
Giriş
Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında cereyan eden Kırım Savaşı (1853-1856), küresel güç dengelerini derinden etkileyen ve ilk modern savaş olarak kabul edilen önemli bir dönüm noktasıdır. Bu çatışmada Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Fransa ve Piyemonte-Sardinya Krallığı ile birlikte Rusya’ya karşı mücadele etmiştir. Savaşın ana cepheleri Balkanlar ve Kırım olsa da Kafkas Cephesi, özellikle de stratejik önemi yadsınamaz Kars şehri, yoğun çatışmalara sahne olmuştur. Doğu Anadolu’yu Güney Kafkasya’ya bağlayan en kısa yol üzerinde bulunması nedeniyle Kars, Rusya’nın Erzurum ve dolayısıyla İstanbul üzerindeki emelleri için kritik bir anahtar olarak görülmüştür.
Bu blog yazısı, Kırım Savaşı öncesinde ve sırasında Osmanlı Anadolu Ordusu’nun durumunu, özellikle Erzurum’daki Fransız Konsolosu Charles-Alexandre de Challaye’ın kapsamlı raporları ve İngiliz gözlemcilerin değerlendirmeleri ışığında inceleyecektir. Challaye’ın raporları, Osmanlı ordusunun savaş öncesi hazırlıklarını, lojistik, iaşe, teçhizat ve komuta kademesindeki kronik zayıflıkları hakkında önemli ayrıntılar sunmaktadır. Yazı ayrıca, 1855 Kars Kuşatması‘nın destansı direnişini, bu direnişin ardındaki kahramanlıkları ve nihayetinde şehrin düşüşünü, ardından gelen “Kars Zaferi” ünvanını ve bu direnişin binlerce kilometre ötedeki Kanada’da bir kasabaya nasıl ilham verdiğini de analiz edecektir. Bu tarihi olaylar silsilesi, Kars’ın askeri tarihteki eşsiz yerini ve uluslararası alandaki yankılarını ortaya koyacaktır.
Kırım Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nin Stratejik Önemi ve Osmanlı Ordusu’nun Durumu
Kırım Savaşı, Rusya’nın “sıcak denizlere inme” ve Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalama politikasının bir sonucu olarak 1853 yılında Osmanlı ile Rusya arasında başlamıştır. Rus ordusunun Eflak ve Boğdan’ı işgali üzerine İngiltere ve Fransa gibi büyük Avrupalı güçler, Rusya’nın Avrupa dengelerini tehdit ettiğini düşünerek Osmanlı Devleti’nin yanında savaşa girmişlerdir. Bu savaşın önemli cephelerinden biri olan Kafkas Cephesi, Osmanlı için hayati bir savunma hattı teşkil ediyordu. Kars, Ardahan, Batum, Erzurum ve Trabzon gibi mevkilerdeki kalelerin tahkimatı, savaş öncesi hazırlıkların odak noktası haline gelmiştir. Özellikle Kars Kalesi, Doğu Anadolu’daki en müstahkem ve stratejik nokta olarak kabul ediliyordu.
Savaşa girmeden önce Osmanlı Devleti, askerî alanda reformlar yapmış olsa da tam olarak hazır olmadığı bir savaşa sürüklenmişti. Erzurum merkezli Anadolu Ordusu, bu cephenin savunmasından sorumluydu. Ancak Challaye’ın raporları ve diğer kaynaklar, bu ordunun ciddi eksiklikleri olduğunu gözler önüne sermektedir.
Challaye’ın Gözlemleri ve Anadolu Ordusu’nun Durumu: Fransa’nın Erzurum Konsolosu olarak 1852’den 1855’e kadar görev yapan Charles-Alexandre de Challaye, Anadolu Ordusu’nun kamplarını ve kalelerini ziyaret ederek edindiği bilgileri kapsamlı raporlar halinde sunmuştur. Onun gözlemleri, savaş öncesi Osmanlı ordusunun çarpıcı bir portresini çizmektedir:
- Asker Alım ve Düzenlemeleri: Challaye, 1843’te Serasker Rıza Paşa öncülüğünde yapılan ordu düzenlemelerine değinmiş, düzensiz asker alımı yerine kura usulünün getirildiğini belirtmiştir. Ancak genel olarak, askere alma sisteminin adil olmadığı ve askerlik yükümlülüğünün daha çok Türkçe konuşan bölgelerin üzerinde bir yük olarak uygulandığı da ifade edilmiştir.
- Barınma ve İaşe Koşulları: Ordunun barınmasına yönelik yeterli hazırlık yapılmamıştı. Erzurum, Kars ve Ardahan’daki birlikler, nemli, havasız ve neredeyse harabe haldeki özel hanelere, hanlara ve mağazalara yerleştirilmişti. Yetersiz iaşe ve depolama alanları büyük bir sorun teşkil ediyordu. Kışın ulaşımın zorlaşması, lojistiği daha da etkiliyordu.
- Kıyafet ve Teçhizat Yetersizlikleri: Challaye, askeri bir başlık olarak fesin güneşe, yağmura, mermilere veya kılıç darbelerine karşı koruma sağlamadığını eleştirmiştir. Sarımtırak deriden yapılmış ince tabanlı potinler yürüyüşlerde ayakları koruyamayacak nitelikteydi ve kaputlar askeri yeterince sıcak tutmuyordu. Hatta Eylül ayında kar yağmasına rağmen Ardahan Kampı’ndaki askerlerin hala yazlık üniformalarını giymesi Challaye’ı şaşırtmıştı. Silah ve teçhizat konusunda da önemli eksiklikler vardı.
- Komuta Kademesi ve Subay Eksikliği: Anadolu Ordusu’nda komuta kademesindeki yetersizlikler belirgindi. Mekteb-i Harbiye’den yeterli subay mezun verilemediği için ordunun büyük kısmı alaylılardan oluşuyordu. Challaye, ferikler (generaller) arasında kişisel cesaret eksikliği olduğunu ve Fransız ordusundaki sıradan bir yüzbaşının veya tabur komutanının sahip olduğu teorik veya pratik bilgilere bile sahip olmadıklarını belirtmiştir. Subaylar arasında adam kayırma, entrika ve maaş alamama nedeniyle motivasyon düşüklüğü gözlemleniyordu. Ordu içinde “alaylı-mektepli” çatışması yaşanmaktaydı. Challaye, ordunun gerçek bir istihkâm ve sıhhiye (sağlık) sınıfından yoksun olduğunu da vurgulamıştır.
- Askeri Moral ve Stratejik Yaklaşım: Challaye, askerlerin genel olarak kanaatkâr, sabırlı ve cesur olduğunu belirtse de yüksek rütbeli subayların askeri gerçeklikten uzak, aşırı özgüvenli bir düşünce yapısına sahip olduğunu gözlemlemiştir. Örneğin, bir Türk subayının “şimdi Rusya’yı ele geçireceğiz, Tiflis’e kadar ilerleyip muazzam zenginliklerini ele geçireceğiz” şeklindeki beklentisi, ordunun imkanları ile beklentileri arasındaki uçurumu göstermekteydi. Challaye, Osmanlı askeri yetkililerinin savaş planı konusunda kararsız olduğunu ve hatta bölgenin haritalarına bile sahip olmadıklarını kaydetmiştir.
Bu sorunlar, Osmanlı ordusunun 1853’teki Başgedikler Muharebesi ve 1854’teki Kürekdere Muharebesi gibi erken çatışmalarda Ruslar karşısında yenilgi almasına yol açmıştır. Özellikle 1853-1854 kışında yetersiz beslenme ve sağlıksız ortamlar nedeniyle 18-20 bin askerin hastalıktan kaybedildiği rapor edilmiştir.
Kars Kuşatması (1855): Direniş ve Teslimiyet
1855 yılına gelindiğinde, Kırım’daki Sivastopol kuşatması nedeniyle Rusya, üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla General Nikolay Muravyov komutasındaki Kafkas ordusunu Osmanlıların en müstahkem mevkii olan Kars üzerine göndermiştir. 14 Haziran 1855’te Kars Kuşatması resmen başlamıştır. Rus ordusu şehri abluka altına alarak ikmal yollarını kesmiş, kaleye doğrudan saldırmak yerine garnizonun açlık yüzünden teslim olmasını beklemiştir.
Bu süreçte, Osmanlı Devleti’nin yanında yer alan İngiltere, Doğu Anadolu’daki Osmanlı Ordusu’nun güçlendirilmesi gerektiğini düşünmüş ve Yarbay Sir William Fenwick Williams’ı Anadolu Ordusu Karargahı’na İngiliz Hükümeti Komiseri olarak atamıştır. Williams, ordunun sağlık, beslenme, giyim ve personel mevcutlarındaki yolsuzluklar gibi ciddi aksaklıklarla mücadele etmekle görevlendirilmiştir. Williams, Osmanlı makamlarını raporlara değil, doğrudan kendi gözlemlerine dayanarak ayrıntılı raporlar hazırlamıştır. Kısa sürede Osmanlı komuta kademesinde yolsuzluğa bulaşmış pek çok kişiyi görevden uzaklaştırmayı başarmış ve Ordu Komutanı Zarif Mustafa Paşa’nın azledilmesine öncülük etmiştir. Kars’ta göreve başladıktan sonra Osmanlı ordusundaki nüfuzu o kadar artmıştır ki, kendisinden “general” olarak bahsedilmeye başlanmıştır.
29 Eylül 1855 Kars Zaferi: Kuşatmanın beşinci ayında, 28-29 Eylül 1855 gecesi Ruslar, Kars Kalesi’ne üç koldan genel bir taarruz başlatmıştır. Ancak Rus kuvvetleri karanlıkta ilerlerken yön hataları yapmış, taarruz gün ağarana kadar başlayamamış ve baskın unsuru kaybolmuştur. Dahası, Rus birliklerinin önemli bir kısmı, kalenin en güçlü savunma noktası olan Yüksek Tabya önüne düşerek Türk topçusunun öldürücü ateşiyle ağır kayıplar vermiştir. Özellikle Çakmak Tabya ve Velipaşa Tabyası arasında kalan bir Rus alayı, Türk mevzilerinin içine girince üç taraftan açılan ateş çemberiyle neredeyse tamamen imha edilmiştir.
Müşir Mehmed Vasıf Paşa komutasındaki Osmanlı garnizonu ve Kars halkı, genç, yaşlı, kadın, çocuk demeden muazzam bir direniş göstermiştir. Bu destansı savunma sonucunda Ruslar, saldırıya katılan askerlerinin yarısından fazlasını kaybederek geri çekilmiştir. Rus kayıpları 8.000’i aşarken, Türk garnizonu yaklaşık 1.000 zayiat vermiştir. Bu, “1855 Kars Zaferi” olarak tarihe geçmiştir. Albay Fenwick Williams, İstanbul’daki İngiltere Büyükelçisi’ne gönderdiği raporda zaferi müjdeleyerek Kars halkının kahramanlığından övgüyle bahsetmiştir.
Açlık ve Teslimiyet: Ancak bu muazzam zafere rağmen, Kars garnizonu ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Kuşatma nedeniyle ikmal hatları kesildiği için iaşe sıkıntısı had safhaya ulaşmış, erzak ve mühimmat rezervleri kritik seviyeye gerilemişti. Kolera salgını, Haziran-Eylül ayları arasında garnizondaki personelin %10’unun ölümüne neden olmuş, günde ortalama 150 asker ve 30 sivil koleradan hayatını kaybetmiştir. Beslenme yetersizliği nedeniyle yüzlerce at ölmüş, hatta askerler kesilen binek hayvanlarının etlerini tüketmek zorunda kalmışlardır. Açlık ve hastalıklar nedeniyle firarlar artmış, yakalanan askerlerden bazıları ibret olması amacıyla kurşuna dizilmiştir. Kars içindeki Ermenilerin de iaşe sıkıntısı ve güvenlik gerekçesiyle dışarı çıkarılması gerektiği değerlendirilmiştir, zira bazı Ermenilerin Ruslar için istihbarat topladığı iddia edilmiştir.
Kırım’daki Osmanlı orduları komutanı Ömer Lütfü Paşa’nın Kars’ı kurtarmak amacıyla Sohumkale üzerinden başlattığı harekât da Kars’a ulaşmak için yaklaşık 500 kilometrelik mesafenin bulunması nedeniyle geç kalmıştır. Tüm bu zorluklar karşısında, Kars garnizonunun direniş gücü tükenme noktasına gelmişti. Sonuç olarak, 28 Kasım 1855 tarihinde, askeri bir yenilgi olmaksızın, Kars garnizonu açlık, hastalık ve cephane kıtlığı nedeniyle teslim olmak zorunda kalmıştır. Teslim anlaşmasına göre, subayların kılıçlarını ellerinde tutmalarına izin verilmesi gibi kendi şartlarında teslim olmaları sağlanmıştır.
Kars’ın Mirası: Bir Zafer, Bir Madalya ve Bir Kanada Kasabası
Kars’ın 1855’teki savunması, Kırım Savaşı’nın son büyük askerî harekâtı olmuştur. Paris’te başlayan barış müzakerelerinin ardından, 30 Mart 1856’da imzalanan Paris Antlaşması uyarınca Rusya, işgal ettiği Kars’ı Osmanlı İmparatorluğu’na iade etmiştir.
Kars’ın Onurlandırılması ve Avrupa’daki Yankıları: Osmanlı zaferi, Avrupa basınında geniş yankı uyandırmış ve Kars savunmasının namı bütün Avrupa’ya yayılmıştır. Paris’in açık hava tiyatrolarında dahi, Albay Williams’ın raporları esas alınarak 10 bin figüranla Kars Kuşatması’nın gösterimleri yapılmıştır. Sultan Abdülmecid, bu destansı direnişin anısına Kars’ı savunan asker ve sivillere “Gazi” unvanı vermiştir. Ayrıca, “Kars Nişanı” adında özel bir madalya çıkarılmış ve Karadeniz’de işleyen buharlı bir gemiye “Kars” ismi verilmiştir. Takvim-i Vekayi ve Ceride-i Havadis gazeteleri “Kars Özel Sayısı” çıkarmıştır. 1856 yılında 23.000 adet bastırılan “Kars Zafer Madalyaları”, şehit asker ailelerine ve askerlere dağıtılmıştır. Bu madalya, aynı zamanda Anadolu’da bir şehre verilen ilk gazilik madalyası olma özelliğini taşımaktadır.
Kanada’nın Kars’ı: Kars savunmasının en ilginç ve kalıcı miraslarından biri, on binlerce kilometre ötedeki Kanada’da bir kasabaya ilham vermesidir. Kuşatma sırasında Osmanlı ordusuna danışmanlık yapan ve savunmada önemli bir rol oynayan General Sir William Fenwick Williams, Kanada doğumluydu. Kars savunması zaferinin haberi, İngiltere’den Kanada’ya döşenen deniz altı telgraf kablosu üzerinden ulaşan ilk haberlerden biri olmuştur. Bu zafer, Kanadalılar için ayrı bir gurur kaynağı haline gelmiştir.
O dönemde Kanada’da iki farklı “Wellington” isimli kasaba bulunması posta sorunlarına yol açıyordu. Kasabanın ismini değiştirme kararı alındığında, Kars savunmasındaki kahramanlık ve General Williams’ın onuruna, 1857 yılında kasabaya “Kars” adı verilmiştir. Böylece, bir Osmanlı şehrinin direnişi, uzak bir coğrafyada kalıcı bir iz bırakmıştır.
Kars’ın Sonraki Mukadderatı ve Sistemik Zayıflıklar: Ancak 1855’teki bu zafere rağmen, Kars’ın kaderi 19. yüzyıl boyunca Rusya ile olan mücadelelerde zorlu olmaya devam etmiştir. Kars, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda da Rusların eline geçmişti ve bu savaş sonrası nüfusu 50 binden 12 bine düşmüştü. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) ise, tahkimat ve topçu gücü açısından kısmi iyileştirmeler yapılmış olmasına rağmen, Kars Kalesi 1877’de tekrar kuşatılmış ve nihayet 18 Kasım 1877’de Rusların eline geçmiştir. Bu kuşatmada da Osmanlı kuvvetleri, lojistik sorunlar, subay ve general kadrosundaki yetersizlikler, yolsuzluklar ve firarlar gibi benzer sorunlarla boğuşmuştur. Uzun yıllar Rus işgali altında kaldıktan sonra, Kars ancak Millî Mücadele döneminde, 30 Ekim 1920’de Kazım Karabekir yönetimindeki Türk Ordusu tarafından yeniden Türk topraklarına katılmıştır.
Sonuç
Kars’ın Kırım Savaşı’ndaki savunması, Osmanlı İmparatorluğu’nun en zorlu dönemlerinden birinde gösterilen muazzam bir direnişin sembolüdür. Charles-Alexandre de Challaye’ın detaylı gözlemleri, savaş öncesi Anadolu Ordusu’nun barınma, iaşe, giyim, teçhizat ve özellikle komuta kademesindeki derin yetersizlikleri açıkça ortaya koymuştur. Bu sistemik sorunlara rağmen, General Williams gibi yabancı danışmanların çabaları ve en önemlisi Kars halkının ve askerinin gösterdiği fedakârlık ve cesaret, 29 Eylül 1855’teki Rus saldırısının püskürtülmesini sağlamış, Avrupa’da büyük yankı uyandıran ve Osmanlı Devleti tarafından “Gazilik” ünvanı ve madalyalarla taltif edilen bir zafere dönüşmüştür.
Ancak bu taktik başarı, garnizonun içinde bulunduğu açlık, hastalık ve lojistik kıtlık gibi yıpratıcı koşullar nedeniyle Kars’ın nihayetinde teslim olmasını engelleyememiştir. Kars’ın sonraki tarihlerde de benzer sistemik zayıflıklar nedeniyle tekrar işgale uğraması, Osmanlı askeri ve bürokratik yapısındaki “insan malzemesi zafiyetinin” ve köklü yapısal sorunların kronik doğasını gözler önüne sermektedir. Yine de Kars’ın 1855’teki destansı savunması, sadece Osmanlı tarihi için değil, aynı zamanda Kanada’da bir kasabaya adını verecek kadar uluslararası bir miras bırakmasıyla da benzersiz bir yere sahiptir. Bu olaylar silsilesi, bir direnişin sadece askeri sonuçlarıyla değil, aynı zamanda kültürel ve coğrafi sınırları aşan yankılarıyla da anılabileceğini göstermektedir.
Kaynakça
Boyacı, Emre. (n.d.). Kars Müdafaası ve Kanada’ya İlham Veren Kahramanlık. Yedikıta Dergisi.
CNN Türk. (2024, 22 Nisan). Kırım Savaşı Sonuçları Ve Nedenleri: Kırım Savaşı Kimler Arasında Yapıldı? Kısaca Önemi Nelerdir?. CNN Türk.
Haber Merkezi. (2019, 18 Ocak). Kanada’nın Kars’ı. YENİ ASYA.
Karadağ, Dilek. (2009). 1855 Kars zaferi. (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Kafkas Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kars.
Öz, Hakkı. (2020). Kırım Savaşı Öncesinde Osmanlı Ordusu Organizasyon ve Savaş Gücü. Tarih Kritik, 6(4).
Saygılı, Hasip. (n.d.). Osmanlı-Rus Kafkas Cephesinde Kars Savunması (1828-1878). DergiPark.
T.C. Kars Valiliği. (n.d.). Tarihçe.
Vikipedi. (n.d.). Kars Kuşatması (1855).
Vikipedi. (n.d.). William Fenwick Williams.
Yılmaz, Özgür. (2015). Erzurum Fransız Konsolosu Challaye ’nin Kırım Savaşı Döneminde Askeri İstihbarat Faaliyetleri (1853-1854). History Studies, 7(4), 157-174.




