilerini göz önüne almak zorunda kalacaktır. Yatırımcıların dikkate alması gereken birçok risk faktörü vardır. Portföy oluştururken bu risklerin bazılarından çeşitlendirme yoluyla kaçınmak mümkünken, bazılarından kaçınmak mümkün olmamaktadır. Bu riskler sistematik (çeşitlendirilemeyen veya pazar riski) ve sistematik olmayan risk (çeşitlendirilebilir veya özel risk) olmak üzere iki temel başlık altında toplanabilir. Sistematik olmayan risk, firmaya ve/veya firmanın faaliyette bulunduğu endüstriye ait özelliklerin oluşturduğu risktir. Yönetim hataları, grevler, teknolojik gelişmeler ve yeni buluşlar, tüketici tercihlerindeki değişmeler v.b. hisse senetlerinin getirisinde, sistematik olmayan sapmalara neden olabilir. Sistematik olmayan riskin temel kaynakları finansal risk, faaliyet (iş) riski ve yönetim riskidir. Bu risk kaynaklarına dikkat edilirse, sistematik olmayan risk çeşitlendirilebilir bir risktir ve teorik olarak, tam çeşitlendirilmiş portföy ile tamamen ortadan kaldırılabileceği söylenebilir. Sistematik risk ise ekonomik, politik ve sosyal değişiklerden oluşan kontrol edilemeyen olaylardan kaynaklanır. Sistematik risk kaynakları bakımından, faiz oranı riski, satın alma gücü (enflasyon) riski, politik riski şeklindeki gruplama ile piyasa riski olarak ifade edilir (Canbaş ve Vural, 2012). Bu riskler önceden bilinemezler, çeşitlendirilemezler ve tamamen önlenemezler. Piyasa riski, finans sistemini ve piyasadaki yatırımcıları aynı anda aynı şekilde fakat farklı ölçülerde etkiler ve belirtildiği gibi önemli kaynaklarından biri de politik risklerdir. Sistematik riskin makroekonomik faktörlere bağlı kısmına göre politik riske dayalı faktörlerin nicel olarak ölçülmesinde zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu faktörlerin göstergesi olarak kullanılacak değişkenler ve bu değişkenlerin nicel ifadelere dönüştürülmesi ise çoğu kez sübjektif kararları beraberinde getirmektedir. Bu noktada devreye derecelendirme kuruluşları girmektedir. Uluslararası derecelendirme kuruluşları, ülke kurum ve kuruluşları ile reel sektörünün geri ödeme kabiliyetini, yatırım yapılabilirlik derecelerini, bankalarının mali yapılarını ve borç ödeme güçlerini değerlendirmektedir(Çam, 2014).

Politik risk, bir ülkede yatırımcıları olumsuz etkileyecek savaş durumu, devrim, iç savaş veya ayaklanmalar ve hükümet politikalarındaki köklü değişiklikler gibi toplumu ülkenin tümünü etkileyecek olayların ortaya çıkma olasılığı olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla politik risk, hükümet istikrarı, iç ve dış karışıklıklar, yolsuzluklar, askeri müdahaleler, dini ve etnik gerginlikler, terörist saldırılar, hukukun üstünlüğüne ve demokratik hesap verebilirliğe ilişkin problemler, bürokrasinin kalitesi değişkenleri göz önüne alınarak değerlendirilen risk türüdür. Sonuç olarak politik risk uluslararası yatırımcıların nakit akımlarını olumsuz etkileyen siyasi olaylardan kaynaklanır.

Politik risk, 1960 ve 1970’li yıllarda uluslararası çeşitlendirme amacıyla farklı ülkelere yatırım yapan çok uluslu şirketlerin karşısına çıkan ve değerlendirilmesi gereken bir risk kavramı olarak ortaya çıkmıştır. Çok uluslu firmaların finansal yatırımcılar açısından da çeşitlendirme imkânını yaratması ve uluslararası piyasalarda fiyatlanmasının yatırımcılara güven vermesi, uluslararası firmaların piyasaların entegrasyonuna katkı yapmasında etkili olmaktadır (Hughes vd., 1975). Birçok farklı ülkede faaliyet gösteren çokuluslu şirketlerin karşılaştıkları kamulaştırma, haciz, kâr transferlerini engelleme gibi faaliyetlerinde risk oluşturabilecek bazı unsurlar doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını etkilemektedir. Politik risk, makro politik risk ve mikro politik risk olarak ayrımlanabilir. Makro politik risk, ülkedeki tüm şirketlerin etkileneceği politik risktir (Bekaert vd., 2016). Mikro politik risk ise Yabancı şirketlerin kamulaştırılması ve vergi uygulamalarında yabancı şirketleri etkileyecek değişiklikler, fiyat kontrolleri, çevresel düzenlemeler gibi ülkedeki tüm yabancı şirketleri etkileyecek sınırlamaları içermektedir. Mikro politik risk belirli endüstriler, şirketler veya projeler için de geçerli olabilir. Politik risk şirket faaliyetlerinin sonlanmasına neden olabilir veya elden çıkarmalar ile varlıkların mülkiyetlerini etkileyebilir (Kaya vd., 2014). Uluslararası çeşitlendirme ile çokuluslu şirketler daha düşük sistematik risk, daha düşük sistematik olmayan risk, dolayısıyla daha düşük toplam risk içermektedir (Rivoli ve Brewer, 1997). Özellikle bölümlenmiş bir piyasa özelliği taşıdıklarından gelişen ülke piyasaları çeşitlendirme imkânı sağlayan cazip bir yatırım alanı olarak görünmektedir. Bu hem sabit sermaye yatırımları hem de portföy yatırımları için geçerlidir (Errunza, 1983).

Uluslararası finansal varlık yatırımcıları açısından farklı ülke piyasalarına yatırım yapmak çeşitlendirme imkânını artırmak, portföyün sistematik riskini azaltmada etkili olmakta, yatırımcının riske göre düzeltilmiş getirisinde iyileşme sağlamaktadır. Ancak iyi çeşitlendirilmiş portföyler bile kur riski ve özellikle politik risk taşıyacaktır.

Dünyada sermaye piyasalarında finansal yatırımlara bağlı işlem hacimleri doğrudan yatırımlarla kıyaslanamayacak düzeyde büyük rakamlara ulaşmıştır. Sistematik riskin önemli bir kaynağı olan politik olaylar, ilk dönemlerde ülke riski olarak değerlendirilmiş ve politik riskin doğrudan yatırımlara etkisi üzerinde durulmuştur. Ancak günümüzde uluslararası sıcak para akışlarının hacminin ve hızının artmasıyla politik risk portföy yatırımları açısından da önemle değerlendirmeye alınmaya başlamıştır. Ekonometri biliminin katkısıyla politik riskin piyasalara etkisini gözlemlemek, ölçümlemeye çalışmak iş ve akademi çevrelerine, yatırımcılara ve politika yapıcılarına önemli katkılar sunmaktadır.

Riskin hesaplanmasında istatiksel metotlar kullanan, ülkelerin ekonomik, politik ve finansal risklerini ölçmede faydalanılan risk ölçütü ICRG (International Country Risk Guide) politik risk göstergesi olarak uluslararası düzeyde karşımıza çıkan derecelendirme notlarıdır. PRS-ICRG modeli 1980 yılında uluslararası seviyede ekonomi ve finans alanlarında haftalık yayınlanan International Report Dergisi tarafından geliştirilmiştir ve bu “Politik Risk Endeksi”, 1980 yılından beri hesaplanmaktadır. Bunun için, ülkelerin, siyasi, mali ve ekonomik faktörlerde risk endekslerini belirlemek için aylık olarak veri toplanmaktadır Model, uluslararası yatırımcılar için ülkeler arasındaki riskleri ölçüp kullanıcıların gereksinimleri doğrultusunda riskleri karşılaştırma imkânı vermektedir. Farklı risk faktörleri farklı yatırımlara daha fazla etki yapıyorsa bileşik ülke riski değerlendirmesinde bu faktörlere daha fazla ağırlık verilerek yeniden değerlendirme yapılabilmektedir. PRS-ICRG içinde ülke riskleri politik, ekonomik ve finansal olmak üzere üç temel kategoride değerlendirilmektedir. Risk faktörlerini belirlemek için kullanılan toplam 22 faktörden 12’si politik faktördür. Bu politik faktörlerin alt bileşenleri, hükümet istikrarı, sosyoekonomik koşullar, yatırım profili, içsel çatışmalar, dışsal çatışmalar, yolsuzluk, askeri kanadın siyasetteki rolü, dinsel gerilimler, kanun ve düzen, etnik gerilimler, demokratik hesap verilebilirlik ve bürokrasi kalitesi şeklinde sıralanmaktadır. ICRG’nin sunduğu risk endeksleri uluslararası yatırımcıların kullanıldığı önemli bir göstergedir (Ovalı,2014). Ekonomik risk kategorisi; cari hesapların ve bütçe dengesinin gayri safi milli hasıla içindeki yüzdesel payı, kişi başına düşen gayri safi milli hâsıla, GSMH’nın yıllık artış yüzdesi, yıllık enflasyon artış oranı, Finansal risk kategorisi; dış borcun gayri safi milli hasıla içinde yüzdesel payı, dış borç servisinin toplam mal ve hizmet ihracatı içindeki yüzdesel payı, cari hesapların toplam mal ve hizmet ihracatı içindeki yüzdesel payı, ay bazında net uluslararası likidite, döviz kuru kararlılığının net yüzdesel değişimi faktörlerinden oluşmaktadır (Kırankabeş, 2019).

Bu çalışmada öncelikle politik risk kategorisinin altında yer alan faktörler ve risk yaratan olaylar dikkate alınarak Ocak 2012: Mayıs 2019 tarihleri arasında Türkiye’de yaşanan önemli siyasi gelişmeler gözden geçirilmiştir. Daha sonra BIST100 endeksi haftalık verileri kullanılarak aynı dönem için endeksin volatilitesi ARCH grubu modeller ile modellenmiştir. Böylece araştırma dönemi içinde BIST100 endeksinin getiri volatilitesinde aşırı artışın olduğu dönemler belirlenmiştir. Aşırı volatil dönemlerde politik risk kaynağı olarak değerlendirilebilen hangi olayların yaşandığı tespit edilmiştir. Hangi politik olayların BIST100 endeksinin getiri volatilitesindeki aşırı artışta etkisi olduğu değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Araştırma döneminde Türkiye’de yaşanan ve yukarıda belirtilen politik risk kategorisi içinde sayılabilecek önemli siyasi olaylar kronolojik olarak aşağıda verilmiştir.

  • 25.01.2013 Kabinenin önemli bakanlıklarında revizyon
  • 11.05.2013 Reyhanlı Patlaması
  • 27.05.2013 Gezi Olaylarının başlaması
  • 16.09.2013 Suriye helikopterinin düşürülmesi
  • 17.12.2013 AKP’li bakanlara yönelik yolsuzluk suçlamaları
  • 30.03.2014 Yerel seçimler yapıldı
  • 13.05.2014 Soma Faciası
  • 11.06.2014 Musul Başkonsolosluğuna saldırı
  • 10.08.2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi
  • 14.12.2014 Paralel yapı gazetecilerine operasyon
  • 03.02.2015 TMSF, Bank Asya’ya el koydu
  • 07.06.2015 Genel seçimler yapıldı. AKP ilk defa tek başına iktidar olamadı.
  • 20.07.2015 Suruç’ta bombalı saldırı
  • 25.08.2015 Seçimlerin yenilenmesine karar verildi.
  • 10.10.2015 Ankara Garı’nda patlama
  • 24.11.2015 Rus Jeti Düşürüldü
  • 17.02.2016 Ankara Merasim Sokak Saldırısı
  • 13.03.2016 Ankara Kızılay Saldırısı
  • 04.05.2016 Başbakan Davutoğlu’nun istifası
  • 19.05.2016 Davutoğlu’nun yerine Binali Yıldırım geçti.
  • 07.06.2016 Vezneciler ’de terör saldırısı
  • 28.06.2016 Atatürk Havalimanında terör saldırısı
  • 15.07.2016 Darbe kalkışması
  • 20.08.2016 Gaziantep’te terör saldırısı
  • 24.08.2016 Fırat Kalkanı Harekâtı Başladı
  • 10.12.2016 Beşiktaş Vodafone Arena’da terör Saldırısı
  • 17.12.2016 Kayseri’de askerlere yönelik terör saldırısı
  • 19.12.2016 Rus Büyükelçi öldürüldü
  • 10.01.2017 Anayasa değişikliğine dair ilk değişikliğin mecliste oylanması
  • 16.04.2017 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi referandumu
  • 09.10.2017 ABD’nin Türkiye ile vizeleri durdurma kararı
  • 29.01.2018 Suriye ‘ye askerî harekâtın başlaması
  • 24.06.2018 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri
  • 10.08.2018 Bakan Albayrak yeni ekonomik düzene ilişin açıklama yaptı
  • 12.08.2018 USD ve EURO tarihi zirvesine çıktı
  • 03.10.2018 Enflasyon aylık bazda %6,30 arttı ve yıllık %24,52’ye yükseldi.
  • 04.10.2018 Gazeteci Cemal Kaşıkçı öldürüldü
  • 12.10.2018 Rahip Brunson serbest bırakıldı
  • 31.03.2019 Yerel seçimler yapıldı.

Politik riskin üzerinde etkili olacağı düşünülen olaylar döneminde BIST 100 getiri ve volatilitesinde nasıl bir değişiklik olduğunun, volatilitedeki artış dönemlerinin, yüksek volatilitenin ne kadar sürdüğünün belirlenmesi ve siyasi gelişmelerin volatilite üzerindeki şiddetinin tespitine ışık tutulması, Türkiye hisse senedi piyasasının politik riskler açısından değerlendirilmesine katkı sağlayacaktır.

2.LİTERATÜR ÖZETİ

Politik risk ve hisse senedi piyasası arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmaların 1970’li yıllardan sonra literatürde göze çarptığı söylenebilir (bkz. Agmon ve Findlay (1982), Brewer (1983), Errunza (1983), Frankel, J.A., MacArthur (1987), Alesina, A., & Tabellini, (1989)). Loikas (2003), politik riskin, politik, sosyal ve ekonomik çevredeki istikrarsızlıklardan kaynaklandığını belirtmektedir. Bekaert vd. (2016) politik riskin yatırım projeleri üzerindeki etkisinin ölçülmesi için yaptıkları çalışmada, uygulamada bu riskin ölçümünün zor olduğunu belirterek, uluslararası yatırımlarda en zorlayıcı sorunlardan biri olduğunu belirtmektedir. Politik riski, yatırım yapılan yabancı ülkedeki uygulamalar sonucunda uluslararası yatırım yapan şirketin nakit akımlarının olumsuz yönde etkilenme riski olarak tanımlamıştır. Politik riski yatırım projelerinde kullanılacak ıskonto oranına daha doğru düzeyde yansıtabilmek için ICRG yanında küresel, likidite, makroekonomik riskleri ve bu risklerin volatilitesini de dikkate almış ve politik olayların olma olasılığından yola çıkarak yatırım projelerinin değerlenmesinde düzeltme önermiştir. Emir ve Kurtaran (2005) politik risk nedeniyle doğrudan yabancı yatırım projelerinin değerinde oluşabilecek aşınmaları ortaya koymaya çalışmışlardır. Burada politik riskin etkisi, politik işletme riski ve kamulaştırma riski olarak iki kısımda incelenmiştir. Politik riskin yatırımın kârlılığını olumsuz etkilediğini belirtmişlerdir Kim ve Mei (2001). Politik riskin dış yatırımlara büyük zarar verebileceğini hatta çok uluslu şirketler için iflas olasılığını önemli ölçüde artıracak bir faktör olduğunu ve dolayısıyla öz sermaye ve borç fiyatlamalarını da etkilediğini, ülke piyasalarının entegrasyonu nedeniyle politik risklerin sistematik olabileceğini belirtmiştir.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerin hisse senetleri piyasalarının, politik olay ve kararlara oldukça bağımlı hareket ettikleri söylenebilir. Gelişmiş piyasalarda da durum çok farklı olmamakla birlikte, piyasanın verdiği tepki düzeyi farklılaşabilmektedir. Hisse senedi piyasalarında yabancı pay düzeyinin yüksek olması volatilitede belirleyici etkenlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Kassimatis (2002) gelişmekte olan ülke finansal piyasalarının yabancılara açılmasının volatiliteyi arttırdığını belirtmiştir. Perotti ve Van Oijen (1999) politik riskteki azalmanın gelişmekte olan ekonomilerdeki borsaların hızlı büyümesi için önemli bir etki yarattığını belirtmişlerdir.

Yapraklı ve Güngör, (2007)sonyıllarda politik risk ile hisse senedi getirileri arasındaki ilişkileri incelemeye yönelik yapılan çalışmaların artmasına neden olan önemli iki faktörün, kâr payı dağıtım politikaları ve iskonto oranlarının reel ekonomik değişkenlerden önemli ölçüde etkilenmesi olduğunu belirtmişlerdir. İMKB 100 endeksi 1986-2006 dönemi verileri ile yaptıkları çalışmada ekonomik, finansal ve politik risklerin hisse senedi fiyatlarını olumsuz yönde etkilediklerini tespit etmişlerdir. Piyasaların sığ olmasının birtakım siyasi/politik gelişmelerin hisse senedi piyasası için hassasiyeti arttırdığını belirtmişlerdir. Granger nedensellik test sonuçları, ekonomik ve politik riskten IMKB 100 endeksine doğru nedenselliğin olduğunu göstermiştir.

Chau vd., (2014) Arap dünyasındaki sivil ayaklanmaların neden olduğu politik belirsizliğin, yani “Arap Baharının, MENA ( Middle East and North Africa ) bölgesindeki büyük borsaların oynaklığı üzerindeki etkisini incelemişlerdir. Öncelikle, İslami ve geleneksel borsa endekslerini ayırarak, bu iki yatırım grubunun son dönemdeki siyasi kargaşalara heterojen tepki gösterdiğini tespit etmişlerdir. Politik ayaklanmalar döneminde İslami endekslerin volatilitesindeki artışın önemli düzeyde olduğunu, geleneksel piyasa endekslerindeki oynaklık üzerindeki etkinin ise çok az ya da hiç olmadığını GARCH modelleri ile göstermişlerdir. MENA piyasalarının politik devrim sonrası uluslararası piyasalarla daha entegre hale geldiğine dair çok az kanıt olduğunu belirtmişlerdir.

Heaney ve Hooper (1999)bir dizi Asya Pasifik ülkesi üzerinde yaptığı çalışmada politik risk endekslerinin hisse senedi getirileri üzerindeki açıklama gücünün düşük olduğunu göstermiştir. Finansal risk endeksinin ise bu ülkelerin hemen hemen yarısında hisse senedi getirileri üzerinde nispeten açıklama gücünün olduğunu saptamıştır. Bu ülkelerde getirilerin küresel ve özellikle bölgesel faktörlerden etkilendiğini, bölgesel faktörleri ve politik riski de içine alan çoklu endeks modellerinin kullanılması gerektiğini vurgulamıştır.

Balcılar vd. (2018)BRICS ülkeleri üzerinde jeopolitik risk etkilerini incelemişlerdir. Jeopolitik olayların bu ülkelerin hisse senedi piyasalarında heterojen etkiler yarattığını saptamışlardır. Rusya volatilite ve getiri açısından jeopolitik riske en açık ülke olarak saptanırken Hindistan grupta en dayanıklı BRICS ülkesi olarak bulunmuştur. Çalışmada, jeopolitik şokların ve özellikle terör olaylarının büyük oranda tahmin edilemediğine dikkat çeken bulgular yer almaktadır. Piyasanın istikrara dönmesine yardımcı olabilecek güçlü bir finansal sektörün varlığının ve yerel yatırımcıların portföylerindeki ülke risklerini çeşitlendirmelerini sağlayan açık bir ekonominin önemini vurgulamışlardır. Günay (2016) politik riskin özellikle gelişen piyasalar için öne çıkan bir risk olduğunu ve finans-politik yapının değerlendirilmesi gereğinin önemini vurgulamış, 2001-2014 dönemi için, uluslararası etkiler dışında dâhili politik riskin Türkiye hisse senedi piyasasına etkilerini analiz etmeye çalışmıştır. Türk hisse senedi piyasasının politik olaylara tepkisinin geçen dönemlere nazaran daha az olduğunu belirtmiştir.

Kaya vd. (2014) tarafından yapılan başka bir çalışmada, politik riskin hisse senetleri fiyatlarını ne ölçüde etkilediği bir takım ekonometrik analizlerle araştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda her iki değişken arasında uzun dönemli bir ilişki olduğu ve politik risk dalgalanmalarının hisse senedi fiyatlarını etkilediği görülmüştür. Regresyon analizinde ise söz konusu iki değişken arasında negatif bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Türkiye’de politik risk ile hisse senedi fiyatları arasında uzun dönemli bir ilişkinin olduğu, politik riskte meydana gelen değişikliklerin hisse senedi fiyatlarını etkilediği, politik riskteki artışın hisse senedi fiyatlarını olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir. Hisse senetleri piyasasının istikrarlı bir şekilde gelişimi ve ülkenin ekonomik büyümesine katkısını sürdürmesi için, siyasilerin geliştirecekleri politikaları politik riski düşürecek şekilde oluşturmalarının, uzun dönemli hedefler belirleyerek politik dönüşümler ve kararlı yapısal reformlar yapmalarının önemi vurgulanmıştır. Oral ve Yılmaz (2017) politik risk ile finansal riskin BIST Sınai Endeksi üzerindeki etkisini araştırmış, 1992-2014 dönemi International Country Risk Guide (ICRG) tarafından hesaplanan politik ve finansal risk dereceleri ile söz konusu yıllardaki BIST Sınai Endeksi kapanış verileri sınır testi (ARDL) ile analiz edilmiştir. Borsa İstanbul Sınai Endeksi ile politik ve finansal risk arasında uzun ve kısa dönemli bir ilişkinin varlığı saptanmıştır. Politik riski yüksek olan ülkelerin ekonomik aktiviteleri yavaşlamakta, reel piyasada ağırlık baş göstermekte ve hisse senedi getirileri düşmektedir. Bu ülkelerdeki yasal altyapı yeterince sağlam değilse sermaye piyasalarının da daraldığı görülmektedir. Tuncay (2018) çalışmasında BIST ve ICRG verileri ile yaptığı çalışmada Türkiye’de finansal piyasalar ile politik risk arasında uzun dönemli ilişki olduğunu saptamıştır.

Yukarıda da belirtildiği gibi politik risk; iç ve dış karışıklıklar, siyasi istikrar, sosyoekonomik durum, demokratikleşme düzeyi, bürokrasinin siyaset ve ekonomiye etkisi, yatırım ortamı, yozlaşma, askeri otoritenin politikaya etkisi, dini ve etnik gerilimler, kanun ve düzenlemeler kategorilerinde incelenebilir. Bu konuda yapılan ampirik çalışmalar ICRG (International Country Risk Guide) politik risk kategorileri bağlamında sınıflandırılmış ve aşağıda Tablo 1’de özetlenmiştir.

Tablo 1: Politik Risk Kategorilerine Göre Sınıflanmış Ampirik Çalışmalar

Hükümet İstikrarı ve SeçimlerMei 1999,

Kim ve Mei 2001

Ada vd. 2003

Mei ve Guo 2004

Keles 2007

Girard ve Omran 2007

Henderson ve Rodriguez 2008

Dutta 2009

Sanlısoy ve Kök 2010

Sosyoekonomik DurumJensen 2008

Dutta 2009

Girard ve Omran 2007

Yatırım Ortamı
İç ve Dış Karışıklık
Terörist AyaklanmalarChristofis vd. 2013

Gul vd. 2013

Yozlaşma
Askeri Otoritenin Politikaya Etkisi ve Hükümetin DevrilmesiGirard ve Omran 2007

Abdul-Qadir ve Yaroson 2013

Dinsel ve Etnik Gerilim
Kanun ve Düzenlemeler ve Bürokratik İşleyişYartey 2008
Demokratikleşme DüzeyiGirard ve Omran 2007

Bu çalışmada ise 01/01/2012 ve 26/05/2019 tarihleri arasında BİST 100 endeksinin haftalık verileri kullanılarak endeksinin volatilitesi ARCH grubu modeller ile modellenmiş ve politik gelişmelerle volatilite artışı arasında bir ilişki olup olmadığı gözlemlenmeye çalışılmıştır. Analiz sonuçları aşağıda yer almaktadır.

3. ARAŞTIRMA YÖNTEMİ VE BULGULAR

Volatilitenin belirlenmesi, risk yönetiminin temelinde yer almakta, finansal yatırım kararı alınması, yatırımların sürekliliğinin sağlanması ve kaynakların etkin dağıtılması sürecinde önemli araçlar sunmaktadır. Volatilite kelimesi “oynaklık” anlamına gelmekte olup, finansal piyasalarda belirli bir ürünün belirli bir zaman içerisinde fiyatında yaşanan oynaklığı ifade etmektedir. Finansal varlık fiyatlamalarının doğru yapılması için bir risk ölçütü olarak kullanılmaktadır ve genellikle standart sapma ile ölçülmektedir. Dolayısıyla volatilite, aşağı ya da yukarı, her iki yöne de değişimleri ölçer ve belirsizliğin arttığı dönemlerde artış gösterir. Volatilitenin belirlenmesi menkul kıymetlerin doğru fiyatlanması, doğru yatırım kararları verilmesi, yatırım performansının arttırılması ve genel olarak daha etkin kaynak tahsisi yapılabilmesi açısından büyük öneme sahiptir. Ayrıca piyasalardaki volatilite davranışını, kaynağını anlamak; küresel riskten korunma stratejilerini, varlık tahsis kararlarını uygulamak ve uluslararası sermaye akışlarını sınırlandırmak için düzenleyici önerileri değerlendirmek için günümüz piyasa koşulları içinde zaruri hale gelmiştir (Çelik vd., 2018).

Döviz kuru, faiz oranı ve hisse senedi fiyatı gibi finansal verilerin risk analizinde Otoregresif Koşullu Değişen Varyans (ARCH) sınıfı modelleri sıklıkla kullanılmaktadır. Bu modeller hata terimi varyansının önceki dönem hata terimlerinin karelerinin bir fonksiyonu olarak değişmesine imkân tanımaktadır.

Sermaye piyasalarındaki volatiliteyi konu alan ampirik çalışmalar incelendiğinde, koşullu varyansı modellemede ARCH sınıfı modellerin risk tahminde başarılı sonuçlar verdiği görülmektedir.

2013 yılı ortalarına kadar Borsa endeksinde yukarı yönlü bir hareket izlenmektedir. Bu hareket 27/05/2013 tarihinde Gezi Olayları başlayana kadar sürmüştür. 31/05/2013 tarihinde BİST100 endeksinde %10’un üzerinde tarihi bir düşüş yaşanmıştır. Bu tarihten sonra yatay bir seyir izleyen BİST100 endeksi 10.01.2017’de Anayasa değişikliğine dair ilk değişikliğin mecliste oylanması ve ilgili maddenin onaylanması ile yükselişe geçmiş ve bu yükseliş 29.01.2018 tarihine 120.845,29 puanı görünceye kadar devam etmiştir. Bu tarihlerde Suriye’de askerî harekât başlatılmış ve BIST100’de yön aşağı dönmüştür.

Ocak 2012- Mayıs 2019 dönemi BİST 100 endeksi getiri volatilitesine ilişkin grafik incelendiğinde, 2013 yılı 2. çeyreğinden sonra volatilitede aşırı bir artış olduğu görülmektedir. 2013 yılı mayıs ayı sonunda başlayan ve yaz boyunca süren Gezi Parkı Olaylarının volatilitedeki bu artışta etkisi olduğu söylenebilir. Daha sonra 2013 yılı Eylül ayı ortalarında bir Suriye helikopterinin düşürülmesi ile volatilitede belirgin bir artış olduğu gözlemlenmiştir. 2013 yılı sonunda ise gelişen 17-25 Aralık Olayları tekrar bir volatilite artışı yaratmıştır. Bu gelişmenin yarattığı hareketlilik 2014 yılının ortalarına kadar devam etmiştir.

2015 yılının 1. çeyreğinden sonra, özellikle Bank Asya’nın TMSF’ye devri sonrasında ve 7 Haziran seçimleri öncesinde piyasada yine yüksek volatilite gözlemlenmektedir. 2015 yılı son çeyreğinde 1 Kasım seçimlerinin neden olduğu volatilite artışı yine belirgin şekilde görülmektedir. Ayrıca 24 Kasım 2015’de Rus uçağının düşürülmesi olayı da 2015 yılı son çeyreğindeki aşırı oynak dönem içindedir.

2016 yılında ise 15 Temmuz Darbe Kalkışması ile birlikte BİST 100 endeksi getiri volatilitesinde belirgin artış olduğu görülmektedir.

24.06.2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi ile endeksin volatilitesinde önemli bir artış olmuş ve 2018 yılının ikinci yarısından sonra da aşırı volatil bir dönem yaşanmıştır. Bu dönemde kurlarda aşırı artış olduğu dikkate alındığında kur riskinin BIST100’ün uzun süre aşırı volatil olmasında etkili olduğu vurgulanmalıdır.

4.SONUÇ

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de politik gelişmeler, sermaye piyasalarının derinliğine bağlı olarak hisse senetleri piyasalarında volatilite yaratmaktadır. Sistematik riskin önemli bir kaynağı olan politik olaylar, ilk dönemlerde ülke riski olarak değerlendirilmiş ve politik riskin doğrudan yatırımlara etkisi üzerinde durulmuştur. Finansal piyasaların gelişmesiyle ve uluslararası sıcak para akışlarının hacminin ve hızının artmasıyla politik risk portföy yatırımları açısından da değerlendirmeye alınmaya başlamıştır. Ekonometri biliminin katkısıyla politik riskin piyasalara etkisini gözlemlemek, iş ve akademi çevrelerine, yatırımcılara ve politika yapıcılarına önemli katkılar sunmaktadır. Bu çalışmada 2012:2019 dönemi BİST 100 endeksi haftalık verileri kullanılarak endeksin getiri serisinin koşullu varyansı ARCH sınıfı modeller ile modellenmeye çalışılmıştır. Koşullu varyans için farklı gecikmeleri olan ARCH, GARCH, Eşikli ARCH (TARCH), Üssel GARCH (EGARCH) modelleri sınanmış ve ARCH (1) modeli en uygun model olarak belirlenmiştir. Araştırma döneminde politik risk yaratabilecek olaylar da incelendiğinde, Türkiye’de yaşanan önemli siyasi olayların BIST100 endeksinin volatilitesi üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. 2013 Gezi Parkı Olaylarının devam ettiği 2013 yılının üçüncü çeyreği, 2016’da 15 Temmuz Darbe Kalkışması sonrası ve 24 Haziran 2018 seçimleri sonrasında kabine değişikliği dönemlerinin volatilitenin en çok arttığı dönemler olduğu tespit edilmiştir. En büyük volatilite artışı 15 Temmuz Kalkışması ile görülse de etkileri kısa sürmüştür. 2013 Gezi Parkı Olayları ve kabine değişikliği dönemlerinde volatilite nispeten daha az artmıştır ancak etkileri daha uzun sürmüştür. 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimi ile önemli derecede artan oynaklığın 2018 yaz döneminde devam etmesinde dolar krizinin etkisi olduğu da söylenebilir. Ayrıca 2015 Bank Asya’nın TMSF’ye devri, Suriye ve Rus uçaklarının düşürülmesi, 2015 17-25 Aralık olayı, 2015 7 Haziran genel seçimlerinde koalisyon hükümeti ihtimali süreçlerinde de volatilitenin önemli düzeyde arttığı gözlenmiştir.

KAYNAKÇA

Balcilar, M., Bonato, M., Demirer, R., Gupta, R. 2018. “Geopolitical risks and stock market dynamics of the BRICS”. Economic Systems, 42(2), 295–306.

Bekaert, G., Harvey, C. R., Lundblad, C. T., Siegel, S. 2016. “Political risk and international valuation”. Journal of Corporate Finance, 37, 1–23.

Çam, A. V. 2014. “Politik Riskin Firma Değeri ile İlişkisi: İMKB’ye Kayıtlı Firmalar Üzerine Bir Uygulama”, 15(1), 109–122.

Canbaş, S., Vural, G. 2012. “Finansal Yönetim“. ADANA.

Çelik, İ., Özdemir, A., Gülbahar, S. D. 2018. “İslami Hisse Senedi Endeksleri Arasında Getiri ve Volatilite Yayılımı: Gelişmiş ve Gelişmekte olan Piyasalarda Çok Değişkenli VAR-EGARCH Uygulaması”, 2, 89–100.

Chau, F., Deesomsak, R., Wang, J. 2014. “Political uncertainty and stock market volatility in the Middle East and North African (MENA) countries”. Journal of International Financial Markets, Institutions and Money, 28(1), 1–19.

Dolado, J. J., Jenkinson, T., Sosvilla‐Rivero, S. 1990. “Cointegration and Unit Roots”. Journal of Economic Surveys, 4(3), 249–273.

Emir, M., Kurtaran, A. 2005. “Doğrudan Yabancı Yatırım Kararlarında Politik Risk Unsuru”.

Errunza, V. R. 1983. “Emerging Markets : A New Opportunity For Improving GIobal Portfolio Performance”, 39(5), 51–58.

Heaney, R., Hooper, V. 1999. “World, regional and political risk influences upon asia pacific equity market returns”. Australian Journal of Management, 24(2), 131–142.

Hughes, J. S., Logue, D. E., Sweeney, R. J. 1975. “Corporeate İnternational Diversification and Market Assigned Measures of Risk and Diversification”, (November), 627–637.

KASSIMATIS, K. 2002. “Financial Liberalization and Stock Market Volatility in selected Developing Countries”, 1976, 03.

Kaya, A., Güngör, B., Özçomak, M. S. 2014. “Politik Risk Yatırımcının Dikkate Alması Gereken Bir Rsik midir? Borsa İstanbul Örneği”. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 16(1), 74–87. Tarihinde adresinden erişildi https://dergipark.org.tr/gaziuiibfd/issue/28311/300856

Kim, H. Y., Mei, J. P. 2001. “What makes the stock market jump? An analysis of political risk on Hong Kong stock returns”. Journal of International Money and Finance, 20(7), 1003–1016.

Kırankabeş, M. C. y.y. “Ülke Riski Kavramı Metodolojisi ve Türkiye Değerlendirmesi”. Tarihinde 27 Temmuz 2019, adresinden erişildi https://www.mevzuatdergisi.com/2006/06a/01.htm

Oral, İ. O., Yılmaz, C. 2017. “Finansal ve Politik Risk Endeksinin BIST Sınai Endeksi Üzerindeki Etkisi”, (33), 203–219.

Perotti, E. C., Van Oijen, P. 1999. “Privatization, Political Risk and Stock Market Development”. Discussion Paper Series- Centre for Economic Policy Research London, 20, ALL.

Rivoli, P., Brewer, T. L. 1997. “Political instability and country risk”. Global Finance Journal, 8(2), 309–321.

Tuncay, M. 2018. “Do political risks matter in the financial markets?: evidence from Turkey”. Eurasian Business Review, 8(2), 209–227.

Yapraklı, S., Güngör, B. 2007. “Ülke Riskinin Hisse Senedi Fiyatlarına Etkisi : İMKB 100 Endeksi Üzerine Bir Araştırma”. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 62(2), 199–218.

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir