Giriş
1978 yılındaki Açık Kapı Politikası’ndan bu yana Çin ekonomisi, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir büyüme mucizesine imza atmıştır. Ancak son on yılda, bu büyüme modelinin temel taşlarını oluşturan geniş kapsamlı kamu altyapı projeleri, sanayi modernizasyonu ve emlak sektörü genişlemesi, artan borç yükü ve azalan verimlilik nedeniyle ciddi bir baskı altına girmiştir. Günümüzde Çin, yalnızca döngüsel bir yavaşlama ile değil, aynı zamanda yatırım odaklı modelden “yüksek kaliteli büyüme” modeline geçişin getirdiği yapısal zorluklarla karşı karşıyadır.
Çin’in toplam borç-GSYİH oranının 2024 sonunda %290 gibi sarsıcı bir seviyeye ulaşması, finansal istikrar üzerindeki riskleri derinleştirirken, ekonomik motorun yakıtı olan borçlanma mekanizmalarının artık sürdürülemez olduğunu göstermektedir. Bu blog yazısında, Çin bankacılık sektörünün 2025 yılındaki performansı, emlak sektöründeki düzeltme süreci, yerel yönetimlerin “gizli borç” sorunu ve ülkenin yeni teknoloji odaklı stratejileri akademik bir perspektifle incelenecektir.
Makroekonomik Ortam ve Büyüme Dinamikleri
Çin ekonomisi, 2025 yılının ilk çeyreğinde, özellikle gümrük tarifeleri uygulanmadan önce siparişlerin öne çekilmesi ve 2024 sonundaki teşvik paketlerinin etkisiyle %5,4’lük bir büyüme kaydetmiştir. Ancak bu geçici ivme, daha derin yapısal sorunları gölgeleyememektedir. Varlık büyümesi hem kredi hem de kredi dışı varlıkların genişleme hızının yavaşlamasıyla keskin bir şekilde düşüş göstermiştir.
Tüketici güveninin pandemi dönemindeki sert düşüşten sonra hala toparlanamamış olması, iç talebi baskılamaya devam etmektedir. 2022’de 120.5 puandan 86.7 puana gerileyen tüketici güven endeksi, Çinli hanelerin gelir kaybı korkusu ve emlak piyasasındaki varlık erimesi nedeniyle ihtiyatlı davrandığını göstermektedir. Ayrıca, ekonomik yapının dengesizliği ve emlak piyasasındaki durgunluk nedeniyle deflasyonist baskılar kalıcı bir tehdit oluşturmaktadır. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), 2025 Şubat ayında negatif bölgeye geçmiş ve uzun süre %0 civarında seyretmiştir.
Emlak Sektörü: “Üç Kırmızı Çizgi”den Likidite Krizine
Emlak sektörü, doğrudan ve dolaylı bağlantılarıyla Çin ekonomisinin yaklaşık %30’unu oluşturmaktadır. Sektördeki kriz, Ağustos 2020’de yürürlüğe giren ve geliştiricilerin borçlanma yeteneklerini kısıtlayan “Üç Kırmızı Çizgi” politikası ile tetiklenmiştir. Bu düzenleme, varlık-yükümlülük oranı, net kaldıraç ve nakit-kısa vadeli borç oranları üzerinden katı eşikler getirmiştir.
Politikanın uygulanmasıyla birlikte, Evergrande ve Country Garden gibi sektör devleri ciddi likidite krizlerine girmiş ve borç ödemelerinde temerrüde düşmüşlerdir. Evergrande’nin 2023 ortası itibarıyla toplam yükümlülüklerinin 2,4 trilyon yuan’a ulaşması, krizin boyutlarını ortaya koyan sembolik bir gelişmedir. Emlak fiyatlarındaki düşüş ve tamamlanmamış projeler, 2022’de bir “ipotek boykotu” (mortgage boycott) dalgasına yol açarak finansal riski sosyal bir riske dönüştürmüştür. Hükümet bu süreci yönetmek için “Beyaz Liste” (White List) mekanizmasını devreye sokarak, uygun projelere banka kredisi sağlanmasını kolaylaştırmayı amaçlamıştır. Ancak, 2024’ün ilk çeyreğinde yeni konut satışlarının %30,7 oranında düşmesi, güvenin henüz tam olarak tesis edilemediğini kanıtlamaktadır.
Çin inşaat sektörü, ülke ekonomisinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır ve 2023 yılı itibarıyla bazı önemli veriler aşağıda özetlenmiştir:
Pazar Büyüklüğü: 2023 yılında Çin inşaat pazarının büyüklüğü 4.43 trilyon USD olarak değerlendirilmiştir. Bu pazarın 2023-2033 yılları arasında yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) %5.06 olarak tahmin edilmektedir. Bu gösteriyor ki, Çin inşaat sektörü önümüzdeki yıllarda da hızla büyümeye devam edecek.
Gayrimenkul Yatırımları: 2023 yılının ilk çeyreğinde gayrimenkul sektörü yatırımları, bir önceki yıla göre %9.6 oranında bir düşüş göstermiştir. Bu, sektördeki zorluklar ve ekonomik dalgalanmaların bir yansıması olsa da, beklenen uzun vadeli büyüme trendini değiştirmeyecektir.
Büyüme Oranı: Çin ekonomisi 2023 yılında %5.2 oranında büyüme kaydetmiştir. Bu, hükümetin belirlediği %5 hedefinin dar bir marjla karşılandığı anlamına gelse de ekonominin sağlıklı bir şekilde ilerlemekte olduğunu göstermektedir.
Malzeme Kullanımı: İnşaat sektöründe kalitesiz malzeme kullanımının yasaklanması gibi düzenlemeler, sektörün daha sürdürülebilir ve güvenilir bir hale gelmesine katkı sağlamaktadır. İnşaat firmaları, yalnızca devlet tarafından onaylanmış malzemeleri kullanmak zorunda olmaları, Çin’in inşaat kalitesini artırmaya yönelik çabalarını yansıtmaktadır.
Gelecek Tahminleri: 2025 yılında inşaat pazarının 4.85 trilyon USD’ye ulaşması ve 2026’da 5.03 trilyon USD’ye çıkması beklenmektedir. 2033 yılına kadar ise pazarın 6.01 trilyon USD’ye ulaşması öngörülmektedir. Bu rakamlar, Çin inşaat sektörünün uzun vadeli büyüme potansiyelini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Çin inşaat sektörü, ülke ekonomisinin önemli bir parçası olmaya devam etmekte ve gelecekte de bu konumunu güçlendirecek gibi görünmektedir. Sektördeki düzenlemeler, yatırımlar ve büyüme öngörüleri, Çin’in inşaat alanındaki liderliğini pekiştireceğini göstermektedir.
Yerel Yönetimlerin Gizli Borç Çıkmazı: LGFV Sorunu
Çin’in mali yapısındaki en büyük zayıflık, yerel yönetim finansman platformları (LGFV) aracılığıyla biriktirilen bilanço dışı borçlardır. 1994 yılındaki vergi paylaşım reformu, yerel yönetimlerin gelirlerini azaltırken harcama sorumluluklarını artırmış; bu boşluk ise arazi satış gelirleri ve LGFV borçlanmaları ile doldurulmuştur.
LGFV borç stokunun 2024 yılı itibarıyla 60 trilyon ile 110 trilyon RMB arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bu borçların sürdürülebilirliği, arazilerin sürekli değer kazanmasına bağlıydı; ancak emlak piyasasındaki çöküşle birlikte yerel yönetimlerin en büyük gelir kaynağı olan arazi satış gelirleri 2021-2023 arasında üçte bir oranında azalarak 5,7 trilyon RMB’ye gerilemiştir. Çin hükümeti, Kasım 2024’te bu gizli borç yükünü hafifletmek için 10 trilyon RMB hacminde devasa bir borç takas programını onaylamıştır. Bu program, yüksek faizli gizli borçların resmi yerel yönetim tahvilleriyle değiştirilmesini öngörse de toplam borç miktarını azaltmamakta, sadece vadesini uzatmaktadır.
Bankacılık Sektörü Performansı ve Riskler
2025 yılı itibarıyla Çin bankacılık sektörü, daralan faiz marjları (NIM) ve azalan kredi talebi nedeniyle ciddi bir kârlılık erimesi yaşamaktadır. Varlık getirisi (ROA) ve özkaynak karlılığı (ROE) tarihi düşük seviyelere gerilemiştir. 2024 sonunda net kâr artış hızının %-2.3’e düşmesi, 2021’den bu yana ilk gerilemeye işaret etmektedir.
Bankaların varlık kalitesi üzerindeki riskler şu nedenlerle artmaktadır:
- Trump yönetiminin yeni gümrük tarifeleri: İhracatçı firmaların kredi riskini artırmaktadır.
- Emlak Sektörü ve LGFV Maruziyeti: Özellikle şehir ve kırsal ticari bankalar, çeşitlendirilmemiş portföyleri ve düşük sermaye yeterlilik oranları nedeniyle daha savunmasız durumdadır.
- Gölge Bankacılık Etkileşimi: Küçük bankaların bankalararası fonlamaya daha fazla güvenmesi, gölge bankacılık sistemiyle olan bağımlılığı hafifçe artırmıştır.
Stratejik Dönüşüm: Yeni Nitelikli Üretici Güçler (NQPF)
Çin yönetimi, emlak ve altyapı odaklı büyümenin sınırlarına ulaşıldığını kabul ederek “Yeni Nitelikli Üretici Güçler” (New Quality Productive Forces – NQPF) stratejisine odaklanmıştır. Bu model, niceliksel büyüme yerine yıkıcı teknolojik yeniliklere ve yüksek verimliliğe dayanmaktadır.
Bu dönüşümün temel direkleri şunlardır:
- Yeşil Enerji ve “Yeni Üçlü”: Elektrikli araçlar (EV), lityum piller ve güneş enerjisi ürünleri ihracatın yeni lokomotifi haline gelmiştir. 2024’te Çin, dünyadaki güneş paneli modüllerinin %80’ini sağlamıştır.
- Yapay Zekâ ve Çip Üretimi: Gelişmiş litografi kısıtlamalarına rağmen, entegre devre üretimi 2024’te %22,2 oranında büyümüştür.
- Akıllı Üretim: Çin, AI ve IoT kullanarak üretim verimliliğini optimize etmekte ve dünyadaki sanayi robotu kurulumlarının %50’sinden fazlasını gerçekleştirmektedir.
Buna karşın, EV gibi sektörlerdeki aşırı rekabet (involution), kâr marjlarını baskılamakta ve başarılı firmalar için bile finansal stres yaratmaktadır.
Sonuç
Çin ekonomisi, tarihinin en kritik kavşaklarından birinde bulunmaktadır. Yatırıma ve borca dayalı eski büyüme modeli, devasa bir borç overhang’i (borç yükü) ve emlak piyasasındaki yapısal bir çöküşle karşı karşıyadır. Finansal istikrar üzerindeki en büyük tehdit olan 60 trilyon RMB üzerindeki LGFV borcu, hükümetin borç takas programlarıyla kontrol altına alınmaya çalışılsa da kalıcı çözüm için merkezi ve yerel yönetimler arasındaki mali dengesizliğin giderilmesi şarttır.
Bankacılık sektörü, 2025 yılında daralan marjlar ve artan kredi riskleri altında direnç testinden geçmektedir. Çin’in teknoloji odaklı NQPF stratejisi, uzun vadeli üretkenlik artışı için umut vaat etse de bu dönüşümün sancılı olması ve GSYİH büyüme oranlarının %4 seviyelerine kalıcı olarak gerilemesi beklenmektedir. Sonuç olarak Çin’in başarısı, emlak sektöründeki düzeltmeyi yönetirken, tüketici güvenini geri kazanmasına ve inovasyon odaklı yeni motorlarını verimli bir şekilde devreye almasına bağlı olacaktır.
Kaynakça
Bu blog yazısı, sağlanan kaynaklardaki verilere dayanmaktadır:
- BBVA Research, “China Banking Monitor 2025”.
- NUS Research on Real Estate Regulations.
- IW Koeln, “Debt-fuelled growth in China”.
- ECB Economic Bulletins.
- Structural Reconfiguration Reports.