İslami finansmanda iş ortaklığı modelleri

İSLAMİ FİNANSTA İŞ ORTAKLIĞINA DAYALI FİNANSMAN YÖNTEMLERİ

İslami finans sistemi içerisinde yer alan iş ortaklığı modellerini işin nev’ine göre çeşitlendirmek mümkünse de ana finansman yöntemleri aşağıda verilmeye çalışılmıştır.

İŞ ORTAKLIĞI MODELLERİ

İslami Finans iş ortaklığı modellerinde risk paylaşımı ve kâr-zarara katılım esastır. Bu yöntemler emek ve sermayenin, girişimci ve yatırımcının bir araya gelmesinde, sermayenin verimli projeler üzerinden üretime aktarılmasında, gelir ve refah artışında, gelir dağılımındaki iyileşmede, üretim faktörlerinin en etkin şekilde kullanımında, reel piyasa ile finansal piyasanın bütünleşmesinde büyük bir dinamizm yaratma potansiyeline sahiptir. Her ne kadar ilk olarak Avrupa’da ortaya çıktığı gibi yaygın bir inanış varsa da kökenleri daha derinden incelendiğinde bu yöntemlerin İslamiyet’in ilk dönemlerinden itibaren uygulandığı bilinmektedir.

İş ortaklıkları açısından bakıldığında faiz yasağının paradan para kazanmayı ve günümüzdeki finansallaşma sorununu engelleyecek bir sistemin alt yapısını oluşturduğu söylenebilir. İslam’ın faizsiz ekonomi mantığı içinde bu finansman yöntemleri mudâraba, mufâvaza, muşâraka (inan ortaklığı) ve vücuh (kredi ortaklığı) şeklinde adil, etik, sosyal fayda esaslı, insan merkezli yöntemler olarak nitelendirilmektedir.

Mudâraba

Emek-sermaye ortaklığı, en basit tanımıyla, kurumun yatırım için gerekli olan finansmanı sağladığı ve müşterinin emeğini koyduğu bir işbirliğidir. Elde edilen kâr, önceden belirlenen oranlara göre kurum ve müşteri arasında bölüşülür. Eğer zarar meydana gelirse ve müşterinin bir hatası bulunmuyorsa, kurum tüm zararı üstlenir. Bu finansman yöntemi, genellikle ticaretin finansmanında kullanılır ve İslami finansın temel yapı taşlarından biridir. Bilgi ve tecrübe eksikliği olan sermaye sahibi ile işi bilen ve emeğini ortaya koyan kişi arasındaki bu ortaklık, katılım bankalarının mudâraba sistemini kullanarak fon toplaması ve bu fonları girişimcilere aktarması şeklinde işler (Yurttadur & Yıldız, 2017:13).

Bu sistemde, bankaya proje sunan emek sahibine veya girişimciye “mudarip”, projeyi onaylayarak sermaye desteği sağlayan tarafa ise “Rabbul-Mal denir. Rabbul-Mal, mudarip ile sözleşme imzaladıktan sonra, mudaribin talebi doğrultusunda sermayeyi onun kullanımına hazır halde bulundurmakla yükümlüdür. Sözleşmede aksi belirtilmedikçe, faizsiz bankanın proje sahibinin işlemlerine müdahale etme hakkı bulunmamaktadır. Ancak, proje sahibinin düzensiz ve plansız çalışması sonucu ciddi zarar riski belirdiğinde, banka zararı önlemek için bazı tedbirler alabilir (Akın, 1986:128-132).

Girişimci, deneyim, beceri ve bilgisini sergilerken, sermaye sahibi de gereken finansal kaynağı sağlar. İşletilen faaliyet sonucunda kar sağlanırsa, önceden yapılmış olan mudaraba sözleşmesine göre kar paylaşılır. Önemli bir nokta şudur: sözleşmede kar payı oranı önceden belirlenir, sabit bir miktar üzerinde anlaşma yapılmaz. Kasıt veya ihmal olmadan zarar meydana gelirse, sermayedar yatırdığı sermayeyi kaybederken, girişimci de emeğinin karşılığını alamaz.

Girişimciliğin ödülü olarak, aracı kârın kalanını alırken, zararı yatırımcı karşılamaktadır. Başarısızlık halinde, zarardan sorumlu tutulmayan aracının harcadığı zaman ve emek boşa gitmemektedir. Aracının (girişimcinin veya mudâribin) zarar durumunda herhangi bir yükümlülükten muaf tutulması ve sermaye sahibi ile üçüncü şahıslar arasındaki ilişkinin sonlandırılması, mudârabanın diğer finansal düzenlemelerden ayrılan ve özgün bir karakter kazanmasını sağlamaktadır.

Mudaraba’da, ortaklar kâr paylaşımında tam bir özgürlüğe sahiptir ve kâr, miktar yerine kesinlikle oran üzerinden paylaşılır. İslamiyet’te, mudaraba ve muşaraka olarak bilinen iki klasik ortaklık türünde, ortaklık sözleşmeleri esas olarak anlaşmanın türünü, yatırım miktarını, kâr dağılımı şartlarını ve aracının sermayeyi yönetirken sahip olduğu serbestlik derecesini içerir.

Bu sözleşme tipleri, gelecekteki evrimleri açısından, kendilerine teslim edilen sermayeyi kendi kaynaklarıyla birleştirme, mudârib olarak üçüncü şahıslara aktarma ve üçüncü şahıslarla kuracakları ortaklıklara yatırım yapma yetkisine sahip olmaları bakımından önemlidir. Kural olarak, mudâribin işleri şahsen yürütmesi beklenir. İşletme sürecinde, bireysel işleri başkalarına devredebilir. İşin boyutları genişlediğinde, genel yönetimi elinde tutmak koşuluyla yardımcılar tutabilir ve onlara belirli yetkiler verebilir. Yardımcılar, mudâribe ve o da sermayedara karşı sorumludur. İşletmeci ile yardımcıları arasındaki ilişki, duruma göre hizmet veya ücretli vekalet ilişkisi şeklinde olabilir. İşi şahsen yürütme yükümlülüğüyle çelişen alt mudârib ataması, sermayedarın özel iznine tabidir. Ancak bazıları, yatırımcının çıkarlarının korunması şartıyla, bu izne gerek olmadığını savunmaktadır.

Fesih ve infisah şartları dikkate alındığında uzun vadeli finansmana pek uygun düşmediği düşünülebilirse de mudâraba Avrupa’da 10. yüzyıldan itibaren “commenda” adıyla bir çeşit adi komandit şirket biçiminde yaygınlaşıp bölge ülkelerinin ticaret hukukuna girerek standart bir görünüm kazanmış, iş ortaklıklarının daha çok girişimci ve tasarruf sahibini bünyesinde toplamasına katkı sağlamıştır. Mudâraba da zarar riskini sermayedar yüklendiği için mudâraba sermayesi, 1970’lerden itibaren özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde çok büyük boyutlara ulaşarak en son teknolojik yeniliklere ait projelerin finansmanını sağlamakta kullanılan “risk sermayesi” ne (venture capital) benzetilmektedir.

Mufâvaza

Bu ortaklık tipinde ortakların her açıdan tamamen eşit olması, tüm ticari faaliyetlerin ortaklık kapsamında yapılması ve ortakların karşılıklı olarak aracılığı ve kefilliği esas teşkil etmektedir. Ortaklar birbirlerine ortaklık sermayesinin tamamıyla özgürce hareket edebilme yetkisini tanımış olmaktadırlar. Buradaki eşitlik esası, sadece tüm ortakların eşit miktarlarda yatırım yapmalarıyla kâr ve zararın eşit olarak paylaşılması konusuyla sınırlı kalmamakta ortakların kişisel statülerine de eşitliği getirmektedir. Mesela bir tarafın daha itibarlı olmasından dolayı kâr payından eşit olmayan bir pay alması ya da farklı miktarlarda sermaye yatırmalarına rağmen eşit kâr payı almaları bu ortaklık türünde mümkün olmamaktadır.

Bu tür bir uygulama, ortaklığı mufâvaza olmaktan çıkarmaktadır. Burada zararı paylaşmada da eşit olunması ve her ortağın üçüncü şahıslara karşı sorumluluğunun sınırsız olması ayrıca vurgulanmalıdır. Pasif ortağın üçüncü şahıslara karşı yükümlüğünün başta yatırdığı sermayeyle sınırlı olduğu mudâraba anlaşmasıyla çarpıcı bir zıtlık göze çarpmaktadır.

Mesela bir tarafın daha itibarlı olmasından dolayı kâr payından eşit olmayan bir pay alması ya da farklı miktarlarda sermaye yatırmalarına rağmen eşit kâr payı almaları bu ortaklık türünde mümkün olmamaktadır. Bu tür bir uygulama, ortaklığı mufâvaza olmaktan çıkarmaktadır. Burada zararı paylaşmada da eşit olunması ve her ortağın üçüncü şahıslara karşı sorumluluğunun sınırsız olması ayrıca vurgulanmalıdır. Pasif ortağın üçüncü şahıslara karşı yükümlüğünün başta yatırdığı sermayeyle sınırlı olduğu mudâraba anlaşmasıyla çarpıcı bir zıtlık göze çarpmaktadır (Çizakça, 1999).

Muşâraka (İnan Ortaklığı)

Muşaraka sistemi, mudaraba sistemindeki işgücü-sermaye ortaklığına benzer. Ancak, muşarakada her iki taraf da sermaye koyar. Bir proje sahibi, elindeki sermaye yetersiz olduğunda, projeye yatırım yapacak sermayedarlar arar. Proje sahibi, hem sermayesini hem de emeğini katar, oysa proje ortağı sadece sermayesini yatırır. Böylece, muşaraka anlaşmasıyla kâr ve zarar paylaşımı belirlenir. Tarafların projeye katkıda bulundukları sermaye miktarına göre kâr paylaşımı şekillenir. Sermaye katılım oranları eşit olsa bile kâr payları farklı olabilir, ya da sermayeler farklı olsa bile kâr payları eşit olabilir. Bu durum, ortakların işe katkı derecesi veya yetenekleri farklı olduğunda ortaya çıkar.

Bu sistemde, finans kurumu veya banka gerekli sermayenin bir bölümünü sağlar. Ayrıca, müşterinin de yatırım için gerekli sermayenin bir kısmını üstlenmesi beklenmektedir. Ortaklıkta, başlangıçta belirlenen oranlarda kar paylaşımı gerçekleştirilir. Bu oran, sermaye katkılarıyla aynı olmak zorunda değildir ve emek harcayan kişinin kar payından daha büyük bir pay alması mümkündür. Zarar durumunda ise, ortaklar zararı sermaye payları oranında paylaşırlar. Bu yöntem, genellikle sanayi finansmanında tercih edilir.

Her ortağın farklı miktarlarda yatırım yapabilmesi mümkündür, aynı zamanda yatırımların eşit miktarlarda olması ve karların eşit olmayan şekilde dağıtılması da mümkündür. Ortakların tüm varlıklarını yatırmaları zorunlu değildir. Özel inan ortaklığında belirli bir malın ticareti yapılırken, genel inan ortaklığı tüm meşru işleri kapsar. Bu, Batı’daki Orta Çağ ticaret şirketlerine benzer. Özel inan ortaklığı, Orta Çağ İngiliz ticaretinde tek bir iş için kurulan ortaklıklara denk gelir.

Mudaraba dahil olmak üzere, tüm ortaklık türlerinde olduğu gibi, inan ortaklığında da zarar, tarafların yatırım miktarlarına göre paylaştırılır. İnan ortaklıkları, bazı yönlerden mudarabaya benzer. İnan ortaklığında ve mudarabada, tüm kalemler, masraflar, kar ve zarar, aracı (girişimci) ile yatırımcı arasında önceden belirlenir. Aracının üçüncü şahıslara karşı olan yükümlülüklerinden yatırımcı sorumlu tutulmaz. Üstelik, üçüncü şahıslar yatırımcının varlığından haberdar bile olmayabilir.

Üçüncü şahıslar, yalnızca ilişkide oldukları ortaktan talepte bulunabilir ve bu ortaklar, ilgili miktarın tamamından bireysel olarak sorumludurlar. Aracı, öncelikle üçüncü şahısların taleplerini yerine getirir ve sonrasında kendi payına düşen oranla ortağından destek ister. Ayrıca, bir inan ortağı, sermaye fonu oluşturmak için mudaraba yöntemiyle ortaklık dışındaki kişilerden dış finansman alabilir ve bu mudaraba ilişkisinden elde edilen kârı tamamen kendine saklayabilir. İnan ortaklığındaki ortaklar, diğer ortakların farklı ortaklıklardan elde ettikleri gelirler üzerinde herhangi bir söz hakkına sahip değildir.

Muşârakanın, görece yeni bir çeşidi olan “azalan muşâraka” (diminishing musharakah) yöntemi, projenin gelir getirmeye başlamasının ardından, müşteri projenin tamamına sahip olmayı arzu ederse, bankanın projedeki payını periyodik olarak ek ödemeler yaparak satın almasını öngörür. Azalan muşâraka, genellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılırken, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı ülkelerde büyük ölçekli projelerin finansmanında da tercih edilmiştir.

Vücûh (Kredi Ortaklığı)

Sözlükte “yüz, itibar” anlamına gelen vech kelimesinin çoğulu olan vücûh, fıkıh alanında sermayesi olmayan iki veya daha fazla kişinin ticari tecrübe ve itibarlarını kullanarak belirli bir iş için kurdukları ortaklığı tanımlar. Klasik fıkıh literatüründe, vücûh, akid şirketleri grubunda yer alan ebdân (iş gücü) ve emvâl (sermaye) ortaklıklarına ek olarak üçüncü bir tür olarak kabul edilir. Bu ortaklık türüne vücûh denmesinin nedeni, genellikle sermayesi olmayan ancak ticari bilgi, beceri ve itibara sahip kişilerin, itibarları sayesinde vadeli mal satın alıp işe başlamalarıdır. Bu aynı zamanda “mefâlîs şirketi”, “kredi şirketi” ve Mâlikî mezhebinde “zimem ortaklığı” olarak da adlandırılır (“VÜCÛH- TDV İslâm Ansiklopedisi”, 2019).

Vücûh, sermayesi olmayan ancak itibar sahibi iki ortağın finansman ihtiyacını karşılamak için oluşturdukları bir iş ortaklığıdır. Şeriketü’l-mefalis (züğürt ortaklığı) olarak da bilinen bu ortaklık türü, genellikle bir sermaye yatırım aracı olarak düşünülür ve sermaye artırma veya yaratma yöntemi olarak kullanılır. Hz. Ali’nin mudâraba ve muşâraka için söylediği “kâr üzerinde anlaşılan şartlar, zararı ise sermaye belirler” ifadesi, kredi ortaklığı için geçerli değildir. Vücûh ortaklığında, ortakların kâr payları yatırımdaki paylarına göre belirlenir. Bu, tüm sermayenin kredi olarak kullanılmasına dayanır. Vücûh dışındaki ortaklıklarda ise kar bölüşümü seçmeli olarak yapılır (Çizakça, 1999).

KAYNAKÇA

Akın, Cihangir. Kayıhan Yayınevi umumi neşriyatı.; no. 21 İlmi araştırmalar serisi ; no. 1

Çizakça, M. 1999. “İslam Dünyasında ve Batıda İş Ortaklıkları Tarihi“. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

MUDÂREBE – TDV İslâm Ansiklopedisi. y.y. Tarihinde 30 Mayıs 2019, adresinden erişildi https://islamansiklopedisi.org.tr/mudarebe

VÜCÛH – TDV İslâm Ansiklopedisi. y.y. Tarihinde 30 Mayıs 2019, adresinden erişildi https://islamansiklopedisi.org.tr/vucuh

Yurttadur, Mustafa – Yıldız, İshak. Faizsiz Finans. İstanbul: Beta Yayıncılık, 2017.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir