MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN GÖREVDEN AYRILIŞLARI VE İSTİFALARI

Mustafa Kemal

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN GÖREVDEN AYRILIŞLARI VE İSTİFALARI

Giriş

Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri ve siyasi hayatı, sadece zaferlerle değil, aynı zamanda stratejik görevden ayrılışlar, görevden alınmalar ve istifalar gibi kritik dönüm noktalarıyla da şekillenmiştir. Bu olaylar, O’nun karakterini, ilkeli duruşunu ve olaylar karşısındaki tavrını anlamak için önemli birer vesikadır. 1905’te kurmay yüzbaşı olarak fiilen başladığı askerlik mesleği boyunca, İttihat ve Terakki Cemiyeti içindeki muhalif duruşu, Alman generallerle yaşadığı stratejik anlaşmazlıklar ve I. Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin teslimiyetçi politikalarına karşı sergilediği milli duruş, kariyerinde önemli kırılmalara yol açmıştır.

Bu görevden ayrılışlar ve istifalar, aslında O’nun daha büyük hedeflere ulaşmak için attığı taktiksel ve stratejik adımlar olarak okunmalıdır. Özellikle 8/9 Temmuz 1919’da çok sevdiği askerlik mesleğinden istifası, kişisel bir kariyerin sonu değil, bir milletin kurtuluş mücadelesinin lideri olarak “sine-i millet”e dönüşünün simgesi olmuştur. Bu çalışma, Mustafa Kemal Paşa’nın görevden ayrılma ve istifa süreçlerini, kariyerinin farklı dönemlerinden örneklerle ele alarak, bu olayların ardındaki nedenleri, sonuçlarını ve Türk tarihindeki yerini akademik bir perspektifle incelemeyi amaçlamaktadır.

Resmî istifalar:

  1. 31 Ekim 1918 – Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı
  2. 8/9 Temmuz 1919 – Askerlik mesleği

Görevden ayrılış / alınışlar:

  • 1915: Anafartalar Grup Komutanlığı (sağlık nedeniyle)
  • 1916: Doğu Cephesi (Enver Paşa ile anlaşmazlık)
  • 1917: 7. Ordu Komutanlığı (sağlık nedeniyle tedaviye ayrılış)
  • 1919: 9. Ordu Müfettişliği (İstanbul’un baskısıyla görevden alınma → kendi istifasıyla askerliği bırakma)

Erken Kariyer Dönemi ve Siyasi Anlaşmazlıklar

Mustafa Kemal’in askeri kariyerinin ilk yıllarından itibaren görevden alınmalar ve yer değiştirmeler dikkat çekmektedir. Henüz 24 yaşında Şam’daki 5. Ordu’ya sürgünvari tayini, siyasi tartışmalara katılması nedeniyle gerçekleşmiştir. Şam’da kurduğu “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti” ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katılmasına rağmen, cemiyet içindeki muhalif tavırları nedeniyle zamanla askerlik sanatına daha fazla yönelmiştir. Ordunun siyasetten çekilmesi gerektiği yönündeki görüşlerini 22 Eylül 1909’daki İttihat ve Terakki Kongresi’nde açıkça dile getirmesi, cemiyetin ileri gelenleriyle arasının açılmasına neden olmuş ve kendisini cemiyetten uzaklaştırarak tamamen askeri görevlerine vermiştir.

Bu durum, görev yerlerinin sık sık değiştirilmesine yol açmıştır. Örneğin, 31 Mart İsyanı’nı bastırmak için kurulan Hareket Ordusu’nun Kurmay Başkanlığı görevinden, ordu İstanbul’a girmek üzereyken alınmıştır. Daha sonra Selanik’teki 38. Piyade Alayı’na atanması, onu kıta hizmetinde başarısızlığa sürükleyerek şevkini kırmak amacıyla yapılmış bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Ancak Mustafa Kemal, bu görevlerde de büyük başarılar göstererek komutanlarının ve arkadaşlarının takdirini kazanmıştır. Bu başarıları ve etrafında toplanan subaylar, üstlerini rahatsız edince 27 Eylül 1911’de İstanbul’da Genelkurmay Başkanlığı’nda bir göreve tayin edilerek Selanik’ten uzaklaştırılmıştır. Görüldüğü üzere, bu görevden alınmalar, O’nun yeteneklerinden ziyade, siyasi görüşleri ve bağımsız karakterinden kaynaklanmıştır.

I. Dünya Savaşı ve Alman Generallerle Anlaşmazlıklar

Mustafa Kemal’in I. Dünya Savaşı’ndaki görevlerinden ayrılışları, genellikle Alman komutanlarla yaşadığı stratejik ve prensip anlaşmazlıklarına dayanmaktadır.

1. Anafartalar Grubu Komutanlığı’ndan Ayrılışı (10 Aralık 1915): Çanakkale Muharebeleri’nde “Anafartalar Kahramanı” olarak büyük ün kazanan Mustafa Kemal, savaşın sonlarına doğru düşmanı tam bir yenilgiye uğratmak için son bir taarruz teklifinde bulunmuştur. Ancak bu teklifi, 5. Ordu Komutanı Alman General Liman von Sanders tarafından, ağır zayiat verilebileceği endişesiyle kabul edilmemiştir. Cephede yapacak bir şey kalmadığına inanan Mustafa Kemal, 10 Aralık 1915’te “Anafartalar Grubu Komutanlığı”nı Fevzi (Çakmak) Paşa’ya bırakarak izinli olarak İstanbul’a dönmüştür. Bu ayrılış, bir görevden alınma olmaktan çok, stratejik görüş ayrılıkları ve cephedeki durumun statikleşmesi sonucu alınmış kişisel bir karardır.

2. 7. Ordu Komutanlığı’ndan İstifası (6 Ekim 1917): I. Dünya Savaşı’nın en dikkat çekici istifalarından biri, Mustafa Kemal Paşa’nın 7. Ordu Komutanlığı görevindeyken yaşanmıştır. 5 Temmuz 1917’de atandığı bu görevde, Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Alman Mareşali Erich von Falkenhayn ile ciddi askeri görüş ayrılıkları yaşamıştır. Mustafa Kemal, Falkenhayn’ın Osmanlı Devleti’nden çok Almanya’nın çıkarlarını gözettiğini, Türk askerini ve kaynaklarını israf ettiğini düşünmekteydi. 20 Eylül 1917’de Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya gönderdiği raporda, ordunun ve halkın perişan durumunu, Falkenhayn’ın stratejilerinin yanlışlığını ve bu şartlar altında Bağdat’ı geri almanın imkânsız olduğunu açıkça belirtmiştir.

Raporuna olumlu yanıt alamayınca ve Falkenhayn’dan yana tavır alınması üzerine 6 Ekim 1917’de görevinden istifa ederek kendi deyimiyle “biraz da isyankâr bir şekilde” tavır koymuştur. Bu istifa, onun prensiplerine bağlılığının ve ülke çıkarlarını her şeyin üstünde tuttuğunun en net göstergelerinden biridir.

Mütareke Dönemi ve Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’nın Lağvı

Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı 30 Ekim 1918’de Mustafa Kemal Paşa, 7. Ordu Komutanı olarak İngiliz ilerleyişini Halep’in kuzeyinde durdurmayı başarmıştı. Mütarekenin imzalandığı günün ertesi olan 31 Ekim 1918’de, Liman von Sanders’in yerine Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’na getirilmiştir. Ancak bu görevi sadece sekiz gün sürmüştür.

Mustafa Kemal Paşa, Mütareke şartlarının ülkeyi işgale açık hale getirdiğini görmüş ve Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya çektiği telgraflarla bu duruma sert tepki göstermiştir. Özellikle İskenderun’a asker çıkarmak isteyen İngilizlere karşı gerekirse ateşle karşılık verilmesi emrini vermesi, İstanbul Hükümeti ile arasını açmıştır. Hükümetin teslimiyetçi politikalarıyla uyuşmayan bu direnişçi tavrı, İstanbul’da rahatsızlık yaratmıştır. Bunun sonucunda, Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, 7 Kasım 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’nı lağvederek Mustafa Kemal Paşa’yı Harbiye Nezareti emrine vermiş ve İstanbul’a çağırmıştır. Bu görevden alma, aslında onun Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Anadolu’ya geçişinin zeminini hazırlayan olaylar zincirinin önemli bir halkası olmuştur.

Tarihin Kırılma Anı: 9. Ordu Müfettişliği’nden ve Askerlikten İstifa

Mustafa Kemal’in kariyerindeki en önemli ve sonuçları itibarıyla en etkili ayrılış, 9. Ordu Müfettişliği görevinden ve çok sevdiği askerlik mesleğinden istifasıdır. İstanbul Hükümeti tarafından, Samsun ve çevresindeki asayişsizliği bastırmak ve milli direnişi sonlandırmak amacıyla geniş yetkilerle 30 Nisan 1919’da 9. Ordu Müfettişliğine atanmıştır. Ancak Mustafa Kemal, bu görevi milli mücadeleyi başlatmak için bir fırsat olarak görmüştür.

Samsun’a çıktıktan sonra Havza ve Amasya Genelgeleri ile milli direnişi örgütlemeye başlaması, İngilizleri ve İstanbul Hükümeti’ni rahatsız etmiştir. İngilizlerin baskısıyla Harbiye Nezareti, 8 Haziran 1919’da Mustafa Kemal’i İstanbul’a geri çağırmıştır. Mustafa Kemal, kömür ve benzin yokluğu gibi bahanelerle zaman kazanmaya çalışarak bu emre uymamıştır.

Bu oyalama taktiği, 8-9 Temmuz 1919 gecesine kadar sürmüştür. İstanbul Hükümeti’nin kendisini görevden aldığını bildirmesi üzerine, aynı anda Padişaha ve Harbiye Nezareti’ne çektiği telgrafla “pek âşıkı” olduğu askerlik mesleğinden ve tüm resmi görevlerinden istifa ettiğini bildirmiştir. Bu tarihi kararla artık o, “sine-i millette bir ferd-i mücahit” olmuştur.

Bu istifa, onun için bir son değil, yeni bir başlangıçtı. Artık hiçbir resmi sıfatı olmamasına rağmen, başta Kazım Karabekir Paşa olmak üzere birçok komutan ve sivil örgüt, O’na bağlılıklarını bildirmişlerdir. Kazım Karabekir Paşa’nın, “Ben ve kolordum emrinizdeyiz paşam!” demesi, Millî Mücadele’nin en kritik anlarından biri olmuştur. Bu olay, Mustafa Kemal’in liderliğinin rütbe ve makamdan değil, milletin sinesindeki güven ve inançtan kaynaklandığını göstermiştir. İstifasının ardından Erzurum ve Sivas Kongrelerine sivil bir vatandaş olarak katılmış, Heyet-i Temsiliye Başkanı seçilerek mücadelenin liderliğini resmen üstlenmiştir. İstanbul Hükümeti ise bu gelişmelere, Mustafa Kemal’i askerlikten ihraç ederek, nişanlarını ve fahri yaverlik unvanını geri alarak ve hatta hakkında idam fermanı çıkartarak karşılık vermiştir.

Sonuç

Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri kariyeri boyunca yaşadığı görevden ayrılmalar, alınmalar ve istifalar, O’nun kişisel ve stratejik gelişiminin önemli kilometre taşlarıdır. İttihat ve Terakki ile yaşadığı siyasi anlaşmazlıklar O’nu erken yaşta ordunun siyasetten uzak durması gerektiği fikrine yöneltirken, Alman generallerle olan mücadelesi tam bağımsızlıkçı karakterini ve milli çıkarları her şeyin üstünde tutan anlayışını pekiştirmiştir. Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’ndan alınması, Mütareke döneminin teslimiyetçi zihniyetine karşı ilk direniş kıvılcımlarından birini ateşlemiştir.

Ancak tüm bu olaylar içinde en önemlisi, 8/9 Temmuz 1919’da askerlikten istifasıdır. Bu istifa, Mustafa Kemal’in mücadelesini kişisel bir kariyer hedefinden çıkarıp, tamamen millete adanmış bir dava haline getirmesinin en somut adımıdır. Bu karar, O’nun liderliğinin meşruiyetini padişahtan veya İstanbul Hükümeti’nden değil, doğrudan doğruya “sine-i millet”ten, yani Türk milletinin kendisinden aldığını ilan etmesidir. Bu nedenle, Mustafa Kemal’in istifaları ve görevden alınmaları, birer başarısızlık veya geri çekilme olarak değil, Türk milletinin bağımsızlığını kendi canından üstün görerek, Millî Mücadele’ye sivil bir önder olarak liderlik etme yolunda attığı kararlı ve bilinçli adımlar olarak tarihe geçmiştir. Bu kararlar, nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla sonuçlanan büyük zaferin temelini oluşturmuştur.

Kaynakça

Akşin, Sina. İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele. Cilt: 1, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 1998.

Atatürk, Mustafa Kemal. Nutuk. Hazırlayan: Zeynep Korkmaz, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1990.

Atay, Falih Rıfkı. Çankaya. Betaş A.Ş, İstanbul, 1984.

Aydemir, Şevket Süreyya. Tek Adam 1881-1919. C. 1, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2008.

Belen, Fahri. Türk Kurtuluş Savaşı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1983.

Cebesoy, Ali Fuat. Millî Mücadele Hatıraları. Temel Yayınları, İstanbul, 2000.

Erikan, Celal. Komutan Atatürk. C. I-III, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2001.

Gürer, Turgut. Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer Cepheden Meclise Büyük Önder ile 24 Yıl. Gürer Yayınları, İstanbul, 2007.

İnönü, İsmet. Hatıralar. Hazırlayan: Sabahattin Selek, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2006.

Kansu, Mazhar Müfit. Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber. Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1988.

Karabekir, Kazım. İstiklal Harbimiz. Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1960.

Kocatürk, Utkan. Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1999.

Orbay, Rauf. Cehennem Değirmeni Siyasi Hatıralarım. Truva Yayınları, İstanbul, 2004.

Özakman, Turgut. Vahidettin, M. Kemal ve Millî Mücadele, Yalanlar, Yanlışlar, Yutturmacalar. Bilgi Yayınevi, Ankara, 2000.

 

Soyak, Hasan. Atatürk’ten Hatıralar. Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2010.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir