Giriş
Ortadoğu coğrafyasında on üç yılı aşkın süredir devam eden iç çatışmalar, Suriye Arap Cumhuriyeti’ni fiziki ve ekonomik çöküşün eşiğine getirmiştir. Çatışmanın sona ermesi ve ülkenin istikrarlı bir geleceğe yönlendirilmesi süreci, devasa bir yeniden inşa maliyeti sorunsalını beraberinde getirmektedir. Dünya Bankası (DB) tarafından yayımlanan “Suriye Fiziki Hasar ve Yeniden İnşa Değerlendirmesi 2011-2024″ başlıklı rapor, bu zorluğun boyutlarını bilimsel verilerle ortaya koymaktadır. Raporun temel bulgusu, Suriye’nin yeniden inşa maliyetinin 216 milyar dolar olarak tahmin edilmesidir.
Bu meblağ, ülkenin 2024 yılı için öngörülen Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık on katına tekabül etmektedir, bu da uluslararası desteğe duyulan büyük ihtiyacı gözler önüne sermektedir. Bu blog yazısının amacı, Dünya Bankası verileri ışığında Suriye’nin yeniden inşa maliyetlerini analiz etmek, çatışmanın makro-ekonomik etkilerini incelemek ve başarılı bir devlet inşası için gerekli olan kurumsal ve finansal mekanizmaları akademik bir perspektifle değerlendirmektir. Zira Suriye’deki bu süreç, sadece bir altyapı onarımı değil, aynı zamanda kapsayıcı kurumlar aracılığıyla toplumsal güvenin ve siyasi meşruluğun yeniden tesis edilmesini gerektiren çok boyutlu bir devlet inşası projesidir.
1. Çatışmanın Boyutu ve Fiziksel Hasarın Değerlendirilmesi
Suriye’de 2011’den 2024’e kadar süren çatışmaların ardından, ülkenin brüt sermaye stokunun yaklaşık üçte biri zarar görmüştür. Doğrudan fiziksel zararın toplam tutarı 108 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir. Bu yıkımın değerlendirildiği kategoriler arasında en büyük hasarı altyapı unsurları görmüştür. Altyapı, toplam hasarın %48’ini (tahmini 52 milyar dolar) oluşturmaktadır. Altyapıyı, 33 milyar dolarlık hasar ile konut binaları ve 23 milyar dolarlık hasar ile konut dışı binalar takip etmektedir.
Bölgesel düzeyde incelendiğinde, hasar açısından en çok etkilenen bölgeler Halep, Şam kırsalı (Rif Dimashq) ve Humus olarak belirlenmiştir. Bu bölgelerin ağır hasar görmesi, yeniden inşa sürecinde en yüksek yatırım payına ihtiyaç duyacakları anlamına gelmektedir. Özellikle Halep ve Şam kırsalı, yeniden inşa yatırımları açısından en yüksek paya sahip bölgeler olarak öne çıkmaktadır. Rapor, hasar gören fiziki varlıkların yeniden inşa maliyetinin 140 milyar dolar ile 345 milyar dolar arasında değişebileceğini öngörmekte olup, en olası ve muhafazakâr tahmin 216 milyar dolar olarak belirlenmiştir. Bu tahmini tutarın dağılımı ise şöyledir: konutların yeniden inşası için 75 milyar dolar, konut dışı yapıların inşası için 59 milyar dolar ve altyapının inşası için 82 milyar dolar.
2. Makro-Ekonomik Çöküş ve Devlet İnşa Teorileri Bağlamında Kurumsal İhtiyaç
Çatışmaların Suriye ekonomisi üzerindeki etkisi yıkıcı olmuştur; reel GSYH’nin 2010-2022 döneminde yaklaşık %53 oranında düştüğü kaydedilmiştir. Nominal GSYH ise 2011’deki 67,5 milyar dolar seviyesinden 2024’te tahmini 21,4 milyar dolara gerilemiştir. Bu makro-ekonomik daralma, uluslararası desteğe duyulan ihtiyacın boyutunu artırmaktadır.
Suriye’nin karşı karşıya olduğu zorluk, sadece fiziksel yapıların onarılması değil, aynı zamanda Francis Fukuyama’nın vurguladığı gibi güçlü devlet kurumlarının (ordu, polis, bürokrasi, bakanlıklar, kanunlar ve anayasa gibi) yeniden yaratılması ve kapasitesinin artırılmasıdır. Fukuyama’ya göre kurumsallaşma, devletin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için zorlu bir süreç ve faaliyetler zinciridir.
Ayrıca, başarılı bir devlet inşası için Acemoğlu ve Robinson’un yol bağımlılığı yaklaşımı önem arz etmektedir. Bu yaklaşıma göre, Suriye’nin geçmişte Hafız Esad ve ardından Beşşar Esad döneminde olduğu gibi, siyasi ve ekonomik hakların dar bir elit tarafından paylaşıldığı, kapsayıcı olmayan kurumlardan kaçınılması gerekmektedir. Başarılı bir devlet inşası, siyasi hakları ve ekonomik fırsatları Sünni Müslümanlar, Arap Alevileri (Nusayriler), Hristiyanlar ve İsmaililer gibi Suriye’nin tüm demografik gruplarını kapsayacak şekilde adil bir biçimde dağıtmakla mümkündür. Kapsayıcı kurumsallaşma, özel mülkiyetin korunmasını, yenilik yapma motivasyonunu ve adil bir rekabet ortamını teşvik ederek sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlayacaktır.
3. Yeniden İnşa Finansmanı ve Uluslararası Destek İhtiyacı
Suriye’nin 216 milyar dolarlık yeniden inşa ihtiyacı, tek bir kaynağın karşılayamayacağı kadar büyüktür ve bu durum, çok kanallı, çok aktörlü bir finansman yaklaşımını zorunlu kılmaktadır. Dünya Bankası raporlarına dayanan analizler, karma bir finansman yapısını önermektedir. Finansman bileşenleri şunları içermelidir: Devlet kaynakları, uluslararası bağışlar/çok taraflı fonlar, özel sektör yatırımları ve bölgesel iş birliği. Mevcut ekonomik kapasite göz önüne alındığında, devletin katkısının toplam maliyetin %5 ila %10’unu geçmeyeceği, uluslararası bağış ve fonların ise %20 ila %30 aralığında olacağı öngörülmektedir.
Finansmanın başarıya ulaşması için kritik stratejik koşullar bulunmaktadır: siyasi istikrarın sağlanması, şeffaflığın ve iyi yönetişimin tesis edilmesi ve uluslararası yaptırımların kaldırılması. Özellikle, ABD tarafından uygulanan ve uluslararası yardım çabalarını engelleyen 2019 tarihli Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası’nın (Caesar Act) tamamen kaldırılması, yabancı yatırımların ülkeye girişinin ve uluslararası bankacılık erişiminin yeniden sağlanmasının önünü açacaktır. Yeni Suriye yönetimi, uluslararası yatırımı çekmek amacıyla yaptırımların tamamen kaldırılmasını ummaktadır.
Finansman akışını sağlayabilecek bir diğer önemli adım, ülkenin Uluslararası Finans Kuruluşlarına olan borçlarının temizlenmesidir. Suriye’nin Dünya Bankası’na ödemesi gecikmiş 15 milyon dolarlık borcu bulunmaktadır ve bu borcun ödenmesi, Dünya Bankası’nın ülkeye yeniden finansman sağlaması için ön koşuldur. Suudi Arabistan’ın bu borcu ödemeyi planladığı iddiaları, Beşşar Esad sonrası Suriye’nin kamu sektörünü destekleme ve yeniden inşa çabalarını finanse etme yolunda önemli bir uluslararası finansal hamle olarak değerlendirilmektedir. Dünya Bankası, özellikle hasar görmüş elektrik şebekesinin yeniden inşası ve kamu sektöründeki ödemeler için finansman sağlamayı değerlendirmiştir.
Sonuç
Suriye’nin on üç yılı aşan çatışmaların ardından karşı karşıya kaldığı 216 milyar dolarlık yeniden inşa maliyeti, ülkenin ekonomik ve fiziksel yıkımının küresel ölçekteki en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu zorluğun üstesinden gelinmesi, salt mali kaynakların mobilizasyonundan öte, kapsamlı, organize ve iyi koordine edilmiş bir destek programı gerektirmektedir.
Akademik literatür, başarılı devlet inşasının temelini, kapsayıcı ekonomik ve politik kurumların inşasına dayandırmaktadır. Suriye’nin geleceği, siyasi hakların dar bir elit yerine geniş kitlelere dağıtılması, adaletli ekonomik fırsatların sunulması ve özel mülkiyetin korunduğu liberal hukuk devleti ilkelerinin benimsenmesi ile sağlanacaktır. Eski sorunlara yeni çözümler geliştiren, yeni fikirlere sahip, yeni insanların yönetime katılması bu sürecin anahtarıdır.
Sonuç olarak, uluslararası toplumun, Maliye Bakanı Muhammed Yesr Berniye’nin de belirttiği gibi, Suriye’nin temel altyapı hizmetlerini yeniden kazandırması, yerel toplulukları canlandırması ve halk için daha dayanıklı bir geleceğin temellerini atması için destek ve ortaklık seferber etmesi zorunludur. İnşa edilen Suriye devletinin halkın gözünde meşruluğu kazanması ve güven merkezi olması gereklidir. Bu meşruiyet, sert güç (askeri ve ekonomik güç) politikalarıyla birlikte, halkın güvenini ve katılımını sağlayacak yumuşak güç politikalarının koordine edilmesiyle mümkün olacaktır. Suriye’nin bir daha benzeri görülmemiş bir çatışma ortamı yaşamaması ve sürdürülebilir bir kalkınma yoluna girmesi için kurulacak yeni devletin, kontrol ve denge (check and balance) mekanizmalarına sahip liberal bir demokrasi olması temel zorunluluktur. Bu, uluslararası toplumun ve Suriye halkının önündeki en büyük ve hayati görevdir.