Giriş
Küresel finans sisteminde alternatif bir yaklaşım sunan İslami finans, yaklaşık 4 trilyon dolarlık varlık hacmiyle toplam küresel varlıkların %1’inden azını oluştursa da etik ve sürdürülebilirlik ilkelerine odaklanan bir dünyada giderek daha fazla ilgi çekmektedir. Dünya nüfusunun yaklaşık %25’ine hizmet ediyormuş gibi görünse de daha yakından incelendiğinde İslami finansın finansal faaliyetleri eşitlik, sosyal adalet ve çevresel sürdürülebilirlik gibi Şeriat değerleriyle uyumlu hale getirme potansiyeli ortaya çıkmaktadır.
Bu blog yazısı, İslami finansın temel ilkelerini, tarihsel gelişimini, büyümesini sağlayan faktörleri ve geleneksel finans sisteminden ayıran özelliklerini ele almayı amaçlamaktadır. Ayrıca, İslami finansın kurumsal sosyal sorumluluk (ESG) ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) ile olan derin bağlantısı, karşılaştığı fıkhi tartışmalar ve gelecekteki potansiyeli de bu kapsamda değerlendirilecektir. Finansal işlemlerin sadece kâr amacı gütmekten öte, ahlaki ve etik değerlerle nasıl harmanlandığını anlamak, İslami finansın bugünkü konumunu ve gelecekteki rolünü kavramak için kritik öneme sahiptir.
İslami Finansın Temel İlkeleri ve Etik Boyutları
İslami finans, paranın kendisinin içsel bir değer taşımadığı, sadece değer taşıyan ürün ve hizmetleri değiş tokuş etmenin bir yolu olduğu inancına odaklanır. Bu temel anlayış, paranın kendisinden faiz (riba) yoluyla gelir elde etmenin haram (yasak) olması gerektiği ilkesini doğurur. Faiz yasağı, İslami finansı geleneksel bankacılık sisteminden ayıran en belirgin özelliktir. Bunun yerine, İslami finans risk paylaşımını merkeze alır ve alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkiyi dengelemeyi amaçlar. Şeriat hukukuna göre faaliyet gösteren finansal kuruluşlar ve yatırımcılar, sabit bir faiz ödemesi yerine, kar ve zararlara ortak olurlar (mudaraba). Bu nedenle, sabit getirili menkul kıymetler yoluyla borç finansmanı riba içerdiği için yasaktır.
İslami finansın etik çerçevesi, Tevhid (Allah’ın birliği) ilkesine dayanır ve bu ilke, finansal ilişkilerde etik sorumluluk ve hesap verebilirlik hissi aşılar. Şeriata uyumluluk, faiz yasağının yanı sıra belirsizlik (gharar) ve kumar, silah üretimi gibi haram (yasak) kabul edilen sektörlere yatırımların da yasaklanmasını içerir. İslami finans, şirketleri ve yatırımcıları çevre, ekonomi ve toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmaya teşvik eder; örneğin, çevreye zarar veren veya silahlara yatırım yapan ticari girişimleri yasaklar.
İslam hukukunda hukm taklifi (yükümlülük hükümleri) olarak bilinen bir bölüm, insan eylemlerini beş kategoriye ayırır: farz/vacip (zorunlu), mendup (tavsiye edilen), mekruh (hoş görülmeyen), mubah (izin verilen) ve haram (yasak). Kamali’ye göre, farz ve haram eylemler yasal güce sahipken, diğer üç kategori mahkemelerde yargılanamayan ahlaki alanlara girer. Bu ayrım, İslami finansın sadece yasal uyumluluktan öte, geniş bir ahlaki çerçevede hareket etme yükümlülüğünü ortaya koyar. Nitekim, aşırı borçluluğun zararları ve borcun geri ödenememesi durumundaki ahlaki sonuçları da bu çerçevede değerlendirilerek İslami finans uygulamalarının sadece yasal değil, aynı zamanda etik ve ahlaki değerlerle de uyumlu olması beklenir.
İslami Finansın Büyümesi ve Küresel Etkisi
İslami finans sektörü, son yıllarda hızlı bir büyüme sergilemektedir. 2026 yılına kadar yıllık ortalama %8 büyümesi beklenen İslami finans, piyasadaki en hızlı büyüyen sektörlerden biridir. Tarihsel olarak Orta Doğu’nun petrol ihraç eden ülkelerinde yoğunlaşmış olsa da İngiltere, Kanada ve Avustralya gibi çekirdek olmayan pazarlarda da hızlı bir büyüme kaydetmektedir. Örneğin, Avustralya ilk İslami bankasına 2022’de lisans vermiş ve İngiltere, 7,5 milyar dolarlık İslami finans varlığıyla çekirdek olmayan piyasadaki en büyük oyuncu olmuştur.
Bu büyümenin arkasındaki temel faktörler arasında İslami fintech’e yapılan yatırımların artması ve daha dijitalleşmiş bir bankacılık sistemine geçiş bulunmaktadır. Suudi Arabistan’ın fintech sektörü 2021-2022 arasında %79 büyürken, küresel İslami Fintech pazarının 2026’da 179 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Ayrıca, Şeriata uygun bankalar ile geleneksel bankalar arasındaki birleşmeler de sektörün gücünü göstermektedir. Uganda ve Bangladeş gibi geleneksel olarak düşük gelirli ve banka hesabı olmayan önemli Müslüman nüfusa sahip ülkelerde de İslami finans, bankacılık hizmetlerine erişim sağlayarak sürdürülebilirliği teşvik etmektedir. Pakistan’ın 2027’ye kadar faizsiz İslami bankacılık sistemine geçeceğini açıklaması da bu büyümeyi destekleyen önemli bir gelişmedir.
İslami bankacılık, küresel finansal sistem üzerinde çeşitli etkiler yaratmaktadır. İlk olarak, geleneksel bankacılıktan farklı finansal ürünler sunarak finansal hizmetlerde çeşitliliği artırmaktadır. İkinci olarak, etik ve sürdürülebilir finans vurgusu, sosyal sorumlu yatırımlar arayan yatırımcıları çekerek finansal kapsayıcılığı teşvik etmektedir, özellikle Müslüman nüfusun yoğun olduğu bölgelerde. Üçüncü olarak, Sukuk (İslami tahviller) küresel sermaye piyasalarına yeni enstrümanlar sunmuş ve büyük projeler için sermaye toplama imkânı sağlamıştır. Ekonomik belirsizlik dönemlerinde İslami bankaların istikrarı, küresel finansal sistemin genel istikrarı üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Ayrıca, İslami bankalar ile geleneksel finansal kurumlar arasındaki artan iş birliği, daha entegre bir küresel finansal sistem oluşmasına katkıda bulunmaktadır.
İslami Finans Araçları ve Kurumları
İslami finans, Şeriat ilkelerine uygun, etik ve adil finansal işlemleri vurgulayan bir dizi finansal araç kullanır. Bu araçlar, geleneksel bankacılıkta kullanılan faiz tabanlı enstrümanlara alternatifler sunar. Başlıca İslami finans araçları şunlardır:
- Mudaraba: Bir tarafın sermaye (Rab al-Mal) sağladığı, diğer tarafın ise uzmanlık ve yönetim (Mudarib) sağladığı bir ortaklık düzenlemesidir. Kâr, üzerinde anlaşılan bir oranla paylaşılırken, zararlar sermaye sağlayıcısı tarafından karşılanır.
- Muşaraka: Tüm ortakların sermayeye katkıda bulunduğu ve kâr ile zararların sermaye katkılarına orantılı olarak paylaşıldığı bir ortaklıktır. İş birliğini ve risk paylaşımını teşvik eder.
- İcara: Finansal kuruluşun bir varlığı satın alıp belirlenen bir süre için müşteriye kiralaması esasına dayanır. Kira süresi sonunda varlığın mülkiyeti müşteriye devredilebilir.
- Sukuk (İslami tahviller): Somut bir varlığın mülkiyetini temsil eden Şeriata uygun tahvillerdir. Geleneksel tahvillerin aksine, Sukuk sahipleri faiz yerine dayanak varlık tarafından üretilen kârın bir yüzdesini alırlar.
- Tekafül (İslami sigorta): Karşılıklı yardımlaşmaya dayalı bir sigorta modelidir. Sigortalılar bir Tekafül fonuna katkıda bulunur ve bir zarar durumunda tazminat bu fondan karşılanır.
- Qard al-Hasan (Faizsiz kredi): İhtiyaç sahiplerine verilen faizsiz bir kredidir. Borçlu sadece anapara miktarını geri ödemekle yükümlüdür.
İslami finans kurumları arasında İslami Bankacılık (en büyük varlık sınıfı), İslami Fonlar (yönetim altındaki varlıklar on yılda %300 arttı), Tekafül ve Vakıf (yerel topluluk için getiri veya fayda sağlayan sabit bir varlığın bağışlanması) yer almaktadır.
Borçlanma, İslami finansta genellikle murabaha, bai-muajjal (vadeli satış), istisna/selem (objesi ertelenmiş satış veya peşin ödemeli satış) ve icara (leasing) gibi enstrümanlarla oluşturulabilir ve prensipte caizdir. Ancak, İslam, aşırı borçluluğu teşvik etmez. Hz. Peygamber’in (sav) hadislerinde aşırı borçlanmadan kaçınma yönünde açık tavsiyeler bulunmaktadır. Borçluluk hali, yalan söylemeye ve verilen sözleri tutmamaya yol açabileceği gibi, borcunu ödeyemeden vefat eden bir kişinin cenaze namazının kılınmasına bile tereddütle yaklaşılmıştır. Bu durum, borçluluğun sadece finansal değil, aynı zamanda ciddi ahlaki sonuçları olduğunu göstermektedir. Yüksek borç seviyelerinin bireylerin refahını olumsuz etkilediği ve ekonomik krizlerde yıkıcı sonuçlara yol açtığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle, İslami bankaların finansman uygulamalarında sadece yasal uygunluğa odaklanıp aşırı borçluluğun ahlaki ve refah üzerindeki olumsuz etkilerini göz ardı etmeleri etik dışı kabul edilebilir.
ESG, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve İslami Finans
Günümüzde yatırımcıların, hükümetlerin ve şirketlerin Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) ilkelerine odaklandığı bir dünyada, İslami finans bu tür etik ve sürdürülebilir uygulamaları birleştirmek için tamamlayıcı bir yaklaşım sunmaktadır. Bu uyum, Şeriatın “değer yaratmayı ve zararı önlemeyi teşvik eden amaçlanan sonuçlarına” dayanmasından kaynaklanır. İslami finans, şirketleri ve yatırımcıları çevre, ekonomi ve toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmaya teşvik eder; örneğin, silah yatırımlarını veya çevreye zarar veren ticari girişimleri yasaklar.
ESG ile İslami finans arasında “yeşil temalı” veya “sürdürülebilir” sukuk ihracı yoluyla bir bağlantı zaten ortaya çıkmıştır ve bu pazar 2021 yılında 15 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmıştır. Rekor düzeydeki 5,3 milyar dolarlık ESG sukuk ihracı, İslami finansın bu alandaki potansiyelini göstermektedir. Dubai İslam Bankası’nın 750 milyon dolarlık sürdürülebilir sukuk ihracı buna örnek teşkil eder.
İslami finans, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin (SKH) gerçekleştirilmesinde önemli bir rol oynama potansiyeline sahiptir. SKH’ler, 2015 yılında BM’ye üye ülkeler tarafından kabul edilen ve 2030 yılına kadar yoksulluğun sona erdirilmesi, gezegenin korunması ve herkes için refahın sağlanmasını amaçlayan 17 küresel hedeftir. Bu hedeflere ulaşmak için yıllık 5 ila 7 trilyon dolar arasında finansman gerekmekte olup, gelişmekte olan ülkelerde 2,5 ila 3 trilyon dolarlık bir finansman açığı bulunmaktadır. İslami sosyal finans, bu açığı kapatmada önemli bir potansiyel sunmaktadır.
İslami sosyal finans, hayırseverliğe dayalı geleneksel İslami kurumlar olan zekât, vakıf ve sadaka ile çağdaş İslami mikrofinans kurumlarını kapsar.
- Zekât: Yıllık 200 milyar ila 1 trilyon dolar arasında bir fon sağlayabileceği tahmin edilmekte ve yoksulluğun sona erdirilmesi (SKH 1), açlığın sıfırlanması (SKH 2) ve eşitsizliğin azaltılması (SKH 10) gibi hedeflerle doğrudan ilişkilidir.
- Vakıflar: Küresel olarak varlık değerlerinin 1 trilyon doları aşabileceği ve hatta 3 trilyon dolara ulaşabileceği tahmin edilen önemli bir sosyal finans kaynağıdır. Vakıflar, uygun fiyatlı konutlara erişim (SKH 11), iyi sağlık hizmetleri (SKH 3) ve eğitime erişim (SKH 4) gibi alanlarda katkı sağlayabilir.
- Mikrofinans: Yoksulluğu azaltmayı amaçlayan ve kalkınma faaliyetlerini destekleyen önemli bir araçtır.
Arap coğrafyasındaki SKH ilerlemesi incelendiğinde, bölgede veri eksikliği, yoksulluk, çatışmalar ve ekonomik eşitsizlik gibi ciddi sorunlar yaşandığı görülmektedir. Örneğin, 2023 itibarıyla nüfusun %20,2’si günde 2,15 dolardan daha az bir gelirle yaşamaktadır. Bölgedeki askeri harcamalar GSYH’nin %2,2’si olan dünya ortalamasını aşmasa bile, bu harcamalar sosyoekonomik kalkınmadan fonları uzaklaştırmakta ve bu fonlar SKH finansmanı için kullanılabilecekken âtıl kalmaktadır. Bölgenin su, çevre ve yenilenebilir enerji konusundaki yoğun yatırımları ve sağlık yatırımlarındaki artışlar umut verici olsa da genel olarak SKH’lere ulaşmada önemli zorluklar devam etmektedir. Özellikle yasa dışı mali akışlar ve israf gibi sorunlar kaynakların etkin kullanılamamasına yol açmaktadır.
İslami Finansın Karşılaştığı Fıkhi Tartışmalar ve Zorluklar
İslami finansın modern dünyadaki uygulamaları, klasik İslam fıkıhında doğrudan yer almayan ancak Şeriatın amaçları (Makasıd-ı Şeria) doğrultusunda geliştirilen yeni akit türleri ve ürünlerle karakterizedir. Bu durum, modern İslam fıkıh araştırmalarında ve fetva heyetlerinde çeşitli fıkhi tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Doç. Dr. Necmeddin Güney’in ifadelerine göre, İslami finansın fon toplama tarafında Mudaraba yöntemi genellikle tartışmasız kabul edilirken, Sukuk daha tartışmalı bir alandır. Özellikle icare veya hibrit sukuk türleri hakkında fıkhi tartışmalar devam etmektedir; örneğin, sukukun garantili gelir olarak algılanması ve katılım hesaplarından daha yüksek kâr dağıtması eleştirilere yol açabilmektedir.
Fon kullandırma tarafında ise Murabaha ve leasing yöntemleri sektörde yaygınlaşmış ve nispeten oturmuşken, organize teverrük (veya Malezya’da “emtia murabahası” olarak bilinen) uygulaması ciddi bir problem ve tartışma alanı oluşturmaktadır. Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) bünyesindeki merkezi danışma kurulu, organize teverrükün fon kullandırmak amacıyla kullanılamayacağını açıkça standartlarında belirtmiştir. Alacakların yeniden yapılandırılması ve enflasyonun alacaklar üzerindeki etkisi gibi konular da katılım bankacılığında ilk günden itibaren devam eden fıkhi tartışmalar arasındadır. Ayrıca, katılım bankacılığının Merkez Bankası ile ilişkilerini faizsiz bir şekilde nasıl yürüteceği de yeni bir tartışma alanı olarak gündeme gelmiştir.
Katılım sigortacılığı (Tekafül), Türkiye’de katılım bankacılığına göre gecikmeli olarak gelişse de hızlı bir atılım yapmıştır. Sigortacılık konusu, İslam dünyasında 1850’lerden bu yana tartışılmaktadır. Sosyal sigortaların ve kooperatif usulü sigortaların caiz olduğu konusunda genel bir mutabakat varken, kâr amaçlı ticari sigortaların caiz olup olmadığı hala görüş ayrılığına neden olmaktadır. IOFI gibi kuruluşlar, ticari sigortanın caiz olmayacağı genel kanaatini esas alarak Tekafül standartları ortaya koymuştur. Tekafül, bir açıdan kooperatife, diğer açıdan ise ticari sigortaya benzeyen karma bir yapıya sahiptir. Prim havuzuna verilen paranın mahiyeti, artan paranın iadesi gibi detaylar tartışma konusu olsa da sigorta alanı özü itibarıyla çok tartışma yaratan bir alan değildir.
Katılım endeksleri, borsada İslami esaslara uygun hisse senetlerini belirleyen endekslerdir. Anonim şirketlerin Şeriata uygunluğu ve sınırlı sorumluluk prensibi uzun süre tartışılmış, ancak 1980’lerden itibaren uluslararası fetva heyetleri tarafından caiz kabul edilmiştir. Borsa yatırımlarında temel sorun, yatırım yapılan şirketin haram faaliyetlere bulaşmaması ve finansal yapısının Şeriat kriterlerine uygun olmasıdır. Ancak, şirketlerin birçoğunun kaldıraçlı çalışması ve faizli krediler kullanması nedeniyle, IOFI gibi kuruluşlar belirli tolerans oranları (örn. gayrimeşru gelirin piyasa değerinin %5’ine kadar olması) belirlemiştir. Bu oranların belirlenmesi ve manipülasyon gibi makroekonomik konular da tartışılmaya devam etmektedir.
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) de fıkhi açıdan önemli bir konudur. Türkiye’de 2008 yılına kadar emeklilik yatırım fonlarının faizli devlet iç borçlanma senetlerine yatırım yapma zorunluluğu nedeniyle faizsiz BES’ten bahsetmek mümkün değildi. Ancak bu zorunluluğun kaldırılmasıyla faizsiz BES planları ve faizsiz emeklilik yatırım fonları gelişmeye başlamıştır. Sistemde biriken paraların helal alanda değerlendirilmesi esas olup, katılımcıların faizsiz planları seçmesi durumunda Şeriata uygunluk sağlanır. Karma (konvansiyonel ve faizsiz) şirketlerdeki ayrı havuzların yönetimi ve yıllık gelir sigortası gibi nadir durumlar tartışma konusu olsa da faizsiz fonların seçilmesi durumunda BES’in büyük bir problem içermediği belirtilmektedir.
İslami finansın karşılaştığı bir diğer önemli zorluk ise düzenleyici engellerdir. Düzenleyicilerin hem ESG politikalarına hem de Şeriata uyumluluğu aynı anda sağlaması gerekliliği, “evrak üstünde ölüm” olarak nitelendirilebilecek bir bürokratik yüke yol açmaktadır. Bu ikili uyumluluğun getirdiği zaman ve maliyet, işletmeleri İslami finansal yapılardan uzaklaştırabilir. Bu engellerin üstesinden gelmek için, düzenleyici kurumların hem ESG hem de Şeriat ile uyumlu verimli bir çerçeve oluşturması ve İslami finans sektörüne katılıma yönelik teşvikler geliştirmesi gerekmektedir.
Sonuç
İslami finans, etik ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla küresel finans sisteminde giderek artan bir oyuncu konumundadır. Faiz yasağı, risk paylaşımı ve Şeriat uyumluluğu gibi temel ilkeleriyle geleneksel finans sisteminden ayrışan İslami finans, Tevhid inancından beslenen güçlü bir ahlaki zemine sahiptir. Son on yılda gözlemlenen hızlı büyüme hem çekirdek hem de çekirdek olmayan pazarlarda, İslami fintech yatırımları ve artan dijitalleşme ile desteklenmektedir.
İslami finans araçları olan murabaha, icara, mudaraba, musharaka, sukuk ve tekafül, etik ve adil finansal işlemleri teşvik ederken, İslami sosyal finans kurumları olan zekât, vakıf ve mikrofinans, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine (SKH) ulaşmada hayati bir rol oynamaktadır. Özellikle yeşil ve sürdürülebilir sukuk ihraçları ile İslami finans, ESG ilkeleriyle derin bir uyum sergilemekte ve küresel enerji geçişinin finansmanına önemli katkılar sunmaktadır.
Ancak, modern İslami finans uygulamaları, özellikle sukuk, organize teverrük, alacakların yeniden yapılandırılması ve Merkez Bankası ilişkileri gibi konularda fıkhi tartışmalarla karşı karşıyadır. Ayrıca, borçlanmanın etik boyutu ve aşırı borçluluğun ahlaki ve refah üzerindeki olumsuz etkileri, sadece yasal uygunluğun ötesine geçerek kapsamlı bir değerlendirmeyi gerektirmektedir. Düzenleyici çerçevelerin sadeleştirilmesi ve Şeriat uyumluluğu ile ESG hedeflerinin entegrasyonu, sektörün potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarması için kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak, İslami finans, sadece bir finansal sistem olmaktan öte, insanlığın temel değerleri olan adalet, eşitlik ve ahlakı finansal faaliyetlerle birleştiren bütünsel bir yaklaşımdır. Gelecekte, standartlaşma çabaları, teknolojik yeniliklerin entegrasyonu ve sosyal etki odaklı faaliyetlerin artırılmasıyla İslami finansın küresel finansal sistemdeki konumu daha da güçlenecek ve daha dirençli, kapsayıcı ve etik temelli bir uluslararası finansal manzara oluşturma vaadini taşıyacaktır. Bu bağlamda, İslami finansın sadece nicel büyümesine değil, aynı zamanda etik ve sosyal hedeflerine ulaşma kapasitesine odaklanmak, sektörün sürdürülebilirliği ve insanlık için gerçek faydalar sağlaması açısından büyük önem arz etmektedir.
Kaynakça
Akbulak, Y. (2023, 2 Mart). ‘İslami Finans’ İzlenecek Bir Şey midir? *. LEGAL BLOG.
Akdemir, T., & Yeşilyurt, Ş. (2018). DEVLET BORÇLARININ DİNİ VE FELSEFİ TEMELLERİ. DergiPark, 16(32), 177-200.
Akten Çürük, S., & Şen Küçük, G. (2021, 31 Mayıs). İslami Finans Gerçekten Etik mi? Nitel Bir Araştırma. Uluslararası Akademik Birikim Dergisi, 4(1).
Ahmed, H. (2011, Aralık 19–21). Defining Ethics in Islamic Finance: Looking Beyond Legality. 8th International Conference on Islamic Economics and Finance.
Bombang, S. (t.y.). ETHICS AND THE PRINCIPLES OF ISLAMIC BANKING IN THE PERSFEKTIF ISLAMIC ECONOMICS LAW. Neliti.
Güney, N. (t.y.). Katılım Finans’ta Fıkhi Meseleler. Mavera TV. YouTube.
Hatunoğlu, Z., Satır, H., & Yaşar, F. (2019, Ekim). Katılım Bankalarının Kurumsal Sosyal Sorumluluk Performanslarının Değerlendirilmesi: ENTROPİ ve TOPSİS Yöntemleri ile Uygulama. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 16(2), 613-639.
Kavakcı, S. (2025, Mayıs). İSLÂMİ SOSYAL FİNANS BAĞLAMINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ. İKAM Araştırma Raporları: 33.
Usman, B. (2021). Navigating Financial Principles: An In-Depth Exploration of Islamic Banking and its Ethical Foundations. International Journal of Early Childhood Special Education (INT-JECSE), 13(02), 2642-2648.